Alparslan’ın ciğerinden kopan o çaresiz feryat sokakta yankılanırken, köşedeki bakkalın önünden ayak sesleri ve tanıdık kahkaha gürültüleri koptu. Muhtarın oğluyla kasap Necmi’nin çırağı, ellerinde çekirdek paketleriyle tam da bizim saklandığımız hurdalık sokağına doğru adımlıyordu. "Hemen kaçıyoruz!" diye fısıldadı Feride panikle ceketimin kolunu asılarak. Panelvanın gölgesinden duvara yapışarak sıyrıldık. Alparslan ile Kuzey Abi’nin arkada kalan o alev alev silüetlerine tek bir an bile bakamadan, sokağın karanlık aralıklarına dalarak adeta nefes nefese bizim evin bahçe kapısına kadar koştuk. Demir kapının gıcırtısını bastırmak için mandalı parmak uçlarımla kaldırıp taş basamakları üçer beşer tırmandık. Anahtarı kilide soktuğum an kapı içeriden hızla açıldı. Annem elinde tuttuğu sar

