27

1598 Words

Önce gözlerine inanamadı, kendisine bir ömür yetecek kadar boya varmış gibi gözüküyordu. O anda kimin almış olabileceğini unuttu, tek tek paketleri açıp hepsini kontrol etti. Halasının ona almayacağı kadar güzel boyalardı. Saat şeklinde kütüphanenin kapısı açıldı, Can yavaşça Simya'ya yanına yürüdü. Hala boyalara bakan Simya onu fark etmemişti bile. Can soğuk ve kalın sesiyle "Tibet nerede biliyor musun?" dedi. Sesi her zamanki gibi ciddi çıkıyordu. Simya kafasını kaldırıp Can'la göz göze geldiğinde kafasına onun bugün kasabaya gittiği dank etti. "Bunları bana sen mi aldın?" dedi elindeki birkaç takım boyayı göstererek. Can anlamamış olacak ki kaşları çatık bakıyordu hala. "Gerçekten çok teşekkür ederim" dedi Simya gözlerinin içi parlıyordu. Can'ın ona çikolata getirmesine alışkındı

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD