5. Bölüm: "Beklenmeyen Misafir"

1105 Words
Nil: Kahvaltıya giden yol biraz sürmüştü. Arabaya bindiklerinde aklındaki soruları sorup sormamak arasında kalmıştı Nil. Ayrıca belki Kemal Bey'in dinlenmek isteyeceğini düşünmüştü. Ayrıca Kemal Bey'in nasıl bir yapısı olduğunu da bilmiyordu. Belki adam ilk sorusunda tersliycek ya da onu geçiştirmek için kısa cevaplar verecekti. Evet daha once karşılama komitesinde olmamıştı belki ama diğer arkadaşlarından çok şey öğrenmişti. Bazı konuklar çok fazla kaba olabiliyorlardı. Ancak her zamanki gibi kesinlikle yüz ifadesine her şeyi yansıtmış olmalıydıki "Sor bakalım içinde tutma." diyen Kemal Bey'in sesiyle irkildi. "Kendimi o kadar açık mı ediyorum." dedim kızararak. Evet çok açık tenli değildim ancak utanınca yanaklarım biraz kızarırdı. Kahretsin sabah sabah allığı da fazla kaçırmıştım zaten. İyice kırmızı domatese dönmüş olmalıydım. " Siz çok önemli görevlerde ve özellikle zor bölgelerde genellikle iç çatışma yaşanan ülkelerde diplomatlık hatta büyükelçilik görevi yaptınız. Bu kadar üst düzey bir bürokrat iken niye bir şirket kurma ihtiyacı duydunuz.?" " Beni araştırmışsın Nil. Özel alakan mı yoksa görev icabı mı bilemem ancak akıllı soruları severim. Evet Osmanlı döneminden beri ailemden dedem ve babam sonrasında ben diplomasi görevini yaptık. Bize göre devlete hizmet etmek her zaman bir onurdu. Ancak önceden durumlar yaşam koşulları biraz daha zorlayıcı idi. Siz bilmiyorsunuz. Şu anki bakış açısı ile o dönemde yaşamak bambaşka durumlardı. Ki benim ailem döneme göre zengin sayılan varlıklı aileler arasındaydı. Velhasıl kardeşimin hamurunda okumak ya da bizim gibi devlette çalışmak yoktu. Onun kafası ticarete çalışırdı bu yüzden başını çok kez belaya sokmuşluğu da vardı üstelik." Evet bu konuda birkaç bir şey okumuştum. Kemal Bey'in kardeşinin lakabı Karaca idi. Gerçek ismi bu muydu bilmiyorum hiç bir bilgiye ulaşamamıştım bu konuda. Sadece eski kabadayı olduğu ve hala hatırı sayılır olduğunu okumuştum ancak bulduğum bilgiler şehir efsanesi gibiydi. Gerçekliğini kanıtlar nitelikte bir bilgi yoktu. Bu kadar göz önünde olan bir aile için aslında bu da çok garipti ancak göz önünde olan genelde Kemal Bey ve ailesi idi. Karaca Bey ailesi ile birlikte Muğla'da bir çiftlikte yaşıyor işleri çocukları hatta torunları yönetiyordu. Haberlere konu olmayı asla sevmezdi. Kemal Bey devam ederken düşüncelerimden sıyrıldım. " O dönemler Afrika'da ticari ateşe gorevindeydim. İhtiyaç çok fazlaydı ancak sevkiyat güçlüğü yüzünden sermaye yatırmak isteyen yatırımcılar olsa bile mal gitmesi çok zordu. O dönemler Karaca'nın eşine miras kalmıştı. Ben de bu fikri sundum. Ee biraz hatırlı dostlarımızda vardı devkette. Onların desteği ile Afrika'ya konteyner götüren ilk şirket olduk. O zamanlar giden gemileri Türk Limanlarına girmek için ikna etmek hiç kolay olmadı. Ancak Mesleğimin ve birkaç dil bilmemin yararı çok oldu. Zamanla büyüttük, bu hale geldi. Ben de kafam atınca emekliliğe ayrıldım. " Kemal Bey'in emekliliğe ayrıldığı olayı biliyordum baya yankı uyandırmıştı. Kimisi zorla emekli edildiğini iddia etmişti. Devletin çıkarlarına uyuşmayan davranışları olduğunu iddia edenlerde olmuştu. Ancak ne olduysa devlet içinde kalmıştı. "Anladım. Peki bu emekli olma olayını sorsam. Gerçekten "persona non grata" ilan edildiniz mi?" Türkçesi istenmeyen kişi idi. Bir devlet anlaşmazlık yaşadığı ülkenin büyükelçisini çağırıp onu persona non grata ilan eder ve topraklarından ayrılması için 24 saat süre verirdi. Devletler arası ilişkilerde bu çok önem arz eden bir durumdu. İlişkileri koparma anlamına gelirdi. " Edildim mi? Bu sorunun cevabını biliyorsun zaten hayır edilmedim. Ancak etmeye kalktılar mı evet." "Peki nasıl..?" " İstenmeyen kişi ilan edilmem bizi devlet olarak çok zor duruma sokardı. Biliyorsun ki Kosova'nın ülke olarak tanınması bizim için çok önemliydi. Ben de beni çağıran devlet görevlisine ilan etmeden yumruk atmış olabilirim." Göz kırparak söyledi. Ağzım açık ayran budalası gibi Kemal Beye bakakalmıştım. Ne yani önümde duran salon beyfendisi Kemal Bey görev yaptığı bir devletin adamına yumruk mu atmıştı. Bu nedenle emekli olup konunun üstü kapatılmış olmalıydı. Bir diplomatın varlığının temel nedeni sorunları şiddetten uzak konuşarak ve kanunlar dahilinde çözmek iken böyle bir durum faciaydi resmen. "Bu konuşma bir devlet sırrı küçük hanım. Resmi olarak kamera olan hiçbir yerde bu konu konuşulamaz. Panelde soran olursa farklı bir cevap alacaklar. Sana anlattım çünkü fazla zekisin bulman zor olmazdı." "Sonrasında yaşlandığımı varsayarak onurluca emekli oldum. Peki sen niye uluslararası ilişkiler okumadın da işletme okuyorsun bakalım." "Nedeni çok bariz değil mi Kemal Bey. Ailem kökenli değil. Diplomat olmak için o aileden olmak ya da önemli desteğinin olması gerekki aşamaları çok zorlu. Sadece dil sınavı bile uzun zaman gerektiren bir yol. Ki çoklu dil bilmiyorum. Aslında çok olmak isterdim ayrıca meraklı olduğum ülkeler de var ama bazen gerçekçi olmak lazım. Benim uzun yıllar bir hayalin peşinden koşmaya param ve zamanım yok. Mezun olunca bir işe girip aileme yardım etmeliyim. Benden küçük okuyan bir kardeşim daha var üstelik." "Anladım. Sana hak veriyorum. Gene de şunu bil ki bazen o karakterli duruş aile kökeninden ya da zenginliğinden gelmez tamamen senin doğanda vardır. Doğuştan asil doğuştan lidersindir Nil. Bunu asla unutma. Sen ileri de çok önemli bir lider olacaksın. " "Umarım" diye cevapladım. Keşke ben de kendime böyle güvenebilseydim. Kahvaltı ve üniversite yolculuğu samimi bir sohbet eşliğinde geçti. Kemal Bey de ara ara dalıp gidiyordu. Aklına torunu takılmıştı. Emir'e ve Nil'e bakarken torununun bu şekilde bir okul hayatı olmadığını idrak etmişti. O hep işleri devralacak şekilde eğitilmiş ne istediği hiç sorulmamıştı. Bazen hata mı yaptık diyordu Kemal Bey, çok mu zorladık acaba çocuğu diye düşünmeden edemiyordu. Ama artık olan olmuştu. O değersiz kız ile tanışana kadar çok iyi gidiyordu Kaan, sorumluluk sahibi nazik bir genç olmuştu. Ancak o kızla birlikte annesine bile saygısızlık yapacak kadar ileri gitmiş evi bile terk ettiği dönemler olmuştu. Ta ki ihanetin acı darbesiyle uyanana kadar. Kemal Bey'in gençliğine çok benziyordu sinirlenince fırtına gibi esip gürler beş dakika sonra güneş açardı. Ama bambaşka olmuş etrafına tuğladan kat kat duvarlar örmüştü Kaan. O zamandan beri sesli güldüğüne bile şahit olmamıştı Kemal Bey ve içini kemiren bir pişmanlık gibi günden güne içini çürütüyordu. Akşam gelini Handan yol için eşyalarını hazırlarken açmış göstermişti Kerim'in paylaşımını. Diğer torunuydu Kerim ama annesi yüzünden midir nedir mayası bozuktu. Sürekli Kaanla uğraşır dururdu. En son bu ihaneti de yapmıştı ama kızın da içinde olmasa Kerim yapabilir miydi ki. Yetişkin adamlara uçkur dersi veremeyeceği için çareyi Kerim'i İzmir ofise göndermekte bulmuştu. Yoksa Kaan İstanbul'u yakacak kadar öfkeli duruyordu. Meymenetsiz kız da onunla birlikte gitmişti üstelik. Annesinin telefonunu açmadığını anlamıştı Kemal Bey. O nedenle emir vererek Bursa'ya çağırmıştı. Geleceğinden de emindi. Biraz olsun aklı dağılsın istiyordu. Konferans salonuna girmeden hemen önce. "Ah gençler size söylemeyi unuttum Sizin için beklenmedik bir misafirim var. Torunum beni almaya gelecek şehir turuna onu da dahil ederiz değil mi?." Nil ve Emir bakıştı onlar için sorun değildi ama sponsorlar ona göre ödeme yapıyordu. "Koskoca Kaleli Lojistiğin CEO su iki üniversite öğrencisine yemeğini ödetmez merak etmeyin." Kahkaha atarak salona girdi Kemal Bey. Aniden geri çıkarak " Benim takıntılı torunum kesin erken gelir Nil sen karşıla onu nasıl olsa tüm sorularını sordun bana." "Tamam efendim ben salonun önünde beklerim." Şimdi uğraş dur diye düşündü Nil. Offf!!!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD