Ali'nin kaşları Yavuz'un söyledikleriyle şaşkınlıktan havalandı. Abisinin şimdiye kadar mantıksız davrandığını hiç görmemişti ama şimdi oturmuş, daha kendisinden haberi bile olmayan bir kızla evlenme kararı almıştı.
"Abi, kırılma ama şuan kendi kendine gelin güvey olduğunun farkında mısın?" Ali'nin sorusuyla, Yavuz'un dudakları heyecanla kıvrıldı.
"Ben şimdiye kadar emin olmadığım hiçbir şeye bulaşmadım Ali ama şimdi kendimden eminim. Ronya'yı ne pahasına olursa olsun alacağım. Ayrıca kalbim iki taraflı bir yangın olacak bu diyor ve ben hem kalbime hem aklıma güveniyorum. " dediğinde, Ali'ye Ronya'yla iki kere daha karşılaştığını söylemek istemedi. Etrafları kalabalıktı ve kimin neyi duyup, nereye, nasıl götüreceği belli değildi. Şimdi de zaten kardeşine çok kısık bir sesle olduğunca da kısa konuşmaya çalışıyordu.
"İyi de abi ya kız seni sevmezse? Yani sırf kalbin o da seni sevecek dediği için emin olamazsın ki."
"Göreceğiz Ali. İstemeye gittiğimizde hele bir Kemal ağa'dan red alalım. Üstüne bir de Ronya beni istesin, işte o zaman göreceğiz kim kimi nasıl seve seve istiyor! Hele o Kemal ağa nasıl paşa paşa kızını veriyor!"
"Abi biraz acımasızca olacak diyeceklerim ama bak sen de farkındasın Kemal ağa bizden de bizim aşiretten de nefret ediyor. Ronya'nın Elif'le bile arkadaş oluşuna karşı çıkacak derecede hem de.. Sence bu adam sana kız verir mi? Hadi bir ihtimal verdi diyelim peki kız seni ister mi? Hem bak kızın ne okuduğunu bile kimse bilmiyor, Kemal ağa kızını resmen herkesten saklıyor, koruyor. Bu kadar üstüne titrediği kızını alıp da nefret ettiği birine verir mi? "
Kardeşinin söyledikleriyle öfkelenen Yavuz, "Ali, nasıl olacak bilmiyorum ama bir şekilde bu iş olacak. Ronya'yı istiyorum. İlk defa kalbim bu kadar telaşlı, ilk defa bir kız için heyecanlı.. Kemal ağa da bunu kabullenecek. Ronya kısmına gelirsek onun az da bana karşı iyi duygu beslediğini bilmesem çoktan kabuğuma çekilirdim. Dediğim gibi babası da ikna olacak başka bir ihtimal yok, olamaz! "
"Ayrıca emin ol Kemal ağanın kızını vermek istememesi sadece ona zarar verir."
Abisinin üstüne daha fazla gitmek istemeyen Ali, Ronya konusunda aklına takılan soruları yutup sessizliğe bürünürken, Yavuz gözlerini bir an bile Ronya'dan ayırmıyordu.
Ronya, Daye Nurten'in yanında oturmuş genç kızların olduğu tarafta kendisine yer olmadığınınbilincine varmıştı. Çünkü, kız kardeşi Didem kızların ortasına oturmuş kendisine bakarak konuşuyordu ve her ne diyorsa diğer kızlar da ona kötü bakışlar atıyorlardı.
Az sonra herkes halaya kalkmış oynuyordu ama Ronya hala yerinde oturuyordu. Biliyordu ki halaya kalkmasına babası da abisi de izin vermezdi. Gözleri dalgınca etrafı tararken göz göze geldiği kişiyle durdu. Bu, bu Elif'in abisiydi. Bir günde üç kere insanın kalbi durma noktasına gelir miydi? Gelmişti. Ronya'nın, boğazında takılı kalan nefesi durmuştu yine.
Gözlerini kırpmadan karşısındaki esmer adama bakakaldı. İşin tuhaf yanı adamında ona en ufak bir çekincesi yokmuşçasına aynı şekilde bakıyor olmasıydı. Nutku tutulan Ronya, dikkatle adamı süzdü. Esmer tenine uyan kara saç ve kaşlarıyla dikkat çekmeyecek gibi değildi. Oturmasına rağmen yapılı bir fiziğe sahip olduğu belliydi.Zaten bunun daha öncede farkına varmıştı. Bakışları tekrar gözlerine çıkınca ne düğünün gürültüsü ne de etraftaki insanlar vardı. Sadece bir çift koyu kahve göz vardı. Nabzını hızlandığının, kanının gürül gürül aktığını iliklerine kadar hissetti. Kalbi atış hızını maksimuma çıkarmış, işlevini bir kez daha heyecanla yerine getiriyordu. Daye Nurten'in dürtmesiyle bakışlarını annesine çevirmek zorunda kaldı Ronya.
"Hadi keçamın sen de gir halaya, bak tüm kızlar halayda." diyen Daye Nurten'e,"Aram ağabeyim de babam da halay çekmeme izin vermezler ki. Hem biliyorsun ben de çok sevmiyorum." Dedi.
"Kızım zaten bir kaç güne gideceksin, bugün de benim aptal kızım yüzünden üzüldün içimi dertlerle doldurdun. İnan Didem'e ne yapacağımı artık bende kestiremiyorum, laf söz anlamaz oldu. Lütfen kızım, benim için gir şu halaya da biraz olsun senin de benim de moralim düzelsin. "
Karşısındaki kadının samimi üzüntüsünü farkında olan Ronya, daha fazla direnmeden ayağa kalktı. Başını kaldırdığında yine o kahve gözlere takılan bakışlarını hemen utanarak yere eğdi. Minik adımlarla halaya doğru yürürken bir yandan da içinden kendine söyleniyordu,
"Salak mısın sen Ronya. Adama gözlerini dikiyorsun o da yetmiyor süzüyorsun!"
Halayda kızların olduğu tarafa giden Ronya, tanımadığı bir kızın yanına giderek halaya katıldı. Çatık kaşlarla halay çektiğini farkında olmayan Ronya, içinden konuşmaya devam ediyordu.
"Hadi ben salağım adama bakıyorum, peki o niye gözlerini dikmiş bana bakıyordu. Acaba sabah sorduğu soruya olumlu yanıt vererek yanlış mı yaptım. Belki de en başından beri beni yanlış anladı. Dairesine girmiştim sonuçta, acaba beni kendisi için oraya gittiğimi mi düşündü? Ahh, hayır! Benim ondan hiç haberim bile yoktu ya."
"Off ya!" sessizce sandığı ama sesli ofladığında iki kolunda olan kızlar şaşkınca ona bakınca, utanarak bakışlarını yere eğdi. Allah'tan gürültüden dolayı başka kimse duymamıştı.
Aklını başına alarak normal haliyle halay çeken Ronya, elini tutup halaya katılan erkeğe baktı. Abisi Aram kız kardeşine gülümseyerek diğer elini karısı Sevil'e uzattı. Aram ağa bir yanında kız kardeşi bir yanında karısı keyifle halay çekerken,"Eee doktor hanım kimi kesip biçiyordun kafanda bakalım?babam mı yoksa Didem mi? " diye sordu.
Bir yandan halaya uymaya çalışıp bir yandan da abisine doğru eğilen Ronya,"Bu da nerden çıktı abi? Ben kimseyi düşünmüyordum." Dediğinde bedenindeki tüm kanın yanaklarında toplandığını hisseden Ronya, kızarmış olmasına içten içe sinir oldu.
"Valla bir baktım halayda parlayan bir ışık var, herkes gibi benim de gözlerim ışığa kaydı. Bir de ne göreyim kaşları çatık, gözleri sinirle kısılmış bir adet Ronya."
Ağabeyinin sözlerine gözlerini deviren Ronya,"Kaşlarımı çattığımın bile farkında değilim abi. " dedi.
"Neyse ne. Ben ve yengen seninle halay çekerek eğlenmeye geldik." diyen abisine cevap vermeyen Ronya, gülümseyerek halaya devam etti.
Az sonra nefes nefese kendilerini sandalyelere atan Ronya ve Sevil yengesi gülümseyerek birbirlerine baktılar. "Kurtları dökmek bu olsa gerek yenge, sinir stres hiçbir şey kalmadı bende. "deyip gülümsedi Ronya.
"Ben de uzun zamandır halay çekmiyordum iyi geldi. " Sevil yengesinin söylediklerine gülen Ronya,"Ah abi ah.Buldun tabi güzel kadını uçan kuştan kıskanıyorsun." Dediğinde, İki kadın bu sözler üzerine kahkaha attılar. Yan taraflarında oturan Daye Nurten de gülümsedi. Ronya'yı böyle gülerek görmek kendisine de iyi gelmişti.
Ronya yengesiyle konuşurken bakışları yine karşıya takıldı. Yine o adam. Yine gözlerini kendisine dikmesi! Kaşlarını çatan Ronya, dikkat çekmemek adına tekrar yengesine döndü ama sırıtan yengesine bakılırsa çoktan dikkat çekmişti bu bakışma.
"Ronya, Yavuz ağa seni göz hapsine almış. Ne iş?" hala sırıtan yengesine kızgın bakışlarını fırlatan Ronya,"İsmini bile sen söyleyince öğrendim yenge. Ne bileyim neden baktığını! " dediğinde al al olmuş yanaklarının ısısını hissedebiliyordu. Ayrıca neden baktığını gayette biliyordu, bu konuda yengesine yalan söylediği için kendini kötü hissetse de şu an kimseye bu konuyu açmamak en iyisiydi.
"Gözlerini bir dakika bile senden ayırmadı Ronya, bu adam kızlara yüz vermeyen biri diye biliyorum, sana bu kadar dikkatle bakması şaşırtıcı."
"Umurumda değil yenge! Kapat artık bu konuyu lütfen. Ayrıca o tarafa da bakmayalım, yanlış anlar." Diyen Ronya, o tarafa bakmak için çıldıran gözlerini zor da olsa çekti.
Hala sırıtan yengesi,"Ben sana ablan olarak söylüyorum Ronya, bu adamın bakışı sıradan değil ve bence her şeye hazırlıklı ol." Dedi.
Kaşlarını çatan Ronya,"Nasıl yani? Neye hazırlıklı olacakmışım yenge?" diye sordu.
Sırıtması silinen yengesi ciddiyetle,"Bak Ronya, Yavuz ağa Van'ın en büyük ve en belalı aşiretinin ağası ve sende iyi biliyorsun ki Kemal baba da Aram da sevmezler onları. Diyeceğim o ki, Yavuz ağa seni istemeye gelirse baban vermez ve sıkıntı çıkar." gözleri şaşkınlıkla açılan Ronya, derin bir nefes alarak yüreğine oturan ateş topuna rağmen konuşmaya başladı.
"Bence abartıyorsun yenge, daha beni tanımıyor bile elbette istemeye gelmez." dili bunları söylese de içinde anlam veremediği bir heyecan vardı. Peki ya ailesi? Babası asla böyle bir durumda kendisini Yavuz ağaya vermezdi. Daha bu sabah o aile için bir sürü laf söylemişti. Başını iki yana sallayan Ronya, kendisi evlenir miydi diye düşünüyordu. İster miydi? Ah, elbette hayır! Tamam adam yakışıklıydı, heyecan veren bakışları vardı ama o kadardı. Ronya bu yüzden de evlenecek bir tarafını görmüyordu. Sonra düşündüğü bu yalancı ihtimale yüreğindeki zangırtı sinsice sızdı. Ah kimi kandırıyordu ki yirmi sekiz yıllık hayatında ilk defa birine karşı böylesine bir çarpıyordu kalbi.
"Hu hu, Ronya burada mısın?" diyen yengesine gözlerini deviren Ronya, "Yok burada değilim Sevil hanım, hastanede mandibulasıyla maksillası yer değiştirmiş bir hastanın onarımını yapıyorum. Sen de ister misin? Sanki seninde üst çene kemiğinle alt çene kemiğin yer değiştirmiş ha ne dersin? " diye sordu ukalaca.
"Aman be tamam. İki saattir bir şey anlatıyorum dinlemiyorsun da zaten. Neyse ben kocamı çağırayım da artık gidelim. Sen de döner misin bizimle yoksa babanlarla mı dönersin?
"Ah yenge, bu da soru mu şimdi tabii ki de sizinle döneceğim. Babamı da Didem'i de gidinceye kadar görmek istemiyorum."
Başını olumlu anlamda sallayan Sevil, erkeklerin tarafına doğru yürüdü.
Az sonra Ronya, yengesi ve abisini beklerken kalbine söz geçiremedi bakışları usul usul aktı Yavuz'a. Hala kendine bakan adama gözlerini çekmeden baktı. Meydan okur gibi olsa da bakışları aslında adamın neden baktığını anlamaya çalışıyordu. Sanki bilmiyormuş gibi! Gözleri kısılan adama yanındaki kişi bir şeyler söyledi ve gülümsedi. Esmer tenine fazlaca tatlı gelen iki çukur oluştu. Afallayan Ronya, karşısında gülümseyen adamda mı yoksa yanaklarında beliren gamzelerde mi kayboldu bilinmez ama kalbinin ısısı hızla yükselip boğazına kadar çıktı. Yavuz.... Adamın ismi Yavuz'du. İçinden bir kez daha tekrarladı Yavuz...
Kalbimde de aklımda da olmayacak duaya itme beni be adam... Ne kalbimdeki beyaz kelebekleri uçur ne de aklımı kendinle doldur...
Ronya her ne kadar içinden bunları söylese de gerçekte olanları biliyordu. Çoktan aklı da Yavuz'la dolmuş, kalbindeki beyaz kelebekler de kanatlarını çırpmış, uçuyorlardı.
Abisinin omzuna dokunmasıyla düştüğü düşünce dehlizinden çıkan Ronya, yengesinin kendisine göz kırpmasıyla gözlerini kısarak adımlarını hızlandırdı.
*
Yavuz ağa, Ronya'nın düğünden ayrılmasıyla kendini bir buz kafesinde gibi hissetti. Ronya'ya bakarken İçine oluk oluk akan o sıcaklık, yerini buzdan gürültü dolu bir ayaza bırakmıştı. Ali'nin kulağına yaklaşan Yavuz,"Benim burada işim kalmadı bremın, hadi sana iyi eğlenceler." deyince, Ali başını olumlu anlamda salladı ve Yavuz etrafında kendisini göz hapsine alan onca genç kızdan habersiz kimseye bakmadan çıktı düğünden.
Arabasına atladığı gibi kendini iskeledeki sahile atan Yavuz, Van gölünün akşam karanlığındaki güzelliğine bakarken bir yandan da kulağına dolan dalga seslerini dinledi.
Gözlerinin önüne Ronya gelince, derin bir soluk aldı. İlk bakışmalarındaki şaşkınlığı, sonrasındaki utanan ifadesi... Hele halayda çatık kaşlarla kafasından kendine kızdığı o kadar belli ve bir o kadar da tatlıydı ki...
Peki en son bakışmadaki meydan okuyuş... Yavuz'un emin olduğu tek bir şey varsa o da Ronya'ya olan duygularının her salise daha da artmasıydı. Ortada bir gerçek daha vardı ki; Ronya da onu fark etmişti. Üstelik bu fark ediş iyi yöndendi. O da bu denli yangın dolu dehlizde kıvranıyor muydu henüz belli değildi ama sonuçta Yavuz'un varlığından, az da olsa ona olan hislerinden haberdardı.
Yavuz göle karşı oturduğu bankta, yüzündeki o aptal sırıtışa engel olamadan hayaller kurmasını, aklına Ronya'nın onu istememesi ihtimali gelince bitti. Ya gerçekten de Ronya onu istemezse? Ya bu yoğun duygunun zerresi bile hiçbir zaman onda da olmazsa? Peki ya Kemal ağa, ya kızımı vermem diye tutturursa? Ya sadece ufak bir hoşlantı vardı onda ve çok geçmeden uçup gidecekti.
Sorular yumağında kendiyle cebelleşen Yavuz, sağ elini cebine koyup sigara paketini ve çakmağını çıkardı. Paketten çıkardığı bir dal sigarayı dudaklarının arasına koyup, çakmağındaki ateşle sigarasını ucunu tutuşturdu. İçine çektiği sigaranın dumanı kendi yolunu bularak ciğerler akın etti sonra ciğerlerden arta kalan hafif duman dudaklarının arasından firar etti. İçindeki öfkeyle sigarasını hemencecik bitirdi. Sonra bir tane daha, bir tane daha derken izmaritlerle dolu zemine bakan Yavuz, aslında ilk defa bencilce düşündüğünü kabul etti. Öfkesine gelince öfkesi herkeseydi...annesi,babası,Ronya,Kemal ağa, kendi...'Neden işler bu kadar içinden çıkılmaz olmak zorunda ki?'diye tısladı.
Gözlerine, kalbine, aklına sirayet eden Ronya, benliğine farkında olmaksızın işlenmiş gibiydi. Gözlerini sinirle kapatan Yavuz az önceki olumsuz ihtimali kabul etse de şimdi yine Ronya'nın ona bakarken ışıldayan gözlerini düşündü.. O bakış, o sıcaklık gerçekti..
Ronya, benim dağınık hayatımın tek ve yeni düzeni olacaksın bu gidişle..
*
Az sonra Yavuz yerinden kalkmış, arabasına atlayıp evine doğru yola çıkmıştı. Bu sırada Ronya ise evinin balkonunda yıldızlara bakıp, yüreğine heyecan katan Yavuz'u düşünüyordu.
Aniden üst üste duyduğu seslere kulak kabartan Ronya, herhalde düğündeki havai fişekler patlıyor diye düşündü ve sessizliğini bozan bu seslere dayanamayıp içeri geçip, odasına çıktı.
Yavuz ise, evinin kapısına geldiğinde duyduğu silah sesleriyle yerinde durdu. Çok uzaktan gelmiyordu sesler, telefonu çalınca Ali'nin aradığını gördü.
"Alo, abi bizim aşiretten birini vurmuşlar şimdi, çarşının orta yerinde delik teşvik etmişler. Hemen hastaneye geç ben de geliyorum." Yavuz, kardeşinin söyledikleriyle bir şey demeden telefonu kapatıp, hemen arkasını dönüp arabasına doğru yürüdü.
Bu gece iki gencin heyecan dolu bir ahenkle kalplerinin birlikte çarpmasıydı. Bu gece iki yüreğin kördüğümle bağlanacağı bir geceydi.
Bu gece kaderin başlangıcı, alın yazının işlevini yerine getirişiydi.
Bu gece kandı, bu gece aşktı....