Her ne kadar geç kalmamak için çabalasamda Asya konserin sonuna kadar kalmakta ısrar etmişti. Ayrıca Nil alkol almasa da Asya birkaç biradan sonra hafif çakır keyif olmuştu. Bu nedenle Nil onu eve daha da zor getirmişti. Alarm çalarken sanki hiç uyumamışım gibi hissediyordum. Gerçi 2 saat falan ancak uyumuştum. Uyumaktan sayarsak onu da. Duş almak için erkenden kalkmıştım gene. Neyseki kıyafetlerim her zaman hazırdıda onları ütülemek için çaba sarf etmeden çabucak giyindim. Karşılamadaki öğrenciler şenlik tişörtü yerine daha resmi kıyafetleri tercih ederlerdi. Ben de siyah kumaş pantolon siyah spor ayakkabı krem renginde gömlek tercih etmiştim. Üzerime de blazer siyah ceket almıştım. Kendi topluluğumuzda da bu tarzda etkinlikler düzenlediğimiz için kıyafetim vardı. Emir'in "geldim" mesaji üzerine kapıyı kapatıp çıktım. Emir ön koltuğa şoförun yanına oturmuştu, o da oldukça hoş görünüyordu. Arkaya geçip selamlaştıktan sonra yola koyulduk. Havaalanı bir saat uzaktaydı. Emir kendini uykuya verirken ben de kendi düşüncelerimde kayboldum.
Asya sürekli Emir'den bahsederek canıma okumuştu eve gelene kadar. Onun ne kadar yakışık olduğundan, göz rengine kadar detaylandırmayı da ihmal etmemişti. Keşke birazda kendi iç sesine kulak verseydide Emir'den hoşlandığını kabul etseydi. Ancak Asya böyleydi, kesseler en yakına asla ihanet etmezdi. Ne düşündüğünü iyi biliyordu Nil. İlk Nil Emir'le tanıştığı için çıkma hakkı da Nil'indi. Ne saçma bir düşünce yapısıydı. Ama genede geçmişte yaşadıkları nedeni ile bu özelliği Nil için çok anlamlıydı. Emir'le tanışmaları tamamen tesadüftü. Tenis oynuyordu Nil, hazırlıktan bir arkadaşı kayıt olurken o da istemişti nedensiz. Aslında hayatı boyunca hiçbir sporda başarılı olmamıştı ama denemek istemişti. İlk yıl kayıtlar dolduğu için ikinci yılında sene başında koştur koştur Murat Hocanın odasında bulmuştu kendini. Hemen kayıt yaptırmıştı. Uygun bir de tenis raketi almıştı çarşıdan. Sandığının aksine tenisi hem sevmiş hem de başarılı olmuştu. Murat Hoca beden eğitimi bölümüne bağlıydı ve turnuvalar düzenlendiğinde hakemlik yapardı. Bir gün, " Basketbolda hakem eksiğimiz var gelsene Nil." demişti.
Nil o kadar çok şaşırmışti ki. Cevap bile verememişti. Kuralları bilmek şu yana, 1.60 lık boyu ile tepişen fillerin arasında ezilen karınca olmaya hiç niyeti yoktu. Tam "hayır" diyecekken, "Merak etme sadece skoru değiştireceksin bir de kağıda notlar alacaksın o kadar." sanki hayır demesini engellemek için konuşmuştu Murat Hoca. "Tamam" demişti sonunda. Murat Hocayı çok seviyordu Nil. İşini hakkıyla yapan hocalardan biriydi. Tenisi gerçekten çok iyi öğretiyor her öğrencisi ile ayrı ayrı ilgileniyordu. O zamandan beri akşamları turnuva olduğunda beden eğitimi bölümüne gider devlerin arasında hakemlik yapardı. Murat Hoca arada resmi olarak hakemlik başvurusu yapmasını bile teklif etmişti. Ancak planları arasında böyle bir şey yoktu Nil'in. O sadece zaman geçiriyordu. Zamanla maç yönetecek kadar ilerlemişti ancak öyle bir şey olmamıştı. Sadece kenarda skor tabelasını değiştiriyordu. Baya bir kişiyle de tanışmıştı. Gerçi tanıştıkları kule kadar insanlardı ya neyse. Emir'le de bu şekilde tanışmışlardı. Sakatlandığında saha kenarında beklerken konuşmaya başlamışlar arada karşılaşmaları devam etmişti. En son şenlik ekibinde Emir onu kendi ekibine istediğinde daha yakın arkadaş olmuşlardı. Ancak Asya'nın düşündüğünün aksine Nil hiç Emir'den o şekilde etkilenmemişti. Evet, kumral saçlar, yeşil gözleri, 1.95 lik boyu ile çok yakışıklı idi. Ancak Nil ne elini tutmak istemiş ne onu öpmek istemişti. Hayalinde bile canlandırmamıştı. Birazda olsa cinsel çekim olmalı diye düşünüyordu Nil diğeri zorlama olurdu yoksa.
Nil'in asıl sorunu da buydu zaten. Genellikle birinden hoşlanır o kişinin peşinden koşar diğer tüm erkeklere kendisini kapatırdı. Lisede hep böyle olmuştu. Beğendikleri erkeklerde ona hiç bakmamışlardı. Üniversiteye gelince bunu değiştirmek için Batuhan'ın ısrarlarına tamam demiş belki zamanla etkilenirim demişti. Ancak onu öptüğünde bile hiç bir kıvılcım olmamıştı. Hep uzak durmuş Batuhan cinselliğe yöneldikçe kaçmaya çalışmıştı. Ancak o pisliğin onu aldatması için bahanesi olmuş. Sonunda olayı erkeklerin ihtiyacı var diye noktalamıştı. Cinselliği illa evlenince yaşarım kafasında olanlardan değildi Nil. Belirli bir yaşta kadınların da yaşaması gerektiğine inananlardandı. Zaten toplumun bu ikiyüzlü yapısına çok sinir oluyordu. Erkek istediği zaman istediği kadınla yatıp kalkıp hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ederken kadın sanki her şeyini kaybetmiş oluyordu. Buna karşıydı Nil. Kadın doğru kişi ile birlikte olmadı diye hayatının kararması ne kadar doğruydu ki zaten. Ama ilk kez biriyle birlikte olacaksa da zorlamayla değil kendi hissederek yaşamak isterdi. İnanki denemişti Nil. Belki öpünce alışır diye çokça kez öpmeyi. Hatta bir kere Batuhan'a oral seks yapmayi bile denemişti. Ancak isteği artmak yerine kusmasıyla sonuçlanmıştı. Ondan sonra iyice uzaklaşmıştı Batuhan'dan. Yinede Batuhan ayrılmamak için diretmişti.
Meğerse o cinselliğini başkalarından karşılarken Nil'i de kullanıyormuş. Vize zamanı Nil kendi derslerini bırakmış Batuhan'ın sevdiği yemekleri yapmak için çok uğraşmıştı. Batuhan mühendislik okuduğu için dersleri ondan daha zor diye sürekli Nil'e baskı kurmuştu. Yemekleri ve çalışma notlarını alıp Batuhan'ın evine doğru giderken nasıl olsa anahtarı var diye haber verme gereği duymamış. Kapıyı açar açmaz şoka girmişti. Zira o benim yakın arkadaşım kardeşim gibi diye tanıttığı kız Batuhan'ın üstünde zıplıyordu.
Elimden düşen kapların sesine dönen Batuhan "siktir" diyerek kızı üzerinden ittirdi. "Bebeğim açıklayabilirim diye başlayan konuşma en sonunda erkek ihtiyaçlarına ve benim onla olmadığıma kadar gitmişti." Gene durduk yere sinirlenmiştim. Hem suçlu hem güçlü diye tabir edilen bu olsa gerekti. Madem yetinmiyorsun kardeşim ayrıl dimi ne diye benim zamanımı harcıyorsun. Neymiş efendim beni seviyormuş ama cinsel ihtiyaçları varmış. Piç kurusu.
O zamandan beri Asya'ya göre yeni biriyle olmak istememin nedeni buydu. Ancak ben içten içe gerçeği biliyordum. Hissedemiyordum... O çekimi biliyordum. Rüyalarımda hep aynı şeyi görüyordum. Siyah saçlı, siyah gözlü bir adam vardı. O tamamen benimdi ben de onun. Asya'ya anlatmışm tabiki. Hayalimde oluşturduğum mükemmel erkek dışında kendimi herkese kapattığımı bu nedenle çekim hissetmediğimi belirtmişti. Ahh Asya psikoloji okuyordu ben de ilk elden kobaydım onun için.
Gene eski düşüncelerime dalıp zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmamıştım anlaşılan.
"Sanırım geldik." Emir'in sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.
"Hiç uyumadın mı?"
"Ahh hayır, bir kez uyandığımda asla tekrar uyuyamam."
Gülerek, "Ne garip bir özellik."
Buna garip diyorsa bir de diğer huylarımı duysa napardı acaba.
Güvenlikten geçip iç hatlarda beklemeye başladık. Az sonra Kemal Bey elinde ufak bir valiz ile göründü. "Merhaba gençler."
"Merhaba Kemal Bey Emir Koz."
"Merhaba efendim, ben de Nil, Nil Ayna. Sizinle tanışmak bir onur."
" Nil, Emir, bakalım bizi Bursa'da ne gibi maceralar bekliyor." Hep birlikte arabaya geçtik ve kahvaltı yapacağımız yere doğru ilerledik. Çok güzel mekanlarda yemek ve kahvaltı rezervasyonlarımız vardı. Çoğu restoran kendisi sponsor olarak karşılarken bazıları için de sponsorlarımız vardı. Kemal Bey'in konuşması erken saatlerde olduğu için sadede kahvaltı yapabilicektik. Şehir turu konuşma sonrasında gerçekleşecekti. Kemal Bey'in de dediği gibi bakalım bizi ne gibi maceralar bekliyordu.