29.Kokunu Özledim

853 Words
Alışverişi bitirmiştik. Arabaya doğru yürürken içim hâlâ kıpır kıpırdı. Baran, elimi tutup kabine koyduğu anı hâlâ hatırlıyorum… Dudaklarının bana değdiği o an, sanki bütün dünya durdu. Bir yandan hâlâ kıskançlığımın etkisi vardı; az önce Baran’ın bir kadına yardım ederken gözlerini başka birine çevirdiğini görmüş, içimden küçük bir fırtına geçmişti. Ama sonra, onun o tatlı gülümsemesi ve elimi sımsıkı tutması her şeyi unutturuyordu. Arabaya binince, Baran bana dönüp, “Hadi eve dönelim, yoruldun mu?” dedi. “Evet, biraz,” dedim. Ama gözlerim hâlâ ondaydı; içimde hem güven hem de sevgi dolu bir his vardı. Eve doğru giderken, sessizliği sadece arabanın motor sesi bozuyordu.Eve vardığımızda, alışveriş poşetlerini bebek odasına taşıdım. Baran da yanımda durup bana yardım etti, ama gözlerimiz hiç ayrılmadı. İçimde garip bir huzur vardı; bugün hem kıskandım hem de sevginin sıcaklığını hissettim. Poşetleri açıp yeni kıyafetleri ve oyuncakları yerleştirmeye başladım. Baran da bana katıldı; birlikte küçük bir battaniyeyi yatağın üstüne serdik, oyuncakları raflara dizdik. O an, odanın sıcak ve neşeli havası beni mest etti. Baran, minik bir tulumu tutup, “Bence buraya çok yakışacak,” dedi ve odanın köşesine yerleştirdi. Bir yandan da birbirimize gülümsüyorduk; sessiz bir uyum vardı aramızda. İşte o an, kıskançlıklarımın yerini huzur ve mutluluk almıştı. Bebek odası artık hazırdı ve içim, Baran’la birlikte bu küçük dünyayı kurmuş olmanın sevinciyle dolup taşıyordu.Bebek odasını düzenlerken kapı çaldı. Helin gelmişti. “Oooo, çifte kumrular! Bebek alışverişi nasıl geçti bakalım?” diyerek içeri girdi. Ben kaşlarımı hafifçe çatarak bakışımı Baran’dan Helin’e çevirdim. “Nasıl geçti mi? Gayet güzel,” dedim, sesi biraz sert ama kontrollü. Sonra Baran’a dönüp, “Yani, bir kıza bakmaktan ve ilgilenmekten yorulmadın, değil mi?” diye sorarken gözlerimden hafif bir uyarı bakışı gönderdim. Baran gülümsedi ama gözlerini benden ayırmadı. “Yorulmadım ama sanırım senin kıskançlığını biraz artırdım,” dedi. Helin kıkırdadı, “Hah, bakıyorum işte, Dicle tam tavırlı, gözleri parlıyor!” Ben omuz silkip hafif bir alaycı gülümseme verdim, ama duruşum hâlâ kendinden emin ve tavırlıydı. Baran da yaklaşarak, “Senden başkasını görmek mümkün değil, unutma,” dedi ve elimi tuttu. Helin oyuncaklara bakarken, “Vay be, her şey çok düzenli. Siz ikiniz gerçekten güzel bir takım olmuşsunuz,” dedi. Ben ise, hafifçe başımı sallayıp, “Evet, her şeyi düzenlerken bile sorumluluk bende, anladın mı?” dedim, sesi hem ciddi hem de tavırlı. Baran ise gülerek bana baktı; o an içimde hem kıskançlık hem de gurur karışımı bir his vardı. Helin biraz oyalandıktan sonra, Baran bana doğru döndü ve kollarını açtı. “Of… Ben sensiz ne yapardım,” dedi ve beni sıkıca sarıp saçlarımın üzerinden hafifçe öptü. İçimde bir sıcaklık yayıldı; onun bu yakınlığı hem içimi eritti hem de kalbimi hızlandırdı. Gözlerime bakarak ekledim, “Kıymetimi bil artık, tamam mı?” Baran gülümseyerek başını salladı, gözlerindeki samimiyet ve sevgi beni daha da tavırlı ama aynı zamanda yumuşak bir hâle getirdi. O an, tüm kıskançlıklar ve günlük sıkıntılar silinmiş gibiydi; sadece ikimiz ve bebek odasının huzuru kalmıştı. Helin ise hafifçe kıkırdadı ve “Aman, tatlılar…” diyerek arkamızda duruyordu."Yengeciğim benim işim var birşey lazım olursa beni çağırırsınız " dedi "Yok canım teşekkürler" dedim ve Helin odadan dışarı çıktı O an, tüm kıskançlıklar ve günlük telaşlar arka planda kaldı. Sadece o vardı karşımda… Baran. Yavaşça ellerimi tuttu, parmaklarımın arasına kendi parmaklarını yerleştirdi. “Ne olursa olsun,” dedi alçak bir sesle, “sen ve bu aile… benim en değerli şeyimsiniz.” Bir an ne diyeceğimi bilemedim. O kadar samimi, o kadar içten söylemişti ki… Sadece başımı eğip gülümsedim. “Baran…” dedim kısık bir sesle, “ben acıktım galiba.” Baran hemen gözlerini kocaman açtı. “Sen mi? Acıkmak mı? Demek ki alışverişte gerçekten yorulmuşsun,” dedi gülerek. “Evet, yoruldum,” dedim dudaklarımı büzerek. “Bir de senin yüzünden aç kaldım.” “Benim yüzümden mi?” dedi şaşırmış gibi yaparak. “Evet, o kadar konuşup beni oyaladın ki yemek yemeye fırsat kalmadı.” Baran kahkaha attı. “Tamam tamam, dışardan lahmacun söyleyelim.” Gözlerim hemen parladı. “Gerçekten mi?” “Tabii ki, kraliçem ne isterse o.” Bir süre sonra sipariş geldi. Lahmacunları alıp bebek odasına geçtik, battaniyenin üzerine oturduk. Paketleri açarken odanın içini sıcak hamur kokusu doldurdu. “Şunu kabul et,” dedi Baran, “benimle lahmacun yemek gibisi yok.” “Seninle her şey güzel de,” dedim gülümseyerek, “yemeği soğutma, hadi ye.” Birlikte yerken arada birbirimize bakıp gülüyorduk. O kadar sade ama o kadar içtendi ki o an. Yemek bitince ben bir esneme tutturdum. “Benim uykum geldi Baran,” dedim. “Uyusak mı? Zaten akşam yemeğini de yedik, aşağı inmeyiz.” Baran başını salladı. “Tamam, ben haber vereyim inmeyeceğimizi. Sonra uyuruz.” Birazdan geri geldi, ışıkları hafifçe kısarak yanıma oturdu. Üzerimi örttü, sonra bana sarıldı. Kulağıma fısıldadı: “Kokunu çok özledim.” Yüzüm ısındı. “Baran, utanıyorum,” dedim sessizce. O ise kahkahayı bastı. “Tamam karıcığım, uyuyalım ama bu utanıklığın beni öldürecek.” Ben hafifçe elimi kaldırıp ona vurdum. “Sus, uyu artık.” Baran gülümseyip yanağımdan öptü. “Tamam karıcığım,” dedi. Birlikte battaniyenin altına girdik. Gözlerimi kapattığımda Baran’ın nefesi yüzüme değiyordu. O an anladım… tüm yorgunluk, kıskançlık, kavga hepsi boşunaydı. Çünkü sonunda hep onun kollarında huzur buluyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD