Doktor Alexander elinde ki hasta dosyalarını çantaya koyarken veda etmek için gelen kasabalıya baktı.
"Ne kadar çok sevilmişim."diye düşündü sesizce. Çok kısa bir süredir burada olmasına rağmen kasabalı ile oldukça samimi ilişki kurmuştu ve başka bir yere görev gelmişti. Buraya alıştığını söyleyebilirdi ama diğer yerde buradan çok farklı olmayacaktı. Şehirde doktorluk yapma yerine kasabalarda yapmayı daha faydalı buluyordu.
Kapıdan çıktığında üzgün duran insanlara baktı.
"Gitme zamanım geldi,burayı evim gibi hissetirdiğiniz için hepinize teşekkür ederim, yeni gelen doktorunda sizinle en iyi şekilde ilgileneceğine eminim."birkaç kasabalı üzgünce ona bakarken bazıları gelip elini sıktı ve veda etti.
Alexander arka koltuğa geçti ve el sallayan kasabalıya baş selamı ile veda etti,ardından araç hareket etmeye başladı ve kasaba gittikçe küçüldü.
Yoldan geçen tarlalara bakarken bir puro çıkardı ve yaktı. Derin bir nefes almadan önce son anda hatırlayarak öndeki adama hitaben "Sakınca var mı?" diye sordu.
Adam başını iki yana sallarken sırıtıp ön cebinden ucuz bir sigara çıkardı. "Bizde boş değiliz doktor." doktor elinde ki yanan purosunu içmeye başladı.
Şoför "Gittiğiniz için üzgün müsünüz?" diye sordu. Alexander konuşmasını beklemediği için hayal dünyasına dalmıştı ama gelen ses ile döndü "Elbette içimde hüzün var fakat alışık olduğum durumlar bunlar." Alexander çoğu zaman olduğu yerde yıllarca durmazdı. Kimi zaman görev için kimi zaman ise sıkıldığı için giderdi bulunduğu yerden bu yüzden ailesi ile de çok sıkıntılı bir ilişkisi vardı. Aylardır kardeşini görmemişti mesela, onları özlüyordu fakat bulistuklarinda gelen sessizlik ve yabancı bakışmalar canını daha fazla yakıyordu. Olabildiğince uzak duruyordu ve bunu işi ile gölgeliyordu.
Şoför Jason gülümsedi "En iyisi doktor, keşke bizde istediğimiz zaman gidebilsek." Alexander cevap verme isteğiyle dolup tasmadigindan elinde ki puroya odaklandı. İsteyen her yere gidebilirdi. Onu ne tutardı ki?
Keskin bakışları aracın geçtiği yollara bakarken derenin üstünde ki bedeni görmesi ile sertçe kaşlarını çattı.
Sert sesi ile aracı durdurmasını söylerken Jason anlamadan hızla aracı durdurdu. Alexander birkaç büyük adımda dereye ulaştı.
Hareketsiz yatan kadını görmesiyle suya girdi. Büyük ve güçlü bedeni sayesinde suda rahat hareket ederken kadını yakaladı ve araziye çıkardı.
Yüzüne eğilirken soğuk , yavaş nefesleri ile zorlanmadan kucağına aldı. Şöfor yanına gelirken sert sesi ile "Geri dönüyoruz." dedi.
Jason önden gidip kapıyı açarken Alexander kucağında ki bedene
"Dayan."diye fısıldadı.
Arka koltuğa geçti ve başını dizlerine yasladı. Araç hareket etmeye başladı.
Yüzüne dağılan saçlarını çekerken düzgün yüzü ortaya çıktı. "Daha önce görmedim." diye düşündü. Tüm kasabalıyı tanıyordu bu kız buralı olamazdı. İntihar mı yoksa cinayetmi diye düşündü. Ama yüzünde ve bedeninde hiç darbe yoktu.
Kızın bedeni soğuktan titremeye başlarken üzerinde ki ceketi çıkardı ve omuzlarına sardı.
" Sizce yaşar mı?"
"Çok uzun süredir derede olamaz. Hala nefes alıyor." dedi. Jason arkaya bir bakış attı kadına üzülmüştü fakat ardından önüne döndü.
Doktor Alexander kucağında bir kadınla döndüğünde herkes şaşkınlikla bakmıştı ama Jason neler olduğunu anlatmış ve herkesin merakını dindirmişti.
Alexander muayene odasına girdiğinde hızla kızın vücuduna baktı. Kırık yoktu. Şömineye odun atarken yayılan ısı ile tekrar lafına döndü. Bacağında ki kan lekesi ile bakışları oraya gitti. Yaralı bacağına pansuman yaparken kadın kıpırdanıyordu üzerinde ki ıslak kıyafetleri vücuduna yapışmıştı.
Bakmamaya dikkat ederek kıyafetleri çıkardı. Elinde olan tişört ve eşofmanı giydirirken kadın yarı baygındı. Başından geçirmek üzere olduğu tişörtü saçlarını çekerken gözlerini açtı ve etrafa baktı.
"N-Neredeyim?" kadının tatlı sesi ile tişörtü bıraktı.
"Muayene odamda."kadın sanki konuşmak zormuş gibi gözlerini kapattı. Alexander hızla elinde ki tişörtü giydirdi ve yatağa yatırdı.
Bir süre geçtikten sonra oturduğu koltuktan ağrıyan başı ile kalktı. Kadını kontrol ettikten sonra dışarı çıktı.
" Doktor bey! "koşarak gelen adama bekledi.
"Derede bulduk." elinde ki çantayı gösterdi. Kadının olmalıydı. Aldı ve içine baktı. Beklediği gibi makyaj malzemeleri yoktu, bir anahtar ve kağıt vardı. Bakıp bakmamak konusunda kararsız kalsa da ısrarlı dayanamayıp baktı.
Bir numara ve adres vardı. Adrese gidemeyeceği için numarayı aradı.
Bir süre ses gelmezken kapatmak üzereyken "Evet?" diye bir kadın sesi duydu.
"Merhaba, ben doktor Alexander."
"Buyrun?"
"Muayene odamda baygın bir kadın var, çantasından sizin numaranız ve adresiniz çıktı."
"NE! V-Virgina... Virginia'ya ne oldu!?"
"Sakin olun Virginia iyi. Baygın ve kimsesi yok buraya gel-"
"Elbette! Hemen çıkıyorum adresi söyleyin." ve telefonu kapatmıştı. Alexander odaya dönerken baygın kadını izlemeye ve hikayesinin ne olduğunu merak etmeye başladı.
Emma telaşla odasın gitti ve para dolu çantadan yetecek kadarını aldı. Kalbi sıkıntıyla doluyken gözyaşlarını tutmaya çalışıyordu.
"Ah Virginia..." diyebildi sadece. Her şeyi olan arkadaşına ne olmuştu? Neler yaşamıştı? Bu zamana kadar neredeydi?
Aklından binden fazla farklı soru vardı. Virginia'yı aramıştı, yetimhanedekiler bir gün çantasını alıp gittiğini ve bir daha dönmediğini söylemişti. Onlara öyle kızgındı ki aile dediğin insana nasıl bu kadar zalim davranabilirdin. Bir yanımı da korku sarmıştı Virginia dışarıyı bilmiyordu, benim gibi onun başına gelebilecek şeyleri hayal edemiyordum bile. Şehirde gezmediğim yer kalmadı son girdiğim barda çalışan genç çocuk Virginia'nın çalıştığını ardından ayrıldığını söylemişti. Yaşıyordu, bu bile benim duymak istediğim şeydi.
Elimde ki parayı cebime sıkıştırdım ve kapıdan çıktım. Alkol ve sigara kokan odadan geçerken dış kapı gıcırdayarak açılmıştı.
"Emma akşama güzel bir yemek yap-" ayakkabılarıma uzandığımda lafını yarıda kesmişti.
"Nereye?"
"Seni ilgilendirmez." ayakkabımı giydigimde ayağa kalktım amcam koluyla durdurdu.
"Merakımdan değil, yarın iş var erken gel." kolunu attım "Birkaç gün olmayabilirim." Amcam sinirle kolumu tuttu.
"Birkaç gün! Patron hasta olduğunda bile izin vermiyor. Kafana göre gitmeyip işten atılmak mı istiyorsun!?"
"Umurumda değil!" kolundan kurtuldum ve kapıdan çıktım. Aldığım paranın çoğunu kendi alıyordu zaten.
"Sürtük!" diye bağırdığında amcam olduğuna inanamıyorum.
Sinirle arkamı döndüm ve eve girdim. Amcama bakmadan odamda ki valizi aldım. Valizin sesine gelen amcam beni ittiğinde yere düşmüştüm.
Sırtım acırken ona baktım.
"O para benim!"
"Birkaç yüzlük al ve siktir git!" amcamın dediği ile ayağa kalktım. Birkaç adımda önünde dururken bacak arasına geçirdiğim tekme ile iki büklüm olmuştu. Acı içinde çığlık atarken omzunu tuttum ve kulağına eğildim "Parayı alıp gidiyorum ve sen hiçbir şey yapmıyorsun." kolunu kaldıracakken tuttum ve büktüm. Kilolu olan bedeni yüzünden bir şey yapamazken yere ittim.
Elbette şiddet uygulamak sevdiğim bir şey değildi ama amcam gibi adamlar hakediyordu.
Arkamı döndüm ve çıktım. Bir daha buraya dönmek aklımda yoktu. Aile istemiştim ama bu adamla aile olmak düşüncesi bile berbattı. Niye bu kadar uzun süre katlandım bende bilmiyorum. Ailem hakkında bilgi almak istemiştim ama sürekli geçiştiriyordu onunda bildiğinden şüpheliydim.
Bir taksi çevirdim ve arkadaşıma gitmek için sabırsız bir şekilde yolların geçmesini izledim.