Nefesim kesilmişti gözlerimden yaşlar akıyordu
_" Baran! Bu doğru mu? Söyle bana! Yalan de! YALAN DE!" bağırmıştım
Gözyaşlarım yanaklarıma süzüldü. Sesimi daha da yükselttim:
“Baran! Söylesene! Arkadaşın dediğin kadın şimdi karşımda durup senden hamile olduğunu söylüyor. Ben kime inanacağım? Ona mı, sana mı?!”
Dicle’nin sesi titredi, ama içinde yanan öfke gözlerinden fışkırıyordu.
“Ben sana kalbimi verdim Baran! Sana güvenmiştim" dedim ya hani Baran beni çok seviyordu
_"Dicle dinle beni öyle birşey yok " dedi . Birden gözüm karardı ve yere yığıldım.
......
Baran
______
_"Dicle lütfen kalk , Ebru git gözüm seni görmezsin" dedim
_"Arabayı hazırlayın çabuk " nasıl hastaneye gittiğimi bile bilmiyorum
_"Doktor yardım edin " dedim sedyeye koyup müşarde odasına aldılar .Annemeler de gelmişti
_"Baran sen nasıl böyle birşey yaparsın. Ben böyle bir evlat yetiştirmedim sen nasıl karına sahip çıkamazsın ve başka kadına göz koyarsın " dedi annem bu sözler yüzüme toktak gibi vurdu tam cevap verecektim ki doktor geldi
_"Dicle hanımın ailesi siz misiniz " dedi
_"Evet kocasıyım " dedim
_"Tebrikler karınız hamile ama büyük bir sıkıntımız var karınız bir üzüntüyü dahi kaldırmaz steresten uzak sürekli yatması gerekiyor " dedi
_"Teşekkürler " dedim.
......
Dicle
______
Gözümü açtığımda başımda bir hemşire vardı
_"Ben nerdeyim " dedim
_"Hastanedesiniz hanımefendi ,Tebrikler bu arada 2 haftalık hamilesiniz " dedi nasıl hamile olabilirim
_"Telefonuzu alabilir miyim" dedim
_" Tabiki buyrun " dedi telefonu alıp amcamı Arıcaktım telefon açıldı
_"Alo kimsiniz " dedi amcam
_"Amca ben dicle amca beni alır mısınız lütfen" dedim
_"Ne oldu Dicle seni nasıl alırım onların ellerinde " dedi
_"Amca ne olur al beni sonra anlatırım hastanedeyim şuan " dedim
_"Neden Hastanedesin hemen geliyorum " dedi ve telefonu kapatı
_"Teşekkürler " dedim
_"Rica ederim " diyip dışarı çıktı hemşire kapıyı birisi tıklatı içeri giren Baran dı
_"Dicle iyi misin ?" diye içeri girdi
_"Baran çık odadan çık dedim sana " dedim ama hayla çıkmıyordu
_"Baran çık " diye bağırdım
_"Dicle o çocuk benden değil gerçekten " dedi
_"Baran çık dedim yüzünü dahi görmek istemiyorum " diye bağırdım doktorlar koşarak geldiler
_"Beyfendi düşük ihtimali var dedik neyini anlamıyorsunuz lütfen dışarı çıkın " dedi doktor Baran da dışarı çıkmıştı . Bunu bana nasıl yapardı nasıl söylediği sözler , bana nasıl yapardı
Amcam beni almaya gelmişti ama Baran önümde dimdik durdu. ‘Dicle hiçbir yere gitmeyecek’ dediğinde kalbim yerinden çıkacak sandım. Bir yanım ona güvenmek istiyordu… ama içimde bir yara vardı: Ebru’nun sözleri.
‘Bu bebek Baran’dan’ demişti… O söz kulaklarımda hâlâ yankılanıyordu.
Amcama baktım, sonra Baran’a döndüm. Sesim titreyerek:
‘Beni buradan koruyorsun, evet… Ama ya kalbimi kim koruyacak Baran? Söylesene! O çocuk gerçekten senden mi?’
Amcam şaşkınlıkla bize bakıyordu, hiç anlamamıştı mevzuyu. Baran ise öfkeyle yumruklarını sıktı.
‘Dicle!’ dedi. ‘Yemin ederim sana, o kadın yalan söylüyor. O çocuk benden değil. Benim tek eşim sensin, benim tek yolum sensin!’
Ama ben… onun gözlerinin içine baktığımda bile emin olamıyordum. Kalbim güvenmek istiyordu, aklım ise şüpheyle çarpışıyordu.”
Amcam şaşkınlıkla bana döndü.
‘Ne diyorsun sen Dicle? Hangi çocuk?’ dedi.
Ben sustum, gözlerim Baran’daydı. Onun cevap vermesini bekledim.
Baran dişlerini sıkarak öne çıktı.
‘O kadın, Ebru, benim adımı kullanıp iftira atıyor. Dicle’nin kalbini kırmak için böyle yaptı. Benim hayatımda tek bir kadın var, o da Dicle.’
Amcam Baran’a sert baktı.
‘Eğer dediğin doğruysa, o kızı buraya getiririm. Yüzleşeceksiniz. Töre yalanı kaldırmaz, Baran.’
İçim ürperdi. Amcamın ciddiyetini biliyordum. Yalan varsa ortaya çıkacaktı, ama gerçeği de kaldıramaktan korkuyordum.
Baran dönüp bana baktı, gözleri kararlıydı:
‘Korkma Dicle. Benim suçum yok. Bu oyunu birlikte bozacağız.’
O an içimde garip bir güven duygusu doğdu. Ne kadar kızgın olsam da, Baran’ın gözlerindeki o kararlılık beni inandırmak istiyordu.
Ama yine de sessizce düşündüm:
‘Ya doğruysa Baran? Ya gerçekten o çocuğun babası sensen?'
_"O kızı buraya getiricem " diyip gitti hepimiz sessizce amcamı bekledik
....
Kapı tekrar açıldı ve amcam Ebru’yu içeri getirdi. Ebru titreyerek ama gururla duruyordu karşımızda. Gözleri benim gözlerime değdi ve bir anda içimde hem öfke hem ihanete uğramışlık hissettim.
Amcam sert bir sesle konuştu:
‘Bak Dicle, Baran… şimdi gerçekleri söyleme zamanı. O çocuk gerçekten Baran’dan mı?’
Ebru derin bir nefes aldı, ama gözlerindeki parıltı her şeyi ele veriyordu.
‘Evet… bebek… babası Baran,’ dedi.
O anda kalbim sıkıştı, nefesim kesildi. Baran’ın gözleri aniden karardı, elleri yumruk oldu. Ama bir yandan bana bakıyor, gözleriyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.
‘Dicle…’ dedi, sesi titriyordu ama kararlıydı.
‘Sana yemin ederim, bu çocuk benim değil. Ebru yalan söylüyor. Benim tek yolum sensin.’
Ama içimdeki öfke ve ihanet duygusu hâlâ yanıyordu. Gözlerimi Ebru’dan ayıramadım, sesim titreyerek çıktım:
‘Sen… sen bana bunu nasıl yaparsın? Ben sana güvendim, seni dost bildim… ve sen…’
Baran hemen önümde durdu, elleriyle nazikçe ama kararlı bir şekilde bana dokundu.
‘Dicle… sakin ol. Ben yanındayım. Bu yalanı birlikte bozacağız.’
Ama ben hâlâ şüpheliydim, kalbim güvenmek istiyor ama aklım sürekli sorularla çarpışıyordu:
‘Ya doğruysa Baran… ya bu gerçekten onun oyunu değilse?’
O anda odada sessizlik çöktü. Hepimiz birbirimize bakıyorduk. Bu sessizlik, her şeyin karar anıydı…
Kalbim deli gibi çarpıyordu. Ebru’nun yüzündeki gurur, Baran’ın gözlerindeki kararlılık… Hepsi üst üste bindi ve beynim karmakarışıktı.
Kendime sordum: ‘Baran’a inanmalı mıyım? Yoksa kalbimi tamamen korumalı mıyım?’
Bir adım geri attım, gözlerim Baran’ın gözlerine kilitlendi. Sesim titreyerek çıktı:
‘Baran… eğer doğruysa, eğer gerçekten yalan söylüyorsan… bunu bana kanıtlamalısın. Beni bir daha kandırmaya hakkın yok.’
Baran nefes aldı, elleri hâlâ ellerimdeydi:
‘Dicle… sana yemin ederim, hiçbir yalan yok. Bu oyun Ebru’nun uydurması. Sadece sana güvenmeni istiyorum. Benim tek yolum sensin.’
İçimde bir şey kıpırdadı, bir umut ışığı gibi. Ama gözlerim hâlâ şüpheyle doluydu:
‘Tamam Baran… ama bunu kanıtlamalısın. Ben artık kırılmak istemiyorum.’
Ebru sinirle arkamızda duruyordu, amcam ise şaşkınlıkla olup biteni izliyordu. Sessizlik yeniden çöktü, ama bu sefer içimde bir karar hissi vardı: Kalbim, Baran’ın yanında kalmayı seçiyordu.
Ve o an anladım: Bu kadar karmaşa içinde tek gerçek vardı. Ben Baran’a güvenmek istiyordum… ama gözlerimi her zaman açık tutacaktım.”
Amcam Ebru ya dönerek
_"Eğer yalan söylüyorsan seni bu Mardin de yaşatmam şimdi doğruyu söyle ve kurtul
Ebru’nun dudaklarından çıkan sözler kulaklarımda yankılandı:
‘Bebeğin… Baran’dan değil.’
Bir an için dünyam durdu. Gözlerim Ebru’ya kitlenmişti, içimde karmaşık bir karışım yükseliyordu: öfke, rahatlama, şaşkınlık… Hepsi bir anda çarpıştı.
Baran önümde hâlâ duruyordu. Gözlerinde şaşkınlık ve hafif bir öfke vardı, ama elleri hâlâ benim ellerimdeydi.
‘Dicle… doğru söylüyorum. Benim hayatımda böyle bir şey yok,’ dedi.
Derin bir nefes aldım. İçimden bir yük kalkmış gibi hissettim ama hâlâ biraz kırgınlık vardı:
‘Ebru… nasıl böyle bir yalan söyleyebilirsin? Hem bana hem Baran’a…’
Ebru başını öne eğdi, sözleri çıkmıyordu. Amcam şaşkın ve öfkeli bir şekilde bize bakıyordu, artık ne yapacağını bilemez haldeydi.
Ben Baran’a baktım, gözlerim yumuşamıştı. ‘Demek… gerçekten senin suçun yok,’ dedim, sesi titrek ama rahatlamış.
Baran bana hafifçe gülümsedi, başını salladı:
‘Evet, Dicle. Tek gerçek sensin. Ve bundan sonra, kimse bizi birbirimizden ayıramaz.’
O an kalbimde hem bir rahatlama hem de Baran’a karşı daha da derin bir güven oluştu. Her şey karmaşık geçmişti ama şimdi tek gerçek vardı: Biz birbirimize aitiz.”