Her şey bir rüya gibiydi. Uyanmak istemeyeceğim kadar toz pembe bir dünyaya gözlerimi açmıştım. Serhat'ın romantik halleri aklımı başımdan almıştı. Benden uzak duramayışı , sürekli öpüp sarılması çok hoşuma gidiyordu. Kahvaltıyı dışarı da yapmak istemiştik ama bir türlü evden çıkamamıştık. Sabah öpücüğü uzadıkça uzamış saat on bir olmuştu çoktan. " Hadi çıkalım artık öğlen oldu neredeyse " dedim en sonunda. Dudaklarıma minicik bir öpücük kondurup geri çekildi. "Tek suçlusu sensin prenses , bu kadar güzel olmasaydın o yataktan daha erken çıkabilirdik " dedi utanmaz adam. Yüzümün kızarması için elinden geleni yapıp başarıyordu da. Beni utandırmaya bayılıyordu. "Utanmaz herifin tekisin biliyorsun değil mi " " Bence karımı istediğim kadar utandırma hakkına sahibim " dedi göz kırparak. Eli

