Gökhan’dan Gözlerimi araladığımda ilk hissettiğim, yanağımdaki hafif ama güven veren sıcaklıktı. Ardından sol kolumdan omzuma doğru yayılan keskin bir sızı saplandı. Bilincimin ucunda, operasyonun son anları hâlâ bulanık kareler hâlinde dönüyordu; Ciwan’ın “Aldık, bitti!” diye bağırışı, kulaklarımda yankılanan son net sesti. Ondan sonrası ise puslu, karanlık bir boşluğa karışmıştı. “Oğlum… nasılsın?” Babamın sesi, sisli düşüncelerimin arasına sert ama tanıdık bir çizgi çekti. Başımı zorla o yöne çevirdiğimde, yüzündeki yorgunluk ve endişe birbirine karışmıştı. Odanın penceresinden dışarı baktım; karanlık gökyüzü, buraya kaçıncı gece düştüğünü bilmediğim bir zamanı işaret ediyordu. “İyiyim baba… sadece kolum…” diye mırıldandım. Parmağımı bile oynatmaya çalıştım ama sanki bedenim emirleri

