GEÇMİŞİN ACI İZLERİ PART-6

477 Words
TANIŞMA NOKTASI – "GÖZ HATTI" 15.04 – TÜRKİYE-İRAN SINIRI / GEÇİCİ İLERİ KARARGÂH Helikopterin pervanesi durduğunda toz havada kaldı. Telsizden "Kule serbest." anonsu duyulurken çadırın dışında duran Tunç, yere çökerek haritayı gözden geçiriyordu. Komutan yardımcısı hızla yaklaştı. “Yeni özel tim geldi komutanım. Kadın liderliğinde.” Tunç başını kaldırmadı. “İsim?” “Yaman. Kıdemli Üsteğmen Seyde Gül Yaman.” Kısa bir duraksama. Tunç gözlerini haritadan ayırmadan içinden geçirdi: "Yaman soyadı… tanıdık." Sonra ayağa kalktı. Omzunu silkeler gibi yaptı, tozu üzerinden attı. Sert ama mesafeli bir yürüyüşle helikopterin indiği alana yöneldi. Orada… Göz göze geldiler. Birbirine çok benzeyen iki hayat… ama biri içinde suskunlukla büyümüş, diğeri öfkeyle… İkisi de çok uzun süredir kimseyle gerçekten “konuşmamıştı.” İlk bakışta birbirini tanımayan ama tanıyan iki yalnız. Biri adıyla var olmuş, diğeri adını alabilmek için savaşmış. Seyde sert bir selam verdi. “.Kıdemli Üsteğmen Yaman 5 kişilik özel timimle göreve hazırım komutanım" Tunç karşılık verdi. Gözleri o an başka bir yerdeydi, ama yüzü donuktu. “Yüzbaşı Tanalp Görev bölgesi benim alanım.” Seyde'nin gözleri küçüldü. “Hakimiyet tartışması mı başlatıyoruz daha ilk dakikada, Yüzbaşım?” Tunç başını eğdi, omzundaki apoletleri düzeltti. “Hayır. Ama burası dost sohbeti yapılacak bir yer değil. Alanda kontrol bende olacak. Kayıp vermeyi sevmem.” Seyde'nin sesi daha da soğudu. “Ben de emir almamayı severim.” Tunç gülümsedi. Ama bu bir tebessüm değil, yorgun bir kırılmaydı. “Bu da demek oluyor ki, aramızda ya biri ölecek… ya da bir şey doğacak.” Kısa bir sessizlik. Timin diğer üyeleri gerildi. Fakat tam o anda... Seyde gözlerini kaçırmadan bir adım attı, Tuncay’ın karşısına geldi. “Görev ne olursa olsun, emirlere uyarım. Ama kuralları yazanların nerede yaşadığını biliyorum. Arazide kalbimle değil aklımla savaşırım. Bunu herkes kaldıramaz. Kaldırabiliyorsan, yolumda yürü. Değilsen önümden çekilin komutanımx son.” Tunç içinden: "Kalbiyle savaşmayan biri... Peki ya içinde hiç kalp kalmadıysa?" Bir adım geri çekildi. “Toplantı çadırında 5 dakika sonra. Haritalar masada. İstihbarat raporu sizden önce geldi, yorumunuzu duymak isterim.” Seyde kısa bir selam çaktı. “Anlaşıldı komutanım.” Arkasını döndüğünde Tunç, ilk defa bir kadına arkasından bakmıyordu. Onun yürüyüşüne değil, yüküne odaklanmıştı. Omuzları dikti ama içi eğikti. --- 15.40 – TOPLANTI ÇADIRI Tunç haritanın başında. Seyde, oturmak yerine ayakta dikiliyordu Tunç konuştu: “Bu bölge, Viraj Kampı’na açılan geçit. Dron görüntülerine göre gece 02:00'de hareketlilik bekleniyor. Sızma yapılacak. Sessiz, izsiz.” Seyde söz aldı: “Fakat şu noktadaki kayalıklar doğal değil. Biri onları oraya bilinçli yığmış. Görünmek istemeyen biri, görünmeye çalışmış gibi.” Tunç göz ucuyla ona baktı. İçinden: "Görünenle yetinmeyen biri..." Ve kendi kendine tekrar etti: “Biri ölecek ya da bir şey doğacak.” … O gece görev başladı. Seyde, Tunç’un hemen arkasındaydı. Tunç ise ilk defa biriyle sırt sırta vermenin rahatlığını hissetti. Henüz adı konmamıştı. Henüz bir tebessüm bile paylaşmamışlardı. Ama Tunç, çantasına ilk kez fazladan bir şey koydu: Bir çift ela rengi gözün hatırını. …
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD