Soğuk kumların üzerinde yürüyen Kaan'ın her adımı, omzundaki yaranın acısını arttırıyordu. Kan, kolunu ıslatmış, beyaz gömlekten sızmaya başlamıştı. Ama umursamıyordu. Gözleri karanlığın içinde bir noktaya kilitlenmişti, zihni ise Aylin'in o son bakışındaydı. Helikopterden sarkmış haldeki o çaresiz, acı dolu bakış... O bakışı ilk kez görmüştü, neden korkuyordu? Ne için endişeliydi bu kadar! Bu sorular beynini kemirmeye başlamıştı. Sahile yaklaştığında, uzaktan araç farlarının ışıkları görünmeye başladı. Sirenler, sessiz geceyi yırtıyordu. Kaan durdu, derin bir nefes aldı. Ne kolundaki kurşun, ne de vücudunun buz kesmesi onu yormuyordu. Onu yoran beyninde devam eden tiz uğultu ve uyuşmuşluk hissiydi. Artık her şeyi hatırlıyordu. Her yüzü, her anı, her acıyı... Ve şimdi herşey ağır gelmeye

