SEYİTHAN Suna’nın yüzünü görür görmez yaşadığım acı içimdeki en köhne yere oturmuştu ve ölene kadar da geçmeyecekti biliyordum. O güzel yüzünün bu halde olması, en önemlisi de gözlerindeki hissiz ifadenin tek suçlusu bendim. O kadar badire atlatmış, ölümü bile göze almışken tek yapmam gereken ona yeniden nefes olmaktı ama ben ne yapmıştım. Canını daha çok yakmıştım. Hem de bile isteye… Şu an önümdeki Berzan itlerinden herhangi birini yumruklarken aslında kendime olan hıncımı çıkarmaya çalışıyordum. Sunamın bana ihtiyacı olmasa bizzat kendimden çıkarırdım bu hıncı da bana ihtiyacı vardı. Nasıl benim ona ihtiyacım varsa onun da bana ihtiyacı vardı. Biz artık birbirimiz için yerine ikamesi konamayacak iki insandık. Zorunluluktuk. İsterse kapısına köpek etsin yine de yanından ayrılmayacaktı

