Kasabanın biraz yukarısındaki meşhur mağarayı görmek için sıkıca giyinip kendilerini kar kaplı çayırlığa attılar. Araba yolu olmadığı içinde dik bir çayırlıkta yürümek zorundalardı. Etrafta kış mevsiminin verdiği soğukluktan dolayı hayvanlar dışında kimsecikler yoktu. Yol boyu Tibet, Beliz'le dalga geçip ona laf sokuyor, Beliz'de onun ayağının altındaki toprağı sallayıp dengesini kaybetmesini izliyordu. Çocuklar gibi eğlenip birbirleri ile uğraşıyorlardı. Yoğun kar yağışı biraz ara vermiş olsa da tüm dağ eteği kara gömülmüştü. Simya'nın aklında hala Can vardı, bu kısa süreli ayrılık bile ona uzun gelmişti. Baya yürüdükten sonra sonunda mağaranın girişine ulaştılar ama hepsi çok yorulmuştu. Soğuk rüzgârın vurduğu yüzü tamamen kızaran Simya mağaranın taş duvarına yaslanıp "Çok üşüdüm" dedi.

