44.Bize Yalnızca Sevgi Kaldı

1251 Words
Sofraya oturduğumuzda tabaklardan buhar yükseliyordu ama içimdeki hava buz gibiydi. Herkes konuşuyor, Helin bir şeyler anlatıyor, Şilan gülüyordu… Ama ben sadece Baran’ın ellerine bakıyordum; sıkılı, gergin, titriyordu. Baran’ın annesi sessizliği fark etti, kaşığı yavaşça tabağa bıraktı. “Oğlum, neden hemen çıktınız o gün köyden?” dedi, merakla. Baran derin bir nefes aldı, sonra gözlerini benden kaçırmadan, “Size bir şey söylememiz lazım,” dedi. Bir anda masa sessizleşti. Helin’in yüzündeki gülümseme dondu, Şilan bile kıpırdamadı. Baran devam etti, sesi çatladı sanki: “Dicle… artık hamile kalamıyor.” Kaşıkların düşme sesi geldi önce, sonra ağır bir sessizlik çöktü odaya. Baran’ın babası masaya sertçe vurdu. “Ne diyorsun sen Baran! Nasıl olur?!” dedi öfkeyle. Sonra sesi daha da yükseldi, “Soyumuzu kim yürütecek o zaman?” Baran, babasına baktı… Gözleri dolu ama kararlıydı. “Şu an derdimiz bu mu baba?” dedi. Sesinde sarsılmayan bir öfke, bir koruma vardı. Ama babası geri adım atmadı. “Konumuz bu, Baran!” dedi tok bir sesle. “Bizim adımızı, soyumuzu kim sürdürecek?” Ben o an nefes bile alamadım. Gözlerimden yaşlar süzülürken sadece şunu düşündüm: Bir kadının değeri neden hep doğurabildiğiyle ölçülür? O an zaman sanki durdu. Baran’ın babasının sesi duvarlardan yankılanırken elimdeki kaşığı tutamadım, masaya düştü. “Soyumuzu kim yürütecek?” dedi o kalın sesiyle bir kez daha. Kelimeleri ağırdı, içime saplanan bıçak gibiydi. Baran’ın gözleri bir anda parladı, dudakları titredi. Yavaşça yerinden kalktı. “Yeter baba!” diye bağırdı. Sesi öyle yankılandı ki Şilan irkildi, Helin’in yüzü bembeyaz oldu. “Sen hâlâ soy diyorsun, isim diyorsun! Karşında bir insan var, kadın var, benim sevdiğim var!” Elini masaya vurdu, tabaklar sarsıldı. “Benim derdim Dicle’nin canı, senin derdin soy mu?” Baran’ın babası öfkeyle ayağa kalktı, “Sen bana nasıl bağırırsın Baran!” dedi. Baran’ın gözlerinden yaşlar süzülüyordu artık, ama sesi kararlıydı: “Bağırırım! Çünkü sen anlamıyorsun! Ben Dicle’yi çocuk doğursun diye sevmedim baba! O nefes alsın yeter bana!” O an herkes sustu. Baran nefes nefese kalmıştı, yumrukları sıkılıydı. Ben ise sadece başımı eğdim, ağlamamak için dudaklarımı ısırdım. Beni böyle savunan bir adamın yüreğini kim anlayabilirdi ki… --- Baran’ın sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu. “Ben Dicle’yi çocuk doğursun diye sevmedim baba!” demişti… O cümle masayı, duvarları, hatta içimdeki yılların sessizliğini bile sarsmıştı. Ama ne kadar güçlü çıkarsa çıksın, kalbimin orta yerinde bir utanç büyüyordu. Sanki herkes bana bakıyor, sanki herkes “eksik” olduğumu görüyordu. Gözlerim doldu, yerimden kalktım. Sandalyem gıcırdadı, herkesin bakışı üzerime saplandı. Bir şey diyemedim… Sadece sessizce ayağa kalktım ve başımı eğerek odama doğru yürüdüm. Koridor karanlıktı. Her adımda yüreğim daha çok yanıyordu. Kapıyı kapatır kapatmaz dizlerimin bağı çözüldü. Yere çöktüm, ellerimle yüzümü kapattım. Ağlamamak istedim ama tutamadım. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken sadece fısıldadım: “Ben seni sevemedim ki Baran… seni hep acıttım.” Dışarıdan hâlâ sesler geliyordu, Baran’ın annesi oğluna bir şeyler söylüyordu, ama ben duymuyordum artık. Sadece içimde yankılanan tek ses vardı: Ben seni baba yapamadım, ama sevgini hiç eksik etmedim Baran. Kapının dışından ayak sesleri duydum. Önce yavaş, sonra kararlı adımlarla yaklaştı. Kalbim deli gibi atıyordu… Kapı bir an sessiz kaldı, sonra yavaşça tıklatıldı. “Dicle…” dedi Baran’ın sesi, kısık, kırık bir fısıltıyla. Cevap vermedim. Gözyaşlarım hâlâ durmuyordu. Kapı açıldı. Baran içeri girdi, yüzü hâlâ öfke ve hüzünle doluydu. Beni yerde otururken görünce bir an dondu. Yavaşça yanıma çöktü. “Dicle… ne olur ağlama,” dedi. Sesinde titreyen bir çaresizlik vardı. “Baran…” dedim, zorla nefes alarak, “Ben senin hayatını kararttım. Ailenin önünde seni utandırdım. Ben senin yanında sadece bir yüküm.” Baran başını iki yana salladı, gözlerinden yaşlar süzülüyordu artık. “Elini tutan bir kadını yük gören adam ben değilim Dicle,” dedi. “Ben seni, her hâlinle sevdim. Çocuğumuz olmasa da sen benim evimsin.” Sözleri kalbimin tam ortasına dokundu. Baran ellerimi tuttu, avuçlarım buz gibiydi. “Bana bak Dicle,” dedi. “Beni seviyorsan bir daha böyle konuşma.” O an dayanamadım, başımı omzuna koydum. İkimiz de ağladık. Sessiz, kimsenin duymadığı, içimizi yakarak dökülen gözyaşlarıyla… O gece anladım, bazen bir çocuğun sesi değil, bir kalbin sevgisi büyütür insanı. Baran gözyaşlarımı sildi, başımı ellerinin arasına aldı. “Dicle…” dedi yavaşça, gözlerimin ta içine bakarak. “Sakin ol, bak… önümüzde daha çok yıllar var. Her şey düzelir, biz iyileşiriz.” O an içimde bir şey koptu. Ayağa kalktım, ellerimi onunkilerinden kurtardım. “Yok Baran!” diye bağırdım. “Yok! Önümüzde yıllar falan yok!” Sesim titredi, boğazım yandı ama durmadım. “Benim bebeğim olmayacak! Anladın mı? Olmayacak!” Gözyaşlarım yanaklarıma değil, yüreğime aktı sanki. “Sen neden kendini bana tutsak ediyorsun, ha? Benim yüzümden her gün acı çekiyorsun Baran! Bırak gideyim… bırak bitsin!” Baran yerinden kalktı, bana birkaç adım attı, sesi kırılmıştı. “Dicle, böyle konuşma ne olur…” dedi. Yüzüme baktı, gözleri doluydu. “Ben senden vazgeçemem. Sen gidersen ben kim olurum?” O an nefes alamadım. İçimde bir yanda kaçmak isteyen bir kadın, bir yanda kalmak için atan bir kalp vardı. Ama bildiğim tek şey şuydu: Baran beni sevdiği kadar, ben kendimi affedemiyordum. Baran bir anda yanıma geldi, “Dicle… ne olur böyle konuşma,” dedi ve kollarını boynuma doladı. Sıcak nefesi omzumda titriyordu. Kalbim sanki göğsümden çıkacak gibiydi, ama içimdeki acı daha güçlüydü. Baran’ın kolları beni sardıkça nefesim kesildi. “Bırak,” dedim önce kısık bir sesle, sonra bağıra bağıra, “Bırak Baran! Anla artık!” Onu ittim. Gözlerindeki sevdaya, umuda bakmaya dayanamadım. “Anla Baran, anla!” diye bağırdım. “Bizim bebeğimiz olmayacak!” Sesim yankılandı, duvarlardan geri döndü. Baran’ın yüzü bir anda dondu, nefesi kesildi. Sanki o cümleyle birlikte bütün umutları paramparça olmuştu. “Dicle…” dedi, dudakları titreyerek. Ama ben devam ettim, ağlayarak, “Gerçeği kabullen artık… Ne kadar seversen sev, bu değişmeyecek. Ben seni bir baba yapamayacağım, sen de beni bir çocukla tamamlayamayacaksın!” Baran bir adım atmak istedi, sonra durdu. Sadece gözlerimde kayboldu. İkimizin arasında nefes bile atılamayan bir sessizlik vardı artık. O an anladım… bazen en büyük bağırış, bir veda kadar sessizdir.Baran, gözlerimdeki çaresizliği ve öfkeyi gördükçe dayanamadı. Birden kapıya doğru yürüdü, elleri titriyordu. “Dicle…” dedi ama sonra durdu, derin bir nefes aldı ve kapıyı çarptı. Sessizlik odayı sardı. Kapının çarpma sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu. Bir an, tüm dünya durmuş gibi oldu. Sonra kapının önünde diz çöktüğünü gördüm. Kalbim çarpıyor, ellerim hâlâ titriyordu ama refleks gibi ben de kapının önüne doğru yürüdüm ve diz çöktüm. İkimiz de sessizdik. Gözlerimiz birbirine kilitlenmişti. Sanki bütün kırgınlıklarımız, öfkemiz, acımız o anın içinde eriyip gidecek gibiydi. Baran dudaklarını titreyerek açtı: “Dicle… bak bana… ne olursa olsun seni kaybetmek istemiyorum.” Ben başımı öne eğdim, gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu. “Bebeğimiz olmayacak Baran… ve ben… ben sana yük oluyorum…” dedim, sesi fısıltıya dönmüş halde. O an, kapının önünde diz çökmüş, sessiz ve kırılgan iki yürek, birbirlerine bütün kelimeleri fısıldar gibi baktı. Ve biliyordum… ne kadar bağırsa, ittirsem de, Baran’ın kalbi hâlâ benimleydi. Zaman yavaşça geçti. Kapının önünde sessizce otururken, Baran başını yana eğdi ve kırık bir sesle sordu: “İçeri gelebilir miyim?” Nefesim kesildi. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. “Çık… sadece çık,” dedim, sesi titreyerek. Ama içimden bir ses fısıldadı: “Yine de gelmeni istiyorum.” Baran kapıdan sessizce içeri süzüldü. Ben yatağa uzandım, yüzüm yastığa gömülü, gözyaşlarım süzülüyordu. Baran yanına uzandı, nefesi omzumda hissettim. Sesi titreyerek ama kararlı: “Dicle… kendine ne de bize böyle yapma.” Başımı nazikçe tuttu, alnımı alnına değdirdi ve başımdan öptü. Gözlerim kapalıydı, sessizce ağlıyordum. Baran kollarını sıkıca sardı: “Ne olursa olsun, buradayım,” dedi. O an anladım ki sevgi, bazen kırık yürekleri sessizce bir araya getirir ve en güçlü bağları kurar.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD