Bir süreli sessizlikten sonra herkes birbirine baka kaldı. Kimsenin bir şey konuşası gelmiyordu. Masanın üstünde duran günlüğe gözlerini diken Simya, her halinden bir şeyler düşündüğü belli olan Beliz, pencerenin kenarına oturup karanlıkta dans eden ağaçları izleyen Can ve kolyeyi elinde sıkıca tutan Tibet... "Hemen geleceğim" dedi Beliz ayağa kalkarak "Profesör Çimen'in bir kitabını ödünç almıştım. Belki içinde günlüğü okumamıza yardımcı olabilecek bir şeyler vardır" Tibet'i de peşine takarak kütüphaneden çıktılar. Baş başa kalan Can ve Simya hiç konuşmuyordu sadece birbirlerine bakıyorlardı. Can herkese nazaran konuyla hiç alakalı değildi. Konuşmadan köşede sessizce konuşulanları dinlemişti. "Sen iyi misin?" dedi Simya. Can evet der gibi kafasını salladı. Beliz elinde kocaman bir kita

