*** Merdivenlere attığım her adımda canım yanıyordu. Ayaklarımda hala cam kırıkları vardı, Nihan temizlemişti sağ olsun ama sanki bazıları inadına kalmıştı içimde. Sahi... Nihan’ı şimdiden özledim. Onun o sessiz anlayışını, bir şey demeden içimi okuyuşunu... İkinci kata geldiğimde önümde bir sürü kapı vardı. Alla razı olsun Oğuz’dan ama insan bir “şu oda” der, değil mi? Her kapıyı açmak önce bir umuttu, sonra bir hayal kırıklığı... İlk kapı değil, ikinci de değil… Üçüncüyü açtığımda anladım doğru yerde olduğumu. Yatağın üstüne bırakılan ilk yardım çantasıyla kıyafetler söylemişti bana, 'Burası senin için hazırlandı.' diye. Yatağın ucuna oturdum, bedenim pes etmişti. Odanın rengine göz gezdirdim...açık gri ve koyu gri. Soğuk ama asil... Ayaklarıma baktım, kan izleri halıyı kirletmişti

