Alparslan’ın çıplak belime değen nasırlı parmakları kor gibi alev saçıyordu. Parmak uçları tenimin üzerinde milim milim yukarı kaydıkça, içimden kasıklarıma doğru inen o elektrikli titreme tüm irademi yerle bir etti. Göğsüm hızla inip kalkıyor, ciğerlerime çektiğim her nefeste onun kokusu, tütün, demir, hafif kan ve tenine sinmiş o keskin ayaz zihnimi tamamen uyuşturuyordu. Sırtımı tezgâhın ahşabına biraz daha yaslayıp beni tamamen kendi bedeniyle hapsetti. İki bacağı bacaklarımın arasına öyle bir baskıyla yerleşti ki, kaçacak tek bir milim dahi kalmadı. Kucağında tamamen ona teslim olmuş vaziyetteydim. Boğazından derin, neredeyse nefessiz kalmış gibi boğuk bir homurtu koptu. Başını boynumun o en sıcak çukuruna biraz daha gömdü; dudakları şahdamarımın delice attığı yeri kavrayıp usulca

