7. Kırgınlık ve suskunluk

993 Words
Sabah gözlerimi açtığımda başım hâlâ biraz ağırdı ama dün geceye göre çok daha iyiydim. Yanımda Baran’ı görünce bir an kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. O kadar yakınındaydım ki, nefesini bile hissedebiliyordum. Sanki bütün gece bana göz kulak olmuş gibiydi. O an içimde garip bir huzur vardı… uzun zamandır hissetmediğim bir şey. Ona bakarken istemsizce düşündüm: Keşke hep böyle yanımda olsa. Ama hemen kendime kızdım, böyle şeyleri hayal etmemem gerekiyordu. Yine de dudaklarımdan teşekkür etmekten başka bir şey çıkmadı. Çünkü aslında söylemek istediklerim çok daha fazlaydı…Baran gözlerini açtığında kalbim bir an duracak sandım. Bana öyle dikkatle baktı ki nefesim sıkıştı. Sesinde bir yumuşaklık vardı, ‘Gece ateşin çok yükselmişti… sabaha kadar başında bekledim. Şimdi nasılsın?’ dedi. O an ne diyeceğimi bilemedim. Dilim tutuldu, sadece hafifçe gülümsedim. İçimden ‘Keşke hep böyle yanımda olsan’ demek geçiyordu ama söyleyemedim. Onun bu halini görmek bana iyi geldi, ama aynı zamanda da korkuttu. Çünkü biliyordum, bu yakınlık uzun sürmez. Kendi kendime, daha fazla hayale kapılma Dicle, dedim. Ama kalbim sözümü dinlemiyordu. Ona bakarken içimden taşan minnettarlığı gizleyemedim ve dudaklarım fısıldar gibi açıldı: — ‘İyiyim… senin sayende. Beni bırakmadığın için… teşekkür ederim, BaranBaran’ın gözleri bir anlığına gözlerime kilitlendi. İçinde tuhaf bir şey vardı; sanki beni çözmeye çalışıyordu. Söylediklerimden sonra hiçbir şey demedi, sadece derin bir nefes aldı. O sessizlik beni daha da zorladı. Kafamın içinde binlerce düşünce dolaşıyordu. Bana gerçekten değer mi veriyor, yoksa sadece hasta olduğum için mi böyle davranıyor? Sessizliği bozmak için kendimi toparladım, biraz da kırık bir sesle, — ‘Ama merak etme… seni zor durumda bırakmak istemem. Artık iyiyim. İşine gücüne bakabilirsin,’ dedim. Bunu söylerken aslında içim parçalanıyordu. Onun yanımda kalmasını istiyordum ama gururum izin vermiyordu. Baran başını yana eğdi, dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. Sanki gülümsemekle gülümsememek arasında kaldı. Gözlerini benden ayırmadan sadece şunu söyledi: — ‘Dicle… sen hâlâ anlamıyorsun.Baran’ın ‘Sen hâlâ anlamıyorsun’ sözleri beynimde yankılandı. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Gözlerime baktığında içimde gizli bir kapı aralanıyormuş gibi hissettim ama aynı zamanda korkuyordum. — ‘Ne… neyi anlamıyorum?’ diye sordum titrek bir sesle. Baran bir süre sustu. Sanki kelimeler boğazına düğümlenmişti. Elini saçlarının arasından geçirip gözlerini kaçırdı. O an onu ilk kez bu kadar tereddütlü gördüm. Sonra bana döndü, bakışları sert değildi, tam aksine yumuşacıktı. — ‘Dicle… ben seni zor durumda bırakmak istemem. Ama seni yalnız bırakmayı da bilmiyorum. İstediğim halde senden uzak duramıyorum.’ Sözleri içime işledi. Ne söyleyeceğimi bilemedim. Dilim kurudu, boğazım düğümlendi. İçimden sadece şunu geçirebildim: Bu anı hiç unutmayacağım. Ama dudaklarımdan çıkan tek şey şuydu: — ‘Baran…’ Sesim o kadar kısıktı ki, kendi kulağıma bile yabancı geldi.Baran’ın gözlerindeki o bakış beni darmadağın etti. Söylemek istediğim çok şey vardı ama kelimeler boğazımda düğümlendi. Yalnızca adını fısıldayabildim. O ise suskunluğumu anlıyormuş gibi daha da yaklaştı. Aramızda sadece birkaç karış kalmıştı. Nefesinin sıcaklığı yüzüme değdiğinde kalbim hızla atmaya başladı. Bir an gözlerimizi ayıramadık. İçimde büyük bir savaş vardı; kalbim ona yaklaşmak istiyor, aklım ise geri çekil diyordu. Baran kısık bir sesle, — ‘Bazen söylemesek de gözlerimiz her şeyi anlatır, değil mi?’ dedi. O anda bakışlarından kaçamadım. Yutkundum, dudaklarım titredi. İçimden evet, gözlerin bana söylemediğin her şeyi haykırıyor demek geçiyordu. Ama gururum, korkularım beni susturdu. Sadece gözlerimi indirdim ve usulca fısıldadım: — ‘Baran… ben korkuyorum.’ Bunu duyduğunda gözlerindeki ifade değişti, daha da ciddileşti. Yanıma doğru biraz daha eğildi. Kalbim sanki göğsümden çıkacak gibiydi. “Baran bana doğru eğildiğinde nefesim kesildi. Gözlerime baktı, bakışları öyle sıcak ve derindi ki, içimdeki korku yavaş yavaş erimeye başladı. — ‘Dicle… korkmana gerek yok,’ dedi, sesi kısık ama emin. ‘Ben buradayım. Hep yanında olacağım.’ O sözleri duyduğumda kalbim daha hızlı çarptı. Elleri hafifçe ellerime değdi ve içimde tarifsiz bir sıcaklık yayıldı. — ‘Ama…’ diye fısıldadım, ‘…ben bunu hak edecek miyim?’ — ‘Hak etmek falan yok,’ dedi gülümseyerek, ‘Sen sadece ol, ben zaten buradayım.’ O an içimde bir şey çözüldü. Gözlerimi ona kilitledim, kalbim sıcak bir güvenle doldu. Baran’ın yanında olmak istemek, artık korkutucu değil, sadece doğru hissettiriyordu. Ve ben fısıldadım: — ‘Senin yanında olmak… iyi hissettiriyor.’ Baran da bana hafifçe gülümsedi ve sessizce ellerimi tuttu. O an dünyadaki tek şey bizmişiz gibi hissettim.Baran bana hafifçe yaklaştı ve ellerimi sımsıkı tuttu. Kalbim deli gibi atıyordu, ama bu kez korku değil, tatlı bir heyecanla… Birden, Baran beni nazikçe sarstı. Sıcaklığı ve yakınlığı tüm vücudumu sardı. Başımı omzuna dayadığımda, sanki dünyadaki tüm yükler omuzlarından kayıp gitmiş gibiydi. — ‘Buradayım…’ dedi, sesi bana huzur veriyordu. ‘Seni bırakmayacağım.’ O an gözlerimi kapattım ve sadece hissettim: kalbimizin birlikte attığını, nefesimizin uyum sağladığını. Her şey sessizdi ama bir o kadar da büyülü… İçimden, İşte burası, işte ben… dedim, Baran’ın yanında olmanın verdiği o tarifsiz sıcaklıkla _"Bana bak bir daha böyle birşey duymucam " dedi tam konuşucaktım ki dudağıma yapıştı . _"Konuşmak yok küçük hanım " dedi Ben bu adamı hak edecek ne yapmıştım Kahvatı saati gelmişti hızlıca hazırladık ve sofraya indik tam oturucaktım yumurtanın kokusu çok kötü midemi bulandırmıştı hızlıca tuvalete girdim içinde ne varsa atmıştım. _"Dicle iyi misin hadi inat etme hastaneye gidelim korkmaya başladım " dedi Baran kapıdan çıktım bütün aile kapıya toplanmıştı _"iyisin dimi güzel kızım" dedi Gülhan hanım _"Evet iyim endişelenecek birşey yok sadece midemi üştüm " dedim _"Dünden beri ateşin inmedi yürü hastaneye gidiyoruz itiraz istemiyorum " dedi Baran onun inadının karşısında direnmek çok zordu. Arabaya hazırlatıp doğruca hastaneye gittik . Sıramızı alıp beklemeye başladık sıra bana geldiğinde _"Sen kapıda bekle Baran " dedim sonuçta doktor ve hasta mahrimiyeti diye birşey vardı. Baran kapıda bekledi, doktor benden kan tahlili istedi kan tahlilimi verdikten sonra evin yolunu tutuk . Eve giderken mide bulantım başlamıştı _"Baran dur " dedim Baran hemen arabayı durdurdu bende bir ağacın kenarına kusmuştum artık bıkmıştım neden sürekli midem bulanıyordu eve gidip dinlenmek istiyordum _"Eve gitmek istiyorum Baran çok yorgunum " dedim _"Tamam Diclem hızlıca eve gidelim sende biraz dinlen" dedi ve hızlıca eve gelmiştik . İçeri girdiğimde içeride Ebru vardı Baran'ın arkadaşı ne işi vardı burada içeri girer girmez Baran sarıldı _"Hamileyim Baran " dedi kafamdan kaynar sular döküldü Baran bana baka kalmıştı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD