9.Öfke ve öpücük

1059 Words
Hastanenin kapısından çıktıklarında Baran, Dicle’nin elini sıkıca tuttu. Dicle hafifçe titriyordu ama gözlerinde hem korku hem de rahatlama vardı. “Artık her şey bitti mi?” diye fısıldadı. “Evet,” dedi Baran, sesi alçak ve kararlı. “Artık sadece biz varız, kimse aramıza giremeyecek.” Arabaya bindiklerinde arka koltukta birbirine daha yakın oturdular. Baran, Dicle’nin saçlarını hafifçe okşadı ve dudaklarını boynuna değdirerek küçük bir öpücük bıraktı. Dicle derin bir nefes aldı, kalbi hızla çarpıyordu. Arabada kısa ama yoğun bir sessizlik vardı; tek duyulan birbirlerinin nefesiydi. Konağa vardıklarında aileler onları kapıda karşıladı. Baran’ın annesi hafifçe kaşlarını çattı ama gözlerinde merak ve rahatlama vardı. “Neler oldu bakalım?” diye sordu. Dicle’nin amcası Baran’a ciddi bir bakış attı. “Her şey gerçekten yolunda mı?” Baran kafasını salladı, Dicle’nin belini sardı. “Evet amca. Her şey net, artık geçmiş yok.” Dicle’nin annesi hafifçe gülümsedi, Dicle’ye yaklaşarak saçlarını okşadı. “Kızım, senin kararına güveniyoruz…” Aile odadan ayrıldığında, Baran ve Dicle sessizce salona yöneldi. Baran, Dicle’yi kolundan tutup kanepeye çekti ve yavaşça dudaklarını onun dudaklarına değdirdi. Dicle karşılık verdi; "Baran hamileyim sorun olmaz mı ?" _"Öyle mı diyorsun " Baran Dicle’nin boynuna ellerini dolarken, Dicle hafifçe iç çekti. “Seni ne kadar özlediğimi anlatamam…” “Ben de seni,” dedi Baran, sesi kararlı ve derindi. “Artık sadece biz varız…” Kısa süre sonra, birbirlerine sarılarak, konağın sıcak atmosferinde hem aralarındaki tutkuyu hem de yeniden kazanılmış güveni hissediyorlardı. Dışarıdan gelen hafif bir rüzgar, perdeleri sallarken, odada yalnızca birbirlerine ait bir dünya vardı.Gün ilerledikçe, Baran ve Dicle konağın odasında birbirlerine yakın oturuyorlardı. Baran, Dicle’nin karnına hafifçe dokunarak gülümsedi. “Biliyor musun… seni ve bebeğimizi düşündükçe içim ısınıyor,” dedi. Dicle başını onun omzuna yasladı. “Ben de… artık korkularımız geride kaldı. Sadece sen, ben ve minik hayatımız var.” Bir süre sessizlik oldu; sadece birbirlerinin nefeslerini ve kalp atışlarını hissediyorlardı. Sonra Baran Dicle’nin elini sıkıca tuttu. “Ne olursa olsun, her zaman yanındayım.” Dicle hafifçe gülümseyerek cevap verdi: “Biliyorum… senin yanında kendimi güvende hissediyorum.” Konağın sessiz odasında, ikisi birbirine sarılmış, geçmişin gölgelerinden arınmış, yeni hayatlarına dair umut ve sevgiyle doluydu. _"Yarın kontrole gidelim cinsel ilişki zararlı olup olmadığını da öğreniriz" dedi Baran _"Sacmalama Baran hadi kalk yanımdan uyucam ben kalk dedim " Baran yüzüme masum masum bakıyordu _"Baran kalk uyucam çok yorgunum " dedim birden beni kucağına alıp yatağa götürdü _"Birlikte uyuyoruz " dedi _"Belki ben senle uyumak istemiyorum nerden biliyorsun Baran ağa senle uyumıcam" dedim şakalaşıp _"Tamam ozmn bende senle uyumam bende çocuğumla uyurum hadi iyi geceler dicle hatun " dedi . Ebru'nun yaptığı harekten sonra çok korkmuştum Baran nasıl bana bunu yapar diye çok düşündüm Ama Ebru neden bize böyle bir yalan söylemişti . Baran uyuya kalmıştı ayağa kalkıp telefonunu aldım ve Ebru'ya mesaj attım "Buluşalım" ve hemen mesaj geldi "Buluşalım nerde" ne kadar da yüzsüz "çarşının ordaki kafede " dedim "tamam " dedi üstümü giyip çıktım taksiye binip kafenin oraya gittim gittiğimde masa da oturuyordu _"Dicle senin ne işin var burada" dedi şaşırarak _"Neden bu kadar şaşırdın beni gördüğüne sevinmedin bakıyorum da aaaaa sen Baranı bekliyordun dimi gurursuz musun kızım sen evli ve çocuklu bir adama nasıl göz koyarsın " dedim _"Seviyorum Dicle " dedi _"Ne dedin sen?! Baran’ı sevdiğini mi söyledin?! Delirdin mi?!” dedim _"Evet, söyledim! Ve bunu gizleyemem artık. Onu seviyorum, Dicle.” dedi . Ve elimi sertçe masaya vurdum herkes bize bakıyordu _"Senin yüzünden her şey darmadağın olacak! Ben onun yanındayım, sen ne hakla karışıyorsun hayatımıza?!” dedim sinirli bir şekilde _"Ben karışmıyorum! Sadece gerçeği söylüyorum! Baran’a olan hislerimden utanmıyorum!” dedi _“Utanmıyorsun, ha? Hislerin ne olursa olsun, Baran’la aramı bozamazsın! Ben onun yanındayım, ve senin bu cesaretin sadece kendini küçültür! Ebru… senin bu cüretine izin vermeyeceğim!” dedim _“Elbette değişmeyecek, senin yanında olduğunu biliyorum. Ama hislerim gerçek… Bunu yalanlayamam. Baran’ın kalbi kime ait olursa olsun, hislerimden utanmıyorum.” dedi _“Senin hislerin gerçek olabilir, ama benim sevgim daha güçlü! Baran’la arama giremezsin, giremezsin! Ve bunu bir kez daha denersen… pişman olursun!” dedim öfkeyle _"“Denemek gibi bir niyetim yok… Sadece gerçeği söyledim. Bazen gerçek, can yakar, farkındayım.” dedi _"Gerçek acıtıyorsa da ben buradayım. Ve sana izin vermeyeceğim. Baran’la aramda senin için hiç yer yok!” Öfkem bir anda kabardı, içimdeki ateşi kontrol etmek zor oldu. “Utanmıyorsun, ha?” diye bağırmak istedim, ama kendimi tuttum. Yine de sesim titredi: “Baran’la aramı sen asla bozamazsın! Hiçbir his, hiçbir söz bunu değiştiremez!” Ebru geri çekildi, ama gözleri hâlâ bana meydan okuyordu. “Biliyorum… Ama hislerim gerçek,” dedi, hafifçe başını eğerek. O an anladım ki, ister istemez gerilim vardı aramızda, ama Baran’la aramda onun için bir boşluk yoktu. Derin bir nefes aldım, bakışlarımı ondan çekmeden son kez söyledim: “Artık konuşmayacağız, Ebru. Bu geceyi böyle kapatalım. Baran’la aramda senin için hiç yer yok!” Ebru sessizce başını salladı, uzaklaştı. Restorandaki sessizlik tekrar çöktü, ama içimdeki öfke ve koruma hissi hâlâ tüylerimi diken diken ediyordu. Mardin'in rüzgârı gibi sert, soğuk ama bir o kadar gerçek bir hisle… Konağın kapısını açtığımda Baran bahçede bekliyordu. Gözleri endişeyle bana kilitlenmişti ve hızla yanıma geldi: _ “Dicle… neredesin sen? Neredeydin böyle uzun süre?” Derin bir nefes aldım, sakin görünmeye çalışarak cevap verdim _ “Dışarı çıktım… biraz hava aldım.” Baran hafifçe gülümseyerek, ama hâlâ meraklı bir tonla: _ “Hava almak mı? Seni bulamadım, merak ettim.” Gözlerimi ona dikerek, sesimi kontrollü tuttum: _ “Evet… biraz yalnız kalmam gerekiyordu.” Baran başını salladı, hâlâ bir şeyler sakladığımı hissediyor gibiydi ama bir şey söylemedi. İçimden restorandaki Ebru olayı geçiyor, ama bunu ona belli etmeden durmaya çalışıyordum. Bahçede rüzgâr hafifçe esiyordu. Baran hâlâ endişeli bakışlarla bana bakarken, içimden bir rahatlama hissi geldi. Adımlarımı ona doğru attım ve sessizce: _ “Hey… sakin ol, her şey yolunda.” Baran gözlerimi aradı, hâlâ biraz gergin ama yavaşça rahatlamaya başladı. Onun omzuna yaklaştım ve hafifçe dudaklarımı onun dudaklarına bastırdım. _ “Bak, buradayım… yanında olduğumu bil.” Baran derin bir nefes aldı, gözlerini kapattı ve dudaklarımız birleşirken, tüm gerilim yavaşça eriyordu. O an sadece ikimiz vardık; dünya dışarıda kalmış gibiydi. Dudaklarımızdan uzaklaştığımızda, Baran hafifçe gülümsedi: _“Seni çok özledim…” Ben de gülümseyerek başımı onun omzuna yasladım: _ “Ben de seni… Ama merak etme, hiçbir şey aramıza giremez.” Rüzgâr hafifçe yüzümüzü okşarken, ikimiz de birbirimize sarılmış, huzur ve yakınlık içinde o anın tadını çıkardık.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD