10. Sadece Biz

1162 Words
Sabah olmuş, güneş ışıkları perde aralarından içeri süzülüyordu. Gözlerimi araladım ve Baran’ı gördüm; hâlâ uykulu ama yüzünde o tanıdık gülümseme vardı. İçimde hafif bir heyecan ve huzur dalgası hissettim. “Günaydın…” dedi, sesi hâlâ uykulu ama sıcak. “Günaydın,” dedim ben de, yavaşça yataktan kalkarken. Baran elimi tuttu ve yanağımı okşadı; kalbim istemsizce hızlıca çarptı. Düşündüm; bugün doktora gideceğiz. Biliyorum, her şey yolunda, ama insan yine de tedirgin oluyor. Ama yanında Baran varken her şey daha kolay, daha güvenli hissediyorum. “Biliyorum… seninle her şey daha kolay, daha güzel,” diye mırıldandım. Baran bana baktı, gözleri gülüyordu; o bakışlarda hem koruyuculuğu hem de sevgiyi görmek… içimi ısıttı. Arabada sessizlik hakimdi, sadece motorun hafif uğultusu duyuluyordu. Ama bu sessizlik, aramızdaki gerilimi ve birbirimize olan yakınlığı daha da belirgin kılıyordu. Baran birden elimi tuttu, gözlerime bakarak hafifçe eğildi. İçimde bir heyecan dalgası yayıldı. “Dicle…” dedi, sesi yumuşaktı, sıcak. Düşünmeden kendimi ona bıraktım. Dudaklarımız buluştu; kısa ama derin bir öpücük… Sanki tüm dünya durmuş, sadece biz kalmıştık. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Öpüşme bittiğinde göz göze geldik, ikimiz de gülümsüyorduk. Hazırlanıp el ele konağın sessiz koridorlarından geçtik. Arabaya yönelirken birbirimize küçük gülümsemeler fırlattık; sanki tüm dünya sadece ikimiz için durmuş gibiydi. İçimde hem heyecan hem de tarifsiz bir mutluluk vardı; bu gün bizim için çok özel olacaktı.Arabadan indik ve hastanenin önünde kısa bir duraklama yaptık. Ellerimiz hâlâ birbirine kenetlenmişti. İçimde hafif bir heyecan, ama aynı zamanda güven duygusu vardı; Baran yanımda oldukça her şey daha kolay görünüyordu. “Hazırsın, değil mi?” diye fısıldadı Baran, gözlerimdeki hafif tedirginliği fark ederek. “Evet…” dedim, derin bir nefes alarak. “Sadece biraz heyecanlıyım.” Koridorlardan geçerken Baran sürekli bana göz kırpıyor, hafif bir gülümsemeyle destek veriyordu. Bekleme salonuna geldiğimizde koltuğa oturduk. Aramızdaki sessizlik, öpüşme anındaki sıcaklığı hâlâ taşıyordu; küçük bir gülümseme, bir dokunuş… her şey hâlâ çok özel hissettiriyordu. Doktor çağırdığında ayağa kalktık ve odanın kapısını araladık. İçeri adım attığımızda Baran hemen önümde durdu, elimi sımsıkı tuttu. İçimde bir huzur ve heyecan karışımı his vardı; biliyordum ki bugün hem rutin bir kontrol olacak hem de bizim için bir anı daha yazılacaktı.Bir süre bekledikten sonra hem heyecan hem de biraz merak içinde koltuğa oturuyorduk. Baran sürekli elimi tutuyor, arada gözlerime bakıp gülümsüyordu. O sırada hemşire kapıyı hafifçe açtı ve adımı söyledi: “Dicle Hanım, doktorunuz sizi bekliyor.” Derin bir nefes aldım, Baran’ın elini daha sıkı tuttum ve birlikte odanın kapısına yöneldik. İçeri adım attığımızda doktor bizi selamladı ve hafif bir gülümsemeyle: “Hoş geldiniz, gelin oturun. Kontrolünüzü yapalım.” Baran benim önümde durdu, elimi hâlâ bırakmamıştı. İçimde hem rahatlama hem de hafif bir heyecan vardı; doktorun odasında geçireceğimiz birkaç dakikanın bile özel olacağını hissediyordum. Doktor beni muayene etmeye başladığında, Baran hâlâ elimi tutuyordu. Kalbim hem heyecandan hem de mutluluktan hızlı hızlı çarpıyordu. “Her şey yolunda görünüyor, Dicle Hanım,” dedi doktor, hafifçe gülümseyerek. “Bebeğinizin kalp atışları da çok sağlıklı.” Bu sözleri duyduğumda içimde tarifsiz bir mutluluk yayıldı. Gözlerim Baran’a kaydı; o da yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bana bakıyordu. “Baran… her şey yolunda, bebeğimiz çok sağlıklı,” dedim, sesi heyecanlı ama titrek. Baran gözlerindeki sevinci saklamaya çalıştı ama başaramadı, bana sarıldı ve fısıldadı: “Bunu duymak… inanılmaz bir his, Dicle. Çok mutluyum.” Bir an için sadece biz vardık; doktor konuşuyor, ben ve Baran birbirimize bakıyor, içimizde hem huzur hem heyecan bir arada akıyordu. Doktor birkaç öneri verdikten sonra: “Şimdi biraz dinlenin ve tavsiyelerime dikkat edin. Her şey yolunda, ama düzenli kontroller çok önemli.” Baran elimi sıkıca tuttu, gözlerimin içine bakarak: “Merak etme, Dicle. Ben her zaman yanındayım. Her şeyi birlikte aşacağız.” İçimde hem güven hem de mutlulukla dolmuş bir şekilde odadan çıktık. Arabaya doğru yürürken Baran bana tekrar küçük bir öpücük verdi ve gülümsedi; o an, her şeyin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hissettim. Muayene bitmek üzereyken Baran, hafifçe ciddileşerek doktora sordu: “Doktor Hanım… bu süreçte cinsellik yapmak zarar verir mi?” O an içimde hem bir utanç hem de hafif bir heyecan hissettim. Başımı biraz eğdim, gözlerimi kaçırdım; Baran’ın böyle bir şeyi sorması beklenmedik ama samimiydi. Doktor Hanım hafifçe gülümseyerek yanıtladı: “Normal şartlarda, her şey yolundaysa ciddi bir risk yok. Ama bazı özel durumlar için dikkatli olunmalı. Size kişisel durumunuza göre tavsiyelerde bulunabilirim.” Baran bana bakıp hafifçe gülümsedi. Utangaç bir şekilde içimde bir sıcaklık yayıldı; doktor Hanımın odasında yaşanan bu kısa an bile ikimiz arasında özel bir bağ yaratmıştı. Baran sessizce, bana fısıldadı: “Üzülme, Dicle… doktor Hanım yanımızda, her şey kontrol altında.” Utangaç ama mutlu bir gülümsemeyle başımı salladım. O an, kelimelerden daha fazlasını paylaştığımızı hissettim; hem güven hem aşk o odada hâkimdi. Doktor Hanım’ın yanından çıktık ve arabaya doğru yürüdük. Ben hafif kızarmış bir şekilde Baran’a baktım. “Baran… neden öyle bir şey söyledin doktor Hanım’a?” diye sordum, sesi titrek ama biraz da sitem dolu. Baran hafifçe gülümsedi, kapıyı açtı ve beni arabaya çekti. Arabaya oturur oturmaz camları kapattı. “Endişelenme, Dicle… bir şey olmayacak,” dedi ve gözlerime baktı. Tam kendi düşüncelerimi toparlayıp konuşacakken, Baran ansızın bana doğru eğildi ve dudaklarını üzerime bastı. “Baran! Öpme beni!” diye fısıldadım, hem utanç hem de şaşkınlıkla. O ise hafif alaycı bir gülümsemeyle dudaklarını benden çekti ve fısıldadı: “Evde devamını getireceğim…” Başımı hafifçe çevirdim, dudağımı büzerek: “Çok beklersin, Baran…” Baran sadece sessizce gülümsedi, gözlerimdeki kızarıklığı fark ederek: “Görücez…” dedi, motoru çalıştırırken arabada sessiz bir heyecan ve tatlı bir gerilim vardı. Arabayı konağın önüne park ettik ve evin kapısını açtık. Gülhan Hanım hemen meraklı bir şekilde yanımıza geldi. “Dicle, doktor kontrolün nasıl geçti? Her şey yolunda mı?” diye sordu, gözlerinde hem merak hem de şefkat vardı. Ben hafifçe gülümsedim, ama hâlâ biraz yorgun ve heyecanlıydım. Baran hemen yanımda durdu, elimi tuttu ve sakin bir sesle cevap verdi: “Her şey yolunda, anne. Dicle biraz yorgun, şimdi dinlenmesi gerekiyor. Sonra her şeyi konuşuruz.” Gülhan Hanım başını salladı, hafifçe gülümsedi ve bana bakarak: “Peki canım, o zaman biraz dinlen. Önemli olan senin sağlığın.” İçim ısındı; Baran’ın bana gösterdiği koruyucu tavır ve annesinin anlayışı, yorgunluğumu unutturdu. Sessizce odamıza yöneldik, Baran hâlâ yanımda, elimi bırakmadan… Odaya girdiğimizde Baran hemen yanımda durdu. Gözlerimde hafif kızarma vardı; arabadaki o tavrı hâlâ aklımdan çıkmamıştı. “Dicle Hanım…” dedi, hafif gülümseyerek ve alaycı bir tonla, “Arabadaki tavrın neydi öyle?” Utangaçça başımı çevirdim, ama dudaklarım istemsizce hafifçe kıvrıldı. Baran birden bana doğru eğildi ve dudaklarımla buluştu; uzun, derin ve duygulu bir öpücük… İçimde hem heyecan hem de tatlı bir utangaçlık dalgası yayıldı. Öpüşme bitince hafifçe başımı geri çektim ve gülümseyerek fısıldadım: “Çok beklersin, Baran…” Baran hafifçe gülümsedi, gözlerimdeki utancı fark ederek: sessizce " göreceğiz…” dedi ve omzumu sımsıkı sardı. Bir süre öylece durduk, göz göze gelerek. Sessizlik içinde sadece nefeslerimiz ve kalp atışlarımız vardı. O an, kelimelerden daha fazlasını paylaştığımızı hissettim; hem yakınlık hem de güven dolu bir an yaşamıştık.Kendimi yatağın üzerin de buldum "görelim Dicle hanım " diyip her yerime öpücük konduruyordu kendimi tutamayıp ona eşlik ettim ..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD