Aylin, bu tür olaylardan uzak durmak istese de kader yine aynı oyunu oynuyordu. Korktuğu şey, bir kez daha başına gelmişti. Kaan… Yine olayların tam ortasındaydı. Üstelik bu sefer yanında bile değildi. Aradan geçen aylar, onu sadece fiziken uzaklaştırmıştı; zihninde ve yüreğinde ise Kaan, tüm sırları ve acılarıyla birlikte, hiç gitmemiş gibiydi. Ama Aylin’in aklını asıl kurcalayan şey başkaydı: Neden bu görev ona verilmişti? Son trajediden sonra,o kanlı baskında arkadaşlarını kaybettiklerinde, devlet içindeki birçok hain de deşifre olmuştu. O günden sonra her şeyin temizlendiğini, artık benzer bir kabusun yaşanmayacağını sanmışlardı. Fakat şimdi Kaan’ın böylesine kritik bir göreve “rastgele” atanması… hiç mantıklı değildi. Bu, bir kurbanı celladının önüne atmak gibiydi. Aylin’in içini ke

