/21MART 2026/
Ömer’in Anlatımı
Askeriyede herkes koşar.
Kimi emre, kimi zamana, kimi kendi korkusuna.
Ama Zeynep…
O kaçıyordu.
Kaçmak derken öyle panikle sağa sola savrulanlardan değil.
Daha çok, “Eğer beni fark etmezlerse sorun da olmaz” felsefesiyle hareket edenlerden.
İçtima alanında iki kişinin arkasına denk gelmesi tesadüf değildi.
O bir manevraydı.
Gördüm.
Hatta komik olan şu:
Onu görmemek için özel çaba sarf etmem gerekti.
Başını hafif öne eğmişti, omuzları daralmış, adımlarını küçültmüş.
Yanındaki askerle aynı hizada durmaya çalışıyor ama bir yandan da sanki biraz daha silinse, zeminle aynı renge bürünecekmiş gibiydi.
İçimden güldüm.
“Bu kız hâlâ kaçıyor,” dedim.
“Ve hâlâ çok iyi kaçıyor.”
Göz göze gelme ihtimalimiz oldu.
Bir saniyelik bir an…
O an, geçmiş de geldi.
Üniversitenin kantini.
Elinde plastik bardak, kahve içiyormuş gibi yapıp aslında konuşmaktan kaçtığı günler.
KPSS muhabbeti açılınca sessizleşmesi.
“Benim için yol bitmez, sadece yön değiştirir,” deyişi.
Yön değişmişti belli ki.
Tahtadan içtima alanına.
Komutanın sesi alanı yardı.
“DİKKAT!”
Herkes yerini aldı.
Zeynep en arkadaydı.
Yanımdan geçerken bir an durdu.
Ben ona bakıyordum.
O bakmadı.
Bilinçliydi bu.
Kaçışın son hamlesi.
Ben de bakmadım.
Bilerek.
Çünkü bazı kaçışlar yakalanırsa bozulur.
Ve ben o an onun kaçışını bozmak istemedim.
İçtima bitti, dağılma oldu.
Herkes birbirine çarparak ilerlerken Zeynep yine kaybolmayı başardı.
Bu kez Elif’in arkasına sığınarak.
“İnanılmaz,” dedim kendi kendime.
“Askeriyede görünmez olmayı başaran ilk insan.”
Bir süre sonra eğitim alanında tekrar karşılaştık.
Yere yat emri verildiğinde herkes yüzüstü kapanırken, Zeynep yarım saniye gecikti.
O yarım saniyede kafasından geçenleri görür gibi oldum:
“Şimdi yatmazsam dikkat çekerim.”
“Ama yatarsam da dizlerim…”
“Tamam, dizler feda.”
Yattı.
Elif yanına eğildi, bir şey fısıldadı.
Zeynep’in omuzları titredi.
Gülüyordu.
Komutan bağırdı:
“NE OLUYOR ORADA?”
Zeynep’in sesi çıkmadı.
Elif’in de.
Ben içimden dedim ki:
“Kaçamadın ama iyi saklandın.”
Eğitim bittiğinde herkes nefes nefeseydi.
Zeynep ayağa kalkarken dizini tuttu.
Ama yüzünde garip bir memnuniyet vardı.
Sanki “Bak, bunu da atlattım” der gibi.
O an anladım.
Zeynep’in kaçışı korkudan değildi.
Kontroldendi.
Kaosun içinde kendi alanını yaratma çabasıydı.
Yanından geçerken bir an durdum.
Bir şey söyleyebilirdim.
Adını bile.
Söylemedim.
Çünkü bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey,
görülmemiş gibi yapıldığı bir andır.
Ve ben onu o gün gördüm…
Ama gerçekten, isteyerek,
görmedim.