*** Çekdar'dan... Altımda cansız yatan Serhat’ın gözleri hala bana bakıyordu. Boş, donuk ve cehennem kadar sessiz. Ellerim kana bulanmıştı. Dizlerimin altı sırılsıklam. Gövdesini parçalarken kaç kere bıçağı sapladım bilmiyorum... Yüzüne bakınca sadece geçmişimi değil, kirlenmiş onurumu da orada gömdüğümü sanmıştım. Ama o an... O an bir ses... bir tek ses... Beni geçmişten koparıp gerçekliğe fırlattı. "Çekdar! Ulan sen ne yaptın?!" Savaş’tı. Sesinde öfke vardı ama korkudan da sarsılmıştı. Ve sonra... o ismi söyledi. "Zemheri, iyi misin?!" Zemheri. O anda dünya durdu. Omzumun üzerinden döndüm. Yavaşça... Bir katilin elinde hala sıcak kan varken duyduğu o gecikmiş pişmanlıkla. Ve işte o an gördüm onu. Kapının dibinde çökmüştü. Bir eli karnında... Diğer kolu zayıfça yere yaslanmış, ay

