"Görsünler," diye fısıldadı gözlerini gözlerime dikerek. Sesi hem bir meydan okuma hem de bir teslimiyetti. "Mahalle yansın, umurumda değil. Hamam kapısında aklımı aldın Ahsen... İki gündür göğsümün içindeki yangını söndüremiyorum." Belimdeki eli biraz daha sıkılaştı, parmakları sırtıma doğru tırmandı. Çenemi tutan eli usulca yanağıma, oradan da saçlarımın arasına kaydı. İri avcu başımın arkasını kavradığında kaçacak hiçbir yer bırakmadı bana. Başını eğdi. Dudakları dudaklarıma ilk değdiğinde sert değildi; aksine, bunca yıllık sabrın, bastırılmış bir hasretin ağırlığıyla inanılmaz derecede yavaş ve sıcaktı. Alt dudağımı usulca kavradığında içimden kopan küçük bir inilti onun dudaklarının arasında kayboldu. O ses Alparslan’ın içindeki son freni de kopardı; öpüşü anında derinleşti, ben

