Kaan ve Yakışıklı, şehrin dışındaki güvenli eve vardıklarında güneş batmak üzereydi. Ev, denize nazır, ıssız bir tepedeydi. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir villa gibi görünüyordu ama içerisi son teknoloji güvenlik sistemleri, silah deposu ve iletişim ekipmanlarıyla doluydu. Kaan, kapıyı açtı, içeri girdi. Üzerindeki ekipmanlarını çıkardı, keskin nişancı tüfeğini duvardaki askıya astı. Sonra mutfağa yöneldi, buzdolabını açtı, bir şişe su aldı. Başını geriye atıp içti, boğazından aşağı akan soğuk suyla biraz olsun rahatlamıştı. Bugün yaşanan tüm aksiyon, onu yormuştu. Ama buna değmişti, görevde oldukları çeteyi çökertmiş ve ellerindeki tüm uyuşturucu depolarını ifşa etmişlerdi. Yakışıklı ise kapının yanında durmuş, dışarıya bakıyordu. Gözleri dalgındı, düşüncelere dalmıştı. Elleri hâlâ

