~Irz Düşmanı~

1517 Words
*** "Serhat Ağa!" Diye hala konağın içinde bas bas bağıran Civan'la, başımı kaldırıp üst kattaki odaların pencerelerine baktım. Işıkları tek tek açıldıkça, kalbim daha çok hızlanıyordu. Çekdar'da merdivenleri çıkıp avluğa gittiğinde, bende kaderime razı olup arkasından gittim. Konak halkı taş merdivenleri uykulu ve meraklı bakışlarıyla indiğinde, babam da aynı şaşkın suratıyla indi ama Çekdar'ı görünce suratı kızgın bir hal aldı. "Hayırdır, n'oluyor burda?! Civan oğlum gecenin bu saatinde ne diye bas bas bağırıyorsun?" "Ben sana anlatayım hayırı Serhat Ağa, bize öve öve bitiremediğin kızının odasından koca Midyat'ın Ağa'sı gecenin bu saatinde çıkıyor. Bu namussuz kızının odasın başka hangi ağalar giriyor, söyle hele!" Bana namussuz deyişi zoruma gidip gözlerim dolunca, giydiğim hırkanın köşesini avuçlarımda sıktım. Babam gözlerini Çekdar'a dikip gür sesiyle konuştu. "Doğru mu bu Çekdar Ağa?!" "Doğru." Demesiyle babam daha çok küplere bindi. "Ulan geçen odasında uyuya kaldın ses etmedik, şimdi de namusumuza mı göz dikersin?!" Güçlü sesiyle, "Yavaş ol Serhat Ağa! Ben kimsenin namusuna göz dikmedim." Diyen Çekdar'ın sözü üstüne, Civan konuştu. "Ha bide odasında uyaya kalmış! Bizi nasıl bir aileye bulaştırdın baba?" Diyen Civan, ailesindeki kadınlara baktı. "Pılınızı pırtınızı toplayın gidiyoruz ana!" "Ulan it! Bu kadar namus meraklısıysan, sen niye hala evlenmediğin kızın odasına geldin o vakit." "Sana mı soracam lan?!" Civan, Çekdar'ın üzerine saldırınca üvey abilerim engel olmuştu. Çekdar ise bu olanlar karşısında son derece soğukkanlıydı ama ben zangır zangır titriyorum. Ailenin kadınları eşyalarını toplayıp getirdiklerinde, Civan'nın babası Halis Ağa tehditvari sesiyle babama bakarak konuştu. "Bu rezilliğinizi tüm Mardin duyacak Serhat Ağa, başınızı yerden kaldıramayacaksınız. Bunu da böyle bilmiş olun." Dediğinde, Civan'da babasına katıldı. "Sende buna dahilsin Çekdar Ağa! Bak bakalım sana Midayat'ı nasıl zindan ediyorum!" Çekdar sanki karşısında köpek havlıyormuşcasına hiç umursamadan öylece ifadesizce baktığında, Civan başka da bir şey demeden giden ailesinin arkasından sinirle gitmişti. "Çekdar Ağa!" Babamın otoriter sesiyle kalbim durdu. Ne olacak şimdi? Kesin öldürecek beni. "Bu pisliğini nasıl temizleyeceksin?" "Serhat Ağa, ben o niyetle Acuze'nin odasına girmedim, ki girmemde. Benim evleneceğim bir kadın var." Demesiyle nedense boşluğa düşmüş gibi hissetim. Kalbim sıkışırken, boğazım da koca bir düğüm oluştu. Evet, onun evleneceği bir kadını vardı. "Ağam." Deyip tüm cesaretimle konuştuğumda, herkesin gözleri bana çevrildi. "Çekdar Ağa bir parfüm neyin sormuştu sevdiği kız için numaramı bulamamış gelip bana sordu." Dememle, "Haddim değil ağam ama Acuze doğru söyler. Dünen anası Zümrüt Hanım'da aramıştı beni, bir parfüm sorduydu." Diyerek bana destek olan Hayriye ablaya şaşırırken, içten içe sevinmiştim ama kısa sürdü. "Ula sizin diliniz ne söyler! Boktan bir koku için mi benim bugün başım yere eğildi, namusumuza laf geldi?" "Ben o Civan itini tutup hal edecem, merak etmeyesin." Diyen Çekdar'a, babam ilk defa taviz göstermedi. "Onu bunu bilmem ben Çekdar Ağa, yarın tüm ağaları toplayacaksın ve karar öyle verilecek." Hayır, hayır! İşin içine ağalar girse iş daha çok büyüyecek. Allah'ım ne güzel tam uyuyacaktım, nereden geldi bu başıma? Bir insan bu kadar da kara bahtlı olamaz. "İstediğin olsun, amma velakin." Deyip işaret parmağı ile beni gösterdi. "Bu kızın kılına zarar gelirse o vakit onlardan değil, benden korkacaksın!" İyi bari en azından sebep olduğu kadar da korumasını da biliyor ama babam onu dinleyecek mi peki? Hiç sanmıyorum. Çekdar bana göz ucuyla bakıp, ardından gitmek için kapıya adım atıkça beni ter basıyordu. Öldürecekler beni. Kapıdan çıkıp, gözden kaybolduğu gibi babam üzerime yürüyünce, durması için ellerimi havaya kaldrdım. "Baba yemin olsun benim bir suçum yok." Birden saçlarımdan tutarak sert tokadını suratıma yapıştırınca, kulağımdaki çınlama ile yere sertçe düştüm. Dizlerimdeki acıyı göz ardı ederek, başımı kaldırıp nefret dolu gözlerimi babama diktim. "Ulan dua et Çekdar'ın o sözlerine yoksa biliyordum sana ne yapacağımı. Alın şunu gözüm görmesin!" Diyerek gittiğinde, ne ağladım nede bir tepki verdim. "Evlenmeyi bile beceremedin Allah'ın uğursuz acuzesi." Diyen annem kafama bastırdığı yumruğu ile beni hırpalayınca, sözlerine devam etti. "Bir kere şu başımı öne eğmeyeydin canın mı çıkacaktı?!" Diğer yanağıma da o tokattını geçirip hırsını alınca, gözlerine baktım. "Ben başını eğecek kötü bir şey yapmadım!" Boğazımda oluşan koca düğümden zar zor konuşurken, yüzüme bir tokat daha attı. "Bide kötü bir şey yapmadım diyiyor. Edepsiz!" Deyip beni daha çok hırpalayınca, Hayriye abla engel oldu ona. "Hanımım sakin olun, ben onu odasına götüreyim." Koluma girip beni yerden kaldırarak odama götürdüğünde, yatağıma oturdum. "Kız Acuze, seni sevmem ama masum olduğunu biliyorum. Bugüne kadar eline erkek eli değmediğine ben şahidim." Deyip kendince teselli verip gitti. Onun gitmesiyle, tuttuğum yaşlar sel gibi aktı gözlerimden. Ne tuhaf değil mi? Evin çalışanının annenden daha çok seni tanması. Oysa bugün beni koruyan Hayriye abla değil, annem olmalıydı. Bu da benim kara bahtımdı işte ve hepte böyle olacak. Kim bilir yarın sorgusuz sualsiz nasıl bir karar alacaklar benim hakkımda. Ne karar verilirse verilirsin canımı acıtacağını çok iyi biliyorum. Yine ve yine günah keçisi ben olmuştum. Küçükken de bu böyleydi. Amca çocuklarım bir şeyleri kırıp dökerlerdi ama tüm suç masumca bir köşede kitap okuyan bana kalırdı. Bunun üzerine de annem beni terliklerle döve döve her bir yanmı morartıp, bir kaç gün yataklara mahkum ederdi. Düşünüyorumda, ben bu yaşıma kadar bile iyi gelmişim. Ayağa kalkıp siyahlara boyadığım aynamın karşısına geçip, titreyen ellerimle yüzümü avuçlarımın arasına aldığımda, avuç içlerim göz yaşlarımla ıslandı. Gerçekten beni bu kadar hor görmelerinin tek nedeni çirkin olmam mıydı? Çirkinlerinde bir kalbi yok muydu veya nefes almaya, sevmeye, konuşamaya hakları yok muydu? Beni aynadaki yansımama küstürdüler. Yüzünü bize anlat deseler, ağzımı açamam çünkü hatırlamıyorum. En son ne zaman aynaya baktığımı dahi hatırlamıyorum, kaşık yıkarken bile kendime doğru tutmam. Kendime dair sevdiğim tek bir şey var, o da belime kadar uzanan saçlarım ama o da örtmüyordu çirkin suratımı. Beni, benden bu kadar soğutukları için onları asla affetmeyeceğim... Sabaha kadar gözüme uyku girmemiş öylece yatakta oturmuş uzaklara dalmıştım. Gözlerim uyumam için yalvarırken, kırgın ruhum uyumamam için elinden geleni yapıyordu. Çekdar'dan... Gece eve geldiğimden beri gözüme uyku girmemişti, ki zaten hiç girmezdi. Bilmem kaçıncı kez içtiğim kadehle terasta bana ait olan toprakların manzarasını seyrettim. Başından beri yaptığım hataydı. Acuze'nin odasına girmemeliydim ama o koku öyle bir aklımı başımdan almıştı ki ne yaptığımı bile idrak edemez olmuştum. Taki işler bu raddeye gelene kadar. Zavallı kızın da başını derde soktum. En başından yalvararak git buradan demişti ama dinlememiştim. Sevdiğim, evleneceğim kadın bunu duyarsa ne olacak peki? Ona ihanet ettiğimi düşünecektir. Nasıl bir çıkmaza girdim ben böyle?! "Hayırdır oğlum? Yine uyku mu tutmadı?" Sabah namazı için kalkan babam yanıma geldiğinde, geçip sedire oturdu. Ben ise ellerimi yasladığım taş korkuluk duvarı sinirle bırakıp oturan babama döndüm. "Bu sefer başka baba." Dememle kaşlarını çattı. "Neymiş derdin, söyle hele?" Sıkıntıyla derin bir nefes aldım. Koca Midyat'a hükmetsemde, babamın karşısında boynum kıldan inceydi. Beni bu günlere getirip, güçlü kişiliğimi inşa eden de o'ydu ve ben ilk defa aşirete söz getirecek bir hata yapmıştım. "Ben gece Sayman konağına giderek, Acuze'nin odasına girdim." Dememle sinirlendi. "Oğlum sen ne diye Sayman'ların kızının odasına girersin! Bu sana da, aşiretede yakışı kalmaz. Koca adam taktın lanet bir kokuya. Hem başına bela olur gören olsa, o zaman ne halt edecen Çekdar Ağa." Karşısına geçip oturdum. "Başım belaya girdi zaten baba." Diyerek devam ettim. "Acuze'nin görüceleri yatıya kalmışlar, ben odadan çıkarken onla evlenecek olan it beni gördü sonrada kız gibi tüm konağı sesiyle ayağa kaldırdı. Serhat Ağa bunu üzerine tüm ağaların toplanmasını istedi, bende mecbur kabul ettim." "Ulan Çekdar!" Babamın sinirle burnundan soluduğunu görünce, başımı eğdim. Ne dese haklıydı. "Ben bunun için mi yetiştirdim seni de Midyat'ın Ağa'sı yaptım. Ulan duyulsa başımızı yerden kaldıramayız, ırz düşmanı olarak düşersin dillere!" Dediklerinde A'dan Z'ye kadar haklıydı. Bu aptalığıma ben bile hala inanmıyorum. "Baba ne desen haklısın ama bi' akıl ver bana yoksa kafayı yiyecem. Bir yandan sevdalı olduğum kadın diğer yandan masum bir kız cağız var." "Madem bana sormadan işlere kalkışırsın, bu işi de kendin çöz Çekdar Ağa." Deyip kalkıp giden babamın arkasından baktım. Çözerim çözmesine de, o çözüm yolunu bulamıyorum... Öğlen vakitlerine kadar düşünüp durmuştum ama bir çözüm yolu bulamamıştım. Kim bilir ağalar nasıl bir karar alacak! Olanları duyduğundan beridir, "Ben seni hizmetçi bir kıza yar etmek için büyütmedim." Diyerek avludaki sedirlere oturmuş ağıt yakan anama artık dayanamayarak bağırdım. "Olmayacak öyle bir şey ana! Benim evleneceğim kadın beli." Bu cümlem üzerine babam oturduğu yerden kalktı. "Gelde pisliğini temizleyelim." Diyerek konağın kapısına doğru ilerleyence, içimden sabır çekip peşinden gittim. Sayman konağına arabayla kısa sürede vardığımızda, aşiretimize ait peş peşe duran arabalarımızdan inerek konağa girdik. Tüm ağalar çoktan toplanmıştı ve hepsi önümüzde saygıyla kalktığında, geçip oturduk. "Bizi topladınız ama mesele ne ağam?" Rıfat Ağa'nın bunu demesiyle, fırsat kolayan Serhat Ağa konuya girdi. "Çekdar Ağa geceleyin kızımın odasın girerek, namusumuza göz dikmiştir." Bu sözüyle sinirlenirken, babam bunu fark ederek araya girdi. "Ağır ol Serhat Ağa. Bunca yıldır gelip gideriz bir birimize, sen de oğlumu benim kadar iyi tanır, kimsenin namusuna göz dikmeyeceğini iyi bilirsin." "Onu bunu bilmem ben Mahmut Ağa, dünürlerimin karşısında rezil oldum. Başmı eğdiğiniz gibi de kaldıracaksınız." Herkesten bir ses yükselince, ağaların en yaşlısı ve herkesin sözüne hürmet ettiği Dündar Ağa'nın söze girmesiyle sessizlik çöktü. "Her iki tarafta haklı ağalar." Diyerek bana baktı. "Her ne olursa olsun genç bir kızın odasına girmemeliydin Çekdar oğlum. O niyetle girmiş ol yada olma. Kendine de, Serhat Ağa'ya da laf getirdin. Bu işten ancak bir şekilde ak çıkarsınız." Dediğinde, buruşmuş gözlerinin içine bakıp ne diyeceğini bekledim. Umarım istemeyeceğim bir şey söylemezsin yaşlı ihtiyar çünkü onun sözü, tüm ağaların sözüydü, benim bile. "O kızı alıp, karın yapacaksın."...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD