SEYİTHAN Suna’nın yanından ayrılırken o şerefsizi yakalayamazsak diye telaşlıydım. Çünkü hep bir yerde ortaya çıkıyor sonra bir şekilde kayboluyordu. Bize yem atıyor ama aslında sinirlerimin gerilmesi için benimle oynuyordu. Onu yakalayamadığım her gün daha fazla geriliyordum. Zaten diken üstündeydim. Suna’nın başına bir şey gelir korkusuyla her an yanında olmak istiyordum. Adamların dediği eski yerleşim yerlerinden oluşan, şu an kullanılmayan eski köyle gittiğimde bizimkilerin aramayı bitirmiş, dönmek için beni beklediklerini gördüm. Aracı park edip arama ekininin başındaki adamımın yanına gittim. Hala Sunam gibi kokuyordum. “Durum nedir?” “Ağam kaybettik yine. Sürekli oyunlar oynuyorlar bize.” Alışmıştım artık. “Tamam bölünmeyin artık. Alacadağ Konağındaki adamları da arttırın

