"Eşit sayılırız" dedi Tibet gülüşüne karşılık vererek. Kafasını Tibet'in omzuna koydu bir süre sessizce oturdular. Yağmurun ıslattığı toprak mis gibi bir kokuyordu. Bulutların arkasında kalmış güneş yüzünü hafifçe göstermeye başlamıştı. Yemek saati olduğundan bahçede kimse yoktu. Konuşmadan bir süre el ele sessizce oturdular. Erkek binasından çıkıp gelen ayak sesleri taş merdivende yankılanıyordu. Merdivenleri yavaşça çıkan bu kişi Can'dan başkası değildi. Tam karşısında el ele oturan arkadaşlarına baktı, Tibet elini çekmek için hamle yapsa da Simya elini bırakmadı. Can ana binadan içeri girmek yerine karşılarında bir süre dikildi. Patlak dudağı, düşmüş kaşları ve suçluluk dolu gözleriyle onlara baktı. Simya boşta kalan eliyle gel diye Can'a işaret yaptı. Ses etmeden yanlarına oturdu. Can

