30.Kalp Atışları ve Kararlar

1146 Words
Uyandığımda önce bir tıkırtı, sonra bir çığlık vardı. Uyku gözlerimi taş gibi yaparken birden silah sesleri… Baran hâlâ yarı uykudaydı, ben ise dikildim. Dışarıdan bir erkek sesi yükseldi, zamanı durdurur gibi: “Evladımızı yaslı bir ölüye dönüştürdünüz; buradan bir can almadan gitmeyeceğiz!” Baran fısıldadı: “Kalmayacaksın, içeride kal, sakın çıkma.” Gözlerinin içi korkuyla parlıyordu. Ellerim onun elini aradı; kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi. Ama Baran’ın yüzündeki çaresizlik, o anda içimdeki tek şey oldu. “Seninle bir şey olursa…” dedi o bakışla. Kendi adıma değil, Baran’ın adına korktum. Kapıyı araladı; adımları koridora doğru yavaşladı. İçimde bir ses “kalkma, kal” diye bağırıyordu ama bacaklarım onu durduramadı. Baran dışarı çıktı — ben peşinden gittim. Dışarıdaki hava soğuktu; ayak sesleri, bağırışlar… Bir an bütün dünya sadece o seslerden ibaret oldu. Herkes bir noktaya kitlenmişken bir patlama sesi koptu. Sanki bedenimin içinde bir şey dondu; sıcak bir şok — sonra zemin üzerime kaydı. Dizlerimden aşağıya bir ağırlık çöktü; nefes almak zordu. Yere düştüm; etraftaki sesler boğuk ve uzaklaştı. Bir el beni çekti, sonra Baran’ın sesi: “Dicle! Dicle!” Sesi parçalanmıştı, haykırışı bir deli rüzgâr gibiydi. Arkama bakamıyordum; sadece Baran’ın çığlığını ve insanların koşuşturmalarını duyuyordum. Adamlar o anda kaçıyordu. “Dicle!” diye bağırdı Baran tekrar, sesi her şeyi yırtıyordu. Gözlerim karardıktan önce, onun adı kulaklarımda yankılandı. Bara'nın anlatımıyla “Dicle! Lütfen!” diye tekrar bağırdım, her çığlığım çaresizliğimi taşıyordu. O anda anladım, hiçbir kelime, hiçbir hareket yeterli değildi; sadece onun yanında olabilmek için dua ediyordum. Dicle’yi kucağıma aldığımda kalbim delirmiş gibiydi. Arabaya yerleştirirken elleri hâlâ titriyordu. Hemen telefonumu çıkardım. “Baba… anne… Hilal… Şilan… yenge… hemen hastaneye gelin!” diye bağırdım. Sesim boğuk, kelimeler neredeyse çıkmıyordu. Arabayı çalıştırdım, farlar geceyi yırtıyor gibiydi. Arka koltukta Dicle’yi kucaklayarak ilerlerken, telefonlar bir yandan çalıyor, herkesin telaşı duyuluyordu. Babam hızlıca yol tarif ediyor, annem panik içinde “Geliyoruz, sabret!” diye bağırıyor. Kuzen Hilal, kardeş Şilan ve yengem yolda olduklarını söylüyorlardı; arabayı daha hızlı sürmem gerektiğini fark ettim. Her kavşakta hızımı artırdım, gözlerimi yoldan ayırmadan. Dicle’nin ellerini bırakmıyordum, alnını ellerimle kapattım. Nefesi düzensizdi, titriyordu. “Dicle, gözlerini aç… Sadece dayan,” diye fısıldadım, kalbim her saniye parçalanıyordu. Arabayı hastanenin önüne çektiğimde kalbim deli gibi atıyordu. Dicle hâlâ kucağımda, elleri titriyordu. Motoru durdurur durdurmaz hemen kapıyı açtım ve onu içeri taşıdım. “Yetişin! Lütfen, doktorlar buraya!” diye bağırdım. Sesim boğuk, her kelime bir çığlık gibiydi. Bir anda arka kapıdan aile yetişti: babam, annem, Şilan, Hilal ve yengem… Herkesin yüzünde aynı panik, aynı korku vardı. Annem koşarak Dicle’nin yanına geldi, ellerini tutup “Tatlım, dayan, buradayız” dedi. Babam gözleri dolu, sadece sessizce başını sallıyordu. Dicle hâlâ titriyordu, nefesi düzensizdi. Onu yatak üzerine nazikçe yatırdım, başını dizimin üzerine aldım. Ellerini sıktım, alnını ellerimle kapattım. “Dicle… dayan… bak, herkes buradayız,” diye fısıldadım, sesi boğuk ama kararlıydı. Kalbim parçalanıyordu; tek istediğim onun güvenle yanımda olmasıydı. Doktorlar sessizce yaklaştı, ifadeleri ciddi. Bir yandan işlemleri yapıyor, bir yandan da durumu kontrol ediyorlardı. Baran olarak yapabildiğim tek şey, Dicle’nin ellerini bırakmamak ve ailemin yanında olduğundan emin olmaktı. Her şey sessizleştiğinde, sadece Dicle’nin hafif nefes alışları ve ailemin endişeli fısıltıları vardı. İçimde bir korku, ama bir o kadar da rahatlama vardı; artık yalnız değildi, herkes yanındaydı. Bir süre hastanenin sessiz koridorunda bekledik. Dicle’yi doktorlar içeri aldıktan sonra biz dışarıda kalakaldık. Herkesin yüzünde aynı korku ve endişe vardı. Babam sessizce ayakta duruyor, annem ellerini kenetlemişti. Şilan, Hilal ve yengem birbirine sarılmış, endişeli bakışlarla kapıya bakıyorlardı. Dicle’nin yengesi ve amcası da sessizce bekliyor, zamanın yavaşladığını hissediyorduk.Ben dizlerimin üzerine oturup başımı ellerimin arasına aldım. Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu; her saniye sanki bir ömür gibi geçiyordu. Her küçük ses, kapının arkasındaki odadan gelen adım sesi bile beni irkiltiyordu. Koridorda beklerken annem sessizce yanımıza geldi. Gözleri dolu, sesi titrekti ama kararlı bir şekilde bana baktı: “Oğlum, merak etme… Dicle iyi olacak. Bebeğiniz de sapasağlam, elinize alacaksınız.” Sözleri bir nebze içimi rahatlattı ama kalbimdeki suçluluk hissi her şeyi bastırıyordu. Başımı ellerimin arasına aldım, sesim boğuk çıktı: “Anne… hepsi benim yüzümden oldu. Koruyamadım… Dicle’yi… kimseyi…” Anneme baktım, gözlerinde hem korku hem de destek vardı. “Hayır, Baran… elinden geleni yaptın. Şimdi sadece beklemekten başka çaren yok,” dedi. Babam omzuma dokundu, sessizce başını salladı.Kapı aniden açıldı; Dicle’nin amcası nefes nefese içeri girdi, yüzü bembeyazdı. Gözleri kapıdan içeri, odanın içindeki hastane kapısına kitlendi. Titreyen sesiyle ilk sözü sordu: “Dicle nerede? İyi mi?” Babam hızlıca arkasına döndü, gözleri endişeyle doluydu; sesi kırık ama netti: “Ameliyata aldılar, bekliyoruz… Şu an yapacak bir şey yok, sabret.” Amca bir adım öne çıktı, elleri sıkılıp parmakları beyazlamıştı. Yüzündeki öfke ve korku bir aradaydı; sesi buz gibi keskinleşti: “Eğer kızıma bir şey olursa… sizi yaşatmam. O, benim abimden kalan tek hatıra.” Koridor bir anlık sessizliğe büründü. Herkesin nefesi kesildi; o cümle hepimizin göğsüne bir ağırlık çöktürdü. Ben yalnızca amcaya baktım; gözlerimde hem suçluluk hem de çaresizlik vardı. Altı saat boyunca koridorda bekledik. Her saniye bir ömür gibiydi. Şilan, Hilal, yengem hep yanımdaydı; sessizlik boğucuydu, ama içimdeki fırtına daha da şiddetleniyordu. Sonunda kapı açıldı; doktor ağır adımlarla çıktı. Yorgun ama ciddi bir ifadeyle bize döndü. O andan sonra dünya daraldı: “Baran Bey… Dicle Hanım ve bebeği kritik durumda. İki seçenek var: Ya Dicle’yi kurtaracağız ve bebeğin hayatı tehlikeye girecek, ya da bebeği kurtaracağız ama Dicle çok ciddi risk altında.” Kelimenin tam anlamıyla donup kaldım. Dizlerimin üzerine çöktüm; ellerim saçlarımı kavradı. Zaman durmuş gibiydi; her saniye hem lanet hem umuttu. Koridorda, Dicle’nin amcası sessizce ayağa dikilmişti—yüzünde öfke ve korkunun karıştığı bir ifade vardı, ama tek kelime etmedi. O sessizlik, daha önceki sözlerden ağır geliyordu; gözleri bana dikilmiş, bekliyordu. İçimde öfke, suçluluk ve korku birbirine karıştı. Nefesimi topladım, derin bir nefes aldım ve sesimi duyurmak için kendimi zorladım: “Doktor,” dedim, “Dicle’yi kurtarın. Ne gerekiyorsa yapın; onu kaybetmek istemiyorum.” Kararım açıklanınca vücudumda bir tür donuk kararlılık belirdi. Gözlerimi kapattım, Dicle’yi, onun yüzünü düşündüm; sonra ailesime baktım—hepsi benim kararımı bekliyordu. Kimse bir şey söylemedi. Benim için artık tek hesap vardı: Dicle’nin yanında olmak ve ne olursa olsun pes etmemek.Doktorun sözlerinden sonra koridorda derin bir sessizlik oldu. Kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu. Kalbim öyle hızlı atıyordu ki, sanki göğsümü yırtıp çıkacak gibiydi. Doktor başını öne eğip yavaşça konuştu: “Baran Bey… bu karar sizin sorumluluğunuzda. Dicle Hanım’ı kurtarmamız için onay vermeniz gerekiyor. Bebek büyük risk altında. İmzanız olmadan müdahale edemeyiz.” Elindeki dosyayı açtı, beyaz bir kağıt uzattı. Kalem titreyen parmaklarımın arasına sıkıştı. Kağıda baktım… kelimeleri seçemiyordum bile. Sadece bir imza istiyordu benden, ama o imza… her şeyin sınırıydı. Nefes aldım, ellerim titredi. “Eğer bir şans varsa, Dicle yaşayacak,” dedim kendi kendime. Kalemi kağıdın üzerine bastırdım. Mürekkep dağılırken içimdeki son umut da yandı sanki. Doktor başını eğdi, “Hazırlıkları tamamlayın,” dedi hemşirelere. Ardından hızla ameliyat odasına döndü. Ben orada kaldım… elim hâlâ titriyordu, kalem parmaklarımın arasında donmuştu. Kapı kapanırken sadece Dicle’nin ismini fısıldayabildim: “Ne olur dayan… ne olur.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD