7. BÖLÜM 🖤

374 Words
/20 MART 2026/ Ustalık birliğinde beşinci günüm. Artık sabah içtimasında kaç saniye geç kalabileceğimi, botu kaç hamlede bağlayacağımı ve kantin çayının hangi gün daha az motor yağı tadı verdiğini biliyordum. Yani askerlikte hayatta kalma refleksi devreye girmişti. Zuhal Komutan her zamanki gibi önde yürüyordu. Adımları net, omuzları dikti. Kadını izlerken yine içimden geçirdim: Bu kadın bağırmadan da insanı hizaya sokabiliyor. Elif kulağıma eğildi: — Bugün bir tuhaflık var fark ettin mi? — Her gün tuhaf Elif, dedim. Bugün ekstra mı? — Evet. Komutanlar fazla düzgün. Bu cümle askeriyede tek anlama gelirdi: Bir şey olacaktı. Eğitim alanında sıraya dizildik. Zuhal Komutan gözleriyle hepimizi tek tek süzdü. — Bugün misafirimiz var, dedi. Misafir. Askeriyede “misafir” kelimesi, rahatlama değil daha çok omurga gerginliği demekti. Uzakta birkaç rütbeli siluet belirdi. Aralarında biri vardı ki… Yürüyüşü tanıdıktı. İçimde bir şey kıpırdadı. Sebepsiz bir huzursuzluk. Sanki yıllar önce kapattığımı sandığım bir defter, rüzgârda kendi kendine açılmıştı. Zuhal Komutan konuşmaya devam etti: — Bugün bölüğümüzü denetleyecek olan personel aramızda. İsim söylemedi. Ama ben artık etrafı değil, sadece o yürüyüşü görüyordum. Elif fısıldadı: — Zeynep… iyi misin? Solgunlaştın. — Bilmem, dedim. Tansiyon herhalde. Ama tansiyon değildi. Geçmişti. Yıllar önce, bir üniversite kampüsünde, elinde kahveyle bana doğru yürüyen adamın adımlarıyla aynıydı bu. Acele etmeyen, kendinden emin, kaçmayan adımlar. Hayır, dedim içimden. Burada olamaz. Zuhal Komutan sert bir sesle: — Hazıııır! Hepimiz toparlandık. O an, rütbelilerden biri hafifçe yana döndü. Yüzünü tam göremedim ama sesini duydum. Kısa, net ve tanıdık: — Devam edin. Kalbim mideme indi. Sesler unutulmaz. Yüzler değişir ama sesler kalır. Elif koluma dokundu: — Zeynep, titriyorsun. — Soğuk, dedim. Ankara işte. Ama Ankara değildi. Eğitim boyunca kafam oradaydı. Komutları duyuyor ama anlamıyordum. Silahı tuttum, bıraktım. Yürüdüm, durdum. Ama zihnim geçmişle şimdi arasında sıkışmıştı. Akşam içtiması bittiğinde Zuhal Komutan bizi serbest bıraktı. — Yarın normal düzende devam. Tam dağılıyorduk ki arkamızdan bir ses geldi: — Asker Zeynep! Kalbim durdu sandım. Ama ses Zuhal Komutan’ındı. — Komutanım? — Yarın sabah eğitim sorumlusu değişiyor. Yeni yüzbaşımız göreve başlıyor. Bir an durdu, sonra ekledi: — Yüzbaşı Ömer Yılmaz. Dünya yerinden oynamadı. Ama benim içimde bir şeyler sessizce yıkıldı. Elif nefesini tuttu. Kader yanımıza sokuldu: — İyi misin Zeynep? — İyiyim, dedim. Yalan söyledim. Çünkü geçmiş, adımı duymuştu. Ve bana doğru geliyordu şafak 130
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD