Atahan’a bakarken kalbim sanki göğsümden çıkacak gibi çarpıyordu. Gözlerindeki o tanıdık bakış, bana her defasında aynı hissi verirdi; çekim, heyecan ve bir parça da tehlike. Dudaklarımı araladım, adını fısıldadım. “Atahan…” Sesim, kendi kulağıma bile farklı geldi, titrek ama kararlı. O, bakışlarını gözlerimden ayırmadan bana doğru yürüdü. Sanki her adımıyla odanın havası biraz daha ağırlaşıyordu. Ben ise bir adım geriye çekildim, sonra bir adım daha, ta ki sırtım kapının yanında duran konsola değene kadar. Onu durdurmak istemedim, istemiyordum. Ama dudaklarım, düşüncelerimden bağımsız hareket etti. “Elimi tut,” dedim, neredeyse fısıldayarak. O da hiç tereddüt etmeden tuttu, avuçlarının sıcaklığı anında tüm bedenime yayıldı. Onu odama doğru çektim. İçeri adım attığımızda, perdelerin aras

