4. Bölüm: "Beklenmeyen Davet"

1069 Words
Kaan: Odasının kapısı çalınınca odaklandığı işinden kafasını kaldırdı Kaan. "Girin." dedi. "Beklediğiniz misafirler geldi Kaan Bey." diye belirtti Serap Hanım gözlüklerinin üzerinden. Mükemmel bir sekreterdi. 40 yıldır bu işte çalışıyor ve layıkıyla görevini yerine getiriyordu. Kendisinden önce babasının sekreteriydi. Şimdi de Kaan'ın. "Toplantı salonuna alın, geliyorum." Gözlüklerini çıkarıp gözlerini ovuşturdu Kaan, sabahtan beri nefes almadan çalışıyordu. Daha öğle yemeği yeme fırsatı bile bulamadan yeni bir toplantıya girecekti. Çok bunalmıştı. Toplantı salonuna girdim. Normalde bu kadar basit bir konunun neden bu kadar karmaşık hâle geldiğini gerçekten anlamıyordu. Dedesi büyükelçi iken denizyolundaki ulaşım eksikliğini farketmiş bu konuda fırsat bulmuş ve büyük amcası ile birlikte lojistik firmasını kurmuştu. Zamanla piyasadaki eksiklik ve fırsatlar ile birlikte şirket oldukça büyümüş. Babasının ve amcalarının da desteği ile hem karayolu hem de havayoluyla lojistik alanlarına da genişletmişlerdi. Birçok ilde şubeleri vardı. Ancak hiç bir şubeleri başkasına vermemişledi. Şubelerini ya aileden kuzenleri açardı ya da şirket içinde yıllarca onlarla çalışmış onları tanıyan ilkelerini bilen eski çalışma arkadaşları. Ancak bu firma onları dışarıdan gelerek isimlerini kullanmaya ikna etmeye çalışıyordu. Birçok defa Kaan red etmesine rağmen hala daha aynı konuda ısrarcı davranıyordu. Tarık Bey'in hayır cevabından zevk aldığını düşünmeye başlamasıyla birlikte adam devreye kızını sokmuştu. Kızı da babası kadar yapışkan ve arsızdı ve Kaan sabrının sonuna gelmek üzereydi. Gerçi Tarık Bey'in bu sonsuz toplantıların sonucunda Kaan'ın kızından etkilenip kendisine damat edeceğini düşündüğünden açıkça şüphelenmeye başlamıştı. Yanlış anlamaları engellemek için Kaan asla kadınla yalnız kalmamakta ısrar ediyordu. Babası kendisine çaktırmamaya çalışsa da Tarık denilen adamın bir şeyler söylediği belliydiki babası onu alttan alta görüşmeleri kısa kesmesi konusunda uyarmıştı. "Hoşgeldiniz Ezgi Hanım. Bir kez daha aynı konuyu konuşacak olsak da bizim şirket politikamız bu konuda kesindir. " "Ya, Kaan Bey hemen iş konuşmaya başladınız ben özellikle sizi görmeye geldim. Bunlar yakınlığımız ilerlediği süreçte halledilecek meseleler. " diyerekten bacak bacak üstüne attı. Ne yani bu şekilde seksi olduğunu mu düşünüyordu. Sesi bile kulaklarımı tırmanıyordu. Artık bu sesi duymaktan çok sıkılmıştım. "Sizin aksine benim bu tür yakınlaşmalar için ne zamanım var ne de hevesim. Ayrıca bir daha bu konuda sekreterimi zorlamazsanız sevinirim." " Ben sadece sizin de benimle görüşmek istediğinizi düşünmüştüm. Rahatsız vermek istememiştim. Ben de kendi şirketim için en iyisini düşünmek zorundayım. Ben de sizin gibi veliahtım. Sizi en iyi ben anlarım. Bu işbirliğinin iki aile içinde büyük bir fırsat olacağını düşünüyorum." Sanki bu numarayı yermişim gibi. Babası yıllarca annesinin mirasından elde ettiği geliri çar çur etmiş. Zamanla şirketleri devretmiş elinde kalan tek lojistik firmasını da Kaleli ismi adı altında ya da onun kendini kandırdığı şekilde akrabalık yoluyla tekrar canlandıracağını düşünüyordu. Bu uğurda kızını umarsızca peşkeş çekmektende utanmıyordu bu adam kesinlikle. Normalde umrumda olmazdı ancak artık can sıkıcı olmaya başlamış bu da beni biraz araştırmaya itmişti. Birkaç güvendiğim isimle her şey ayan beyan ortaya çıkmıştı. Kızın benimle evlenmek için her numarayı yapacağını bilmesem siker bırakırdım. Ancak birkaç dakika için baş ağrısına cidden değmez. " Daha önce de belirttiğim gibi Ezgi Hanım ne sizin iş teklifiniz ne de arkadaş olma teklifiniz umrumda bile değil. Daha açık nasıl olabilirim bilmiyorum. " En piç gülümsememi takınarak koltuğumda geriye yaslandim. Normalde olsa kıza belki üzülürdüm ama ne yazık ki ben kibirli piçin tekiydim. Umrumda bile değildi. Tek derdim buradan defolup gitmesiydi. " Başka diyecek bir şeyiniz yoksa toplantı bitmiştir." diyerek ayaklandım. "Bu kadar kolay benden kurtulamıycaksınız." Seksi olduğunu düşündüğü bir şekilde ayaklandı. Aslında midemi bulandırıyordu. Önden çıkması ve bana dokunmaması için hayli mesafe bırakmak zorunda kaldım. Dışarıdan belki güzel görünüyor olabilirdi. Estetikli yüz, dudaklar, çene belki birkaç bölgesi daha. Sonrasında ise aynı tip saçlar. Fabrikadan çıkmış gibiydiler. Gerçi hayatımın kazığını yemeden önce ben de düşmüştüm bu tuzağa. Şimdiyse sadece midem bulanıyordu. "Sakın bir daha randevu vermeyin Serap Hanım." Odama geçerken söylendim. Tek istediğim lanet evime gidip kendimi unutana kadar içmekti. Tam 2 yıldır beynimi uyuşturmadan uyuyamıyordum. Ne kadar yorulursam yorulayım o görüntüler gözümün önünden gitmiyordu. " Hadi akşama yeni gece kulübünde locamız hazır." Çat kapı içeri dalarak lafa girdi Emre. " Oğlum genel müdürüm falan demeyeceğim en sonunda seni kapıya koyacağım haberin olsun. Ne lan öyle odaya dalmak." "Birincisi sen bensiz yapamazsın aşk böceğim. İkincisi benden daha iyi bir genel müdür bulamazsin sevgili CEO'm. Üçüncüsü hayat eğlenmek için var sense çok sıkıcısın." "Onu bunu bilmem bir daha kapıyı çalmadan içeri girme." "Ne var oğlum duyanda ergenler gibi porno izleyip zevke geliyorsun sancak. Yoksa öyle mi lannn. İş yerinde." Çattık yarabbim dedim içimden. "Kes sesini Emre. Bir duyan olcak yanlış anlaşılacak. Ümüğünü sıkıcam şimdi." Ellerini kaldırarak teslim olma işareti yaptı. Yemekten sonra dışarı çıkma niyetim yoktu aslında ama Emre'ye söz vermiştim ve o piç sözümü yerien getirne kadar başımda boza pişirirdi biliyorum. Sodamı almış sosyal medyamda gezinirken sahte hesabıma bildirim düştü. Kerim Kaleli hikaye paylaştı diye. Açıp baktım o sürtükle birlikte Paris'teydiler. Paris'te aşk diye de utanmadan paylaşım yapıyorlardı. Telefonu duvara fırlatacaktımda yatağa denk geldi. Dişlerimi sıka sıka yatağı yumrukladım. Üç yıl lan üç koca yılımı nasıl oldu da bu fahişeye harcadım diye düşündüm tekrar ve tekrar. 20 yaşındayken üniversitesitenin kafesinde tanışmıştım onunla. O zamanlar kibar, nazik bir insandım sanılanın aksine. Bizim okulda burslu okuyordu İdil. Benim zengin olduğumu biliyordu. Geleceğin varisi olduğumunda oldukça farkındaydı ama ben aşktan gözüm kör olmuş bir şekilde beni kullandığının da tek derdinin param olduğunun da hiç farkına varmamıştım. Tek bir amaç edinmiştim kendime İdil'i mutlu etmek asla kendisini farklı hissetmemesini sağlamak. Senelerce her dediğini yaptım beğendiği her şeyi aldım. Sekste bile istediklerimden çok onu düşündüm. Kimseye üzülmemeyi de acımamayı da acı yoldan öğrendim. Sürpriz diye gittiğim İdil'in öğrenci evinde, amcaoğlum Kerim'in altında inlerken buldum. Uğradığım ihaneti idrak edemeden Kerim'in pişmiş kelle gibi sırıtan suratı zafer kazanmış sesi ile kendime geldim."Erken geldin kuzen sen de gel bir Kaleli siki yetmiyormuş." Elimdeki çiçekler yere düşerken tek düşündüğüm ne zaman tanıştıkları ne ara böyle oldukları ve bunun ne kadar zamandır devam ettiği oldu. Kerim'den her seyi beklerdim. O bu şekilde yetiştirilmişti. Yengem sosyetik ve zengin aileden geldiği için annemi hep küçümsemişti. Ona göre varis olmayi Kerim hak ediyordu. Adını bile senin baş harflerini kıskandığı için Kerim koydu derdi annem. Hep böyle olmuştu. Öz kuzenimden beklerdimde sevdiğim kadından beklemezdim. Telefonum çalmaya başladı arayan annemdi. Kesinlikle görmüştü. Ne kadar bilmemeslikten gelsem de annem asla inanmamıştı. Ses kesildi. Telefon tekrar çalmaya başladı. Bu sefer kesin açmam gereken melodisi ile. Dedemin telefonlarını açmak zorunda olduğumu anladığım yaştan itibaren ona özel melodisi vardı. "Efendim Dede." "Yarın saat 12 de beni Bursa'dan almaya geliyorsun." diyip kapattı. Onca işimin arasında bu beklenmedik davete sinirlensem de Dedeme karşı çıkamazdım. Gerçi bunun altından da Handan Sultan çıkacakmış gibi geldi ya neyse. Gidelim bakalım..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD