Duştan çıktıktan sonra Nil kahvaltı hazırlamak için mutfağa gitti ve en sevdiği omletten yapmak için hazırlık yapmaya başladı.
"Bakıyorum yine kendini yemek hazırlamaya kaptırmışsın."diye gülerek geldi Asya. "Hayatımda senin kadar ciddi yemek yapan birisini görmedim." diye de ekledi.
"Bana bak biraz daha konuşmaya devam edersen aç kalacaksın." diye elimdeki spatulayı sallayarak söylendim. Ama tabi ki kıkırdamama engel olamadığım için Asya beni her zamanki gibi ciddiye almadı.
"Tamam tamam sustum. Niye bu kadar erken kalktığımızı anlamıyorum" dedi esneyerek. Benim aksime Asya asla sabah insanı değildi. Tam bir 2. öğretim öğrencisi idi. Normalde öğleden önce asla uyanmazdı. Ancak şenlik ekibine o da dahil olduğu için okula erken gitmek zorundaydık. Saat 10 gibi bir konuşmacı gelecekti. Ondan önce ekip toplantılarını yapıp her şeyin yolunda olduğundan emin olmak istiyorduk.
"Bunu daha önce de konuştuk Asya. Erken gidiyoruz çünkü organizasyon ciddi bir iştir. Erken kalkmak hem seni iş hayatına hazırlar. Unutma bizler 8-6 çalışan modern köleler olacağız ".
"Ahh bu zenginlerden bu nedenle nefret ediyorum. Adamların yapmaları gereken tek şey hazır sofraya oturmak. Hazır çay içmek. Evleri hep tertemiz. Kıyafetleri öyle. Bizlerse her şeyi kendimiz yaptığımız gibi asla hak ettiğimiz değeri görmeyeceğiz. Ama bir gün kendi işimin patronu olacağım ve kesinlikle sabahın bu saatinde işe gitmeyeceğim. Bu arada sadece çay mı var kahve istiyorum ben kahve insanıyım. " çocuk gibi davranmaya başladı gene.
"İlk olarak o dediğin işi kurabilmen için mezun olup biraz para kazanman lazım. Evet bizler dezavantajlı grubuz. Bizler onların işlerini yapan ailelerin çocuklarıyız. Ancak hayat böyle bir şey kabullen ve yoluna devam et. Değiştirebileceğin şeyler için endişelen. Değiştirmeyeceklerini kabullen. Bu kadar. Ayrıca burası öğrenci evi sabah sabah kahveyi nereden bulacağız." dedim.
"Üfff gene çok ciddisin. Senin bu tavsiyelerin olmadan seneye sensiz ne yapacağım ben." dedi bir yandan da bana sarılarak.
Ben de ona sarıldım. Kardeş gibi olmuştuk kısa zamanda. Olmayan kız kardeşim gibiydi Asya benim. "Duyanda ülkeyi tamamen terk ediyorum sanacak kızım. Alt tarafı yarım dönem yurtdışında okuyacağım. "
"Bir nevi terk edeceksin kızım. Hem belli mi olur kendine bir İtalyan erkeği bulursun da temelli gelmezsin".
Gözlerimi devirdim her zamanki Asya gene konuyu erkeklere bağlamayı başarmıştı. "Hadi hadi dedim geç kalacağız."
Gene de içimde bir heyecan yok değildi. Önümüzdeki yıl bahar dönemini İtalya' da okuyacaktım. Avrupa Birliği Öğrenci Değişim Programı kapsamında her yıl diğer ülkelerden Türkiye'ye, buradan da diğer ülkelere bir yıl ya da bir dönem olacak şekilde öğrenciler değişim yapıyordu. Her zaman gezmeyi ve farklı ülkeler görmeyi çok seven birisi olmuştum. Bu nedenle başvurum kabul edildiğinde çok sevindim. Bizim okuldan giden 3 kişiden biriydim.. Ortalamam yüksekti ve dil sınavını da geçmiştim. Ailem de buna çok sevinmişti. Tabiki onlar için biraz zorlayıcı olacaktı. Ancak program kapsamında öğrencilere maddi destek ve yurt desteği de sağlanıyordu. Bu artı bir olaydı. Yaz okulana kayıt yaptıracaktım ve belki Bursa' da yarı zamanlı çalışmak için bir iş de bulursam biraz daha para biriktirebilirdim.. Tüm sıkıntı döviz kurları arasındaki farktı. Ancak en büyük hayalimi gerçekleştirebilmek için ne gerekiyorsa yapacaktım. Belki ömrümün sonuna kadar böyle bir fırsatı bir daha elde edemeyebilirdim çünkü.
Zaten bu ülkede insanlar diğer ülkeleri gezemiyordu. Hep maddi sıkıntılar içinde ömürler heba olup gidiyordu. Annemle babam aynı köydenlerdi uzaktan akrabalıkları da vardı. Büyük dedeleri göçmendi. Ancak kökenlerini gidip görme şansları hiç olmadı. 20 yaşlarında evlenmişlerdi. Çoluk çocuğa karışınca hep geçim derdi ile uğraşmışlardı. Babam işçi idi benim annemde hep ev hanımıydı. Küçük bir kasabada yaşıyorduk. Gerçi günden güne büyüyor sanayisi artıyordu. Ne annemin ne de babamın yurtdışına gitme fırsatı hiç olmadı. Belki benim de tek fırsatım buydu. Gençlikte hadi ya illa gidilir gibi bir düşünce oluyordu evet. Ama insan nasıl gençken ölüm ona uzak geliyorsa bu da öyle idi. Mezun olup işe girecektim. Aldığım maaş ile önce aileme yardım edecek sonra belki kendim evlenip ailem ile ayı kısır döngüye girecektim. Hep ertelenecekti o gezi. O nedenle fırsat varken değerlendirmek gerekiyordu.
Kahvaltıdan sonra Asya ile evden çıktık. Şenliklerin merkezi mediko sosyale doğru ilerledik. ( Üniversitelerde öğrenci kulüplerinin, yemekhanenin, ailesi merkezinin olduğu alan.) Panel ekibinin olduğu yere doğru ilerledik. Bizim ekip biraz tartışma içinde gibiydi. Yanlarına vardığımızda "Neler oluyor."diye sordum
Ekip liderimiz Emir, "Sorma, Özge dün içme işini abartmış ve neredeyse komalık olmuş. Şu an hastanede serum yiyor."
"Hadi ya geçmiş olsun. O zaman eksildik. Ne yapacağız." Tıp fakültesi de kampüsün içinde olduğu için hangi hastanede falan diye sorma gereksinimi duymadım. Okulumun en sevdiğim tarafı buydu. Tüm fakülteler aynı yerdeydi. Gerçi yürüme mesafeleri uzak olanlar vardı. Ancak bu güzelliğine gölge düşürmüyordu. Okulun içinde yurtlar, hastane, otel, cami, banka şubelerinin yanısıra at çiftliği bile vardı. Ayrıca tenis kortlari, basketbol ve voleybol, futbol sahaları da uzaktı ama vardi.En sevdiğim yanı tabiki tenis kortlarıydı.
"Sorunda bu zaten. Yarın etkinlik sırası bizde ve Kemal Bey gelecek. Ben ve Özge karşılama komitesiydik. Özge'nin yerine kimse geçmek istemiyor." diye belirtti Emir. Kemal Kaleli emekli büyükelçi, ilk denizyolu lojistik şirketlerinden Kaleli lojistiğin kurucusu. Ahh nereden mi biliyorum. Sene başında Emir ekip lideri olarak bize kişileri listeye bölmüş ve herkesin eşit olarak sorumluluk almasını sağlamaya çalışmıştı. Herkesin görevi listedeki isimlere ulaşmak ve etkinliğe katılmasını sağlamaktı.Kemal Bey benim listemdeydi. Ona ulaşmak hiç kolay olmamıştı. Ancak o kadar çok aramıştım ki sekreter kız en sonunda pes edip mail adresi vermişti. Gerçi onun amacı başından savmaktı. Kemal Bey'in önemsiz olarak göreceğini düşünmüş olmalıydı. Mail atmaya bir ay boyunca devam ettim. Sonunda asistanı olduğunu düşündüğüm birisi geri dönüş yaparak bir telefon verdi. Görüşmelerimiz sonucunda uygun günü ve tarihi ayarladık. Bu benim başarım olduğu için. bir anda yüzüm düştü her şeyin güzel olmasını istiyordum. Ancak şenlikte bu yıl ilk kez çalıştığımız ve tecrübesiz olduğumuz için karşılama komitesinde olamıyorduk. "Neden, Kemal Bey'i istemiyorlar." diye sordum Emir'e.
"Ehh bilirsin, genç değil yaşlı, dizilerde oynayan bir ünlü değil, adamın hayat tecrübesi pek kimsenin umurunda değil açıkçası herkes genç ünlü kadın oyuncu ya da erkekleri karşılamak istiyor." diye belirtti. Ayrıca işin yorgunluğu da cabasıydı. Eğer birisini karşılayacaksanız çok erken kalkmanız. Havaalanı ya da otogara gitmeniz. Tüm gününüzü şenlik eğlencesinden uzakta ünlünün şehir turunda kaprisi ile geçirmeniz gerekiyor demekti. Sevmediğiniz bir ünlü olunca bu tabiki angarya gibi geliyordu insana. Ayrıca sohbet edebilmek için de gelecek konuklar ilgili az da olsa bilgi sahibi olmalıydınız. Neyseki bu konu benim için sorun değildi Kemal Bey ile ilgili çoğu bilgiyi araştırmıştım.
" Bana ne dersin dedim Emir'e. Biliyorum yeniyim ama Kemal Bey benim listemdeydi biliyorsun dedim."
Bir an düşündü" Tamam dedi ".