Telefonuma düşen mesaj ekranın ortasında belirince, kalbim sanki o an ritmini kaybetti. Parmaklarımın ucuna kadar yayılan bir uyuşma sardı bedenimi. Hüseyin. Adını okumak bile içimi bulandırdı. Sanki yıllar sonra gelen o kelime, sadece bir isim değilmiş de geçmişin en karanlık gölgesiymiş gibi yakama yapıştı. “Konuşabilir miyiz?” Yazdığı bu üç kelime, içime öyle derin bir sancı bıraktı ki ne nefes alabildim ne de bir şey düşünebildim. Elimde tuttuğum telefon ağırlaştı. Ekrana bakmaya devam ettikçe ellerimin titrediğini hissettim. Yüzüm bir anda gerildi. Kaşlarım çatıldı, dudaklarım istemsizce büzüldü. Gözlerim, göz kapaklarımın altına kadar düşen bir huzursuzlukla küçüldü. Gözbebeklerimin içine kadar yayılan bir sızı hissettim. Bu yüz ifadesi, tam olarak bir sarsılmanın dışa yansıma

