Günlerdir inzivaya çekilmiş, düşünüyordum. Suna’yı gördüğüm tek zaman at binmeye çıktığı zamandı. Adamlarım çıktığını haber verince gidip aracın içinde at binişini izliyordum. Saçları rüzgarda savruldukça saçlarından buram buram yayılan hatırladığım kokusunu hatırlayınca içim acıyordu. Özlemiştim kokusunu, tenini, sesini en çokta nefesini ama içimdeki öfke bir türlü dinmek bilmediği için kendimi uzak tutuyordum. Kemal’in o gün söyledikleri Suna’ya karşı içimde var olan öfkeyi tekrar gün yüzüne çıkarmıştı. Zaten hep içimde olan o öfke yüzünden Suna’yla eskisi gibi de olamıyordum. Duygularımı baskılamak bana da ona da zarar veriyordu. Gözlerindeki bakıştan onun da yanımda mutsuz olduğunu biliyordum. Olamıyorduk işte eskisi gibi olamıyorduk. Ya güven? Bir gün kollarımın arasında uyurken ben

