Bölüm 8

1011 Words
Hülya'yı karşımda görünce ne yapacağımı bilememiş bir embesil gibi kalakalmıştım. Aptal ben. Ne güzel karizmatik bir giriş yapabilirdim ama buna hazırlıklı değildim ki!!! Neden yayın evine gideceğini bana dememişti. En azından... Offff!!! Soğuk havada mahallenin köşesinde ne yapacağımı bilemez bir halde dururken apartmandan çıkışını gördüm. Onun arkasından bizimkilerde ışıkları kapatıp aşağıya inmişlerdi. Nazik resmen Kemal'in yakasına yapışmış onu soru yağmuruna tutmuştu ama yemezler canım. İlk benim sıram. Koşar adımlarla onlara doğru gittiğimi görünce durdular. Kemal en sinsi gülüşünü yüzüne yerleştirmiş, avucuna düştüğümü ima ediyordu. Bok düştüm!! "Siz biraz önden gidin bakayım." Buna ilk karşı çıkan Nazik olmuştu. "Nazik uzatma. Cinlerim tepemde hepinizi tepelerim ne olduğunu şaşırırsınız. Lütfen." Ergün benim ruh halimdeki değişimi anlamış hemen karısını alarak gideceğimiz, Hülyaların evinin altındaki, bara doğru adımlarını yönlendirmişti. "Neden kaçtın oğlum? Kız seni iki kelimeyi bir araya getiremeyen hademe sandı." "NE? Hademe mi? Şaka yapıyorsun." Biz de Naziklerin arkasından yürümeye başlamıştık ama bedenim tamamen Kemal'e dönüktü. Soğukta beklerken üşüyen ellerimi paltomun cebinden çıkartarak dudaklarıma götürdüm. En azından nefesim hala sıcaktı. "Öyle demedi ama bence öyle sandı." "Neyse ne Kemal. Az önce onu düşünüp organıma sahip çıkmazken karşımda gördüm. Bir anda diyorum sana. Bir anda!!! Kız kafasını az eğse bağımsızlığımı ilan etmiş sikimi görecekti. Ne yaptı bu kadın bana böyle." İnanamıyordum bu halime. Ne ara hal böyle olmuştu? "Bağımsızlığını ilan eden organına söyle senin numaranı istedi." Gözlerimi daha fazla açarak korkuyla baktım Kemal'e. "Panik yok, tabi ki vermedim. O kadar mal değilim." Hayır o kadar maldı. Birilerinin arasını yapacak diye çevirmediği dolap kalmazdı. Benim için de böyle bir şey yapmış olabilir miydi? "Vallahi yapmadım. Amaaaa kızın numarasını aldım. Etik olmadığını falan söyledim ona da. Sana ileteceğimi isterse onun sana yazacağını falan da dedim." "Ver." Verse ne olacaktı ki. Telefondan yazışamazdım. Yazışır mıydım? Kız hafiye gibiydi ya gidip benim numaradan kim olduğumu araştırırsa? Gidip yeni bir hat almalıydım. Hem de benim üzerime olmamalıydı. Kemal cebinde tuttuğu not kağıdını iki parmağının arasına sıkıştırarak kendi yüz hizasında tuttu. Arka plandaki hınzır gülüşünü numaranın hatırına hiçe sayarak kağıdı aldım. "Yazacaksın değil mi?" "Yeni hat almam lazım. Numaramdan adımı falan öğrenir o kız. Bırak adımı sigorta numarama kadar çıkartır. Dikkatli olmalıyım." "Delirme Çetin. Ajan filmlerinde miyiz? Tamam adını öğrenebilir ama sigorta numarası falan?" Onca kitap okursak olacağı buydu işte. "Hem ömrünün sonuna kadar kızdan kaçamazsın. Sende onunla tanışmak istemiyor muydun?" istiyorum... Hazır değilim sadece. Konu burada kapanmıştı ya da ben öyle sanmıştım. Barın önüne gelince başımı yukarıya kaldırdım. Işığı yanıyordu. Güzelll... Demek evdeydi. Ve yine bedenimde ufak hareketlenmeler baş gösterdi. Lanet olsun. Sadece evde mi diye bakacaktım. Neden ışığını açık görünce onu seksi iç çamaşırlarıyla soğuk çarşafların üzerine yatırırken bedeninin ürpermesini hayal ettim. Evet ürperiyordu ve zevkle çarşafa dolanarak kıvranıyordu. Parmaklarım ıslak kadınlığında dolanırken... "Çetin!!" neredeyim ben? "Oğlum donduk hadisene." Az önce yanımda olan Kemal apartmanın girişinde bekliyorlardı. Nazik bana kızarak kocasıyla içeri girmiş olmalıydı. Ah be Hülya beni hülyalara daldırdın yine. Zorlaşan yürüyüşümle Kemal'e yetiştim. "İyice havai oldun sen he!" "Sus oğlum ya. Zaten Nazik'in diline dolandık ve bu senin yüzünden oldu." Kırmızı tonlarının hakim olduğu bar modern tarzda olmasa da çokta eski sayılmazdı. Müziğin sesi şimdilik oldukça kısıktı, saat ilerledikçe daha fazla yükseliyordu. Olsun bu eziyete Hülya için katlanırdım. Bizimkilerin oturduğu masaya geçerek Nazik'in bariz attığı tribe karşılık yanağından makas aldım. Hemen yumuşamadı ama yüzünde tebessüm oluştu. Garson yanımıza geldiğinde öncesinde aperatif bir şeyler söyledik. Karnımı doyurmam gerekiyordu. "Hülya güzel kızmış." Nazik konuşmaya çekindiği için Ergün açtı konuyu. Herkes canla başla Hülya galp galp galp Çetin'i konuşmak istiyordu. Dedikodu malzemesi olacak ne yaptım ben ya? Güzel kız tabi. Çirkin olsa ona hallenir miydim? Genel olarak prensiplerim arasında çirkinlere yanaşmazdım. Birkaç kere alkollün dozunu yükselttikçe güzelleşen kadınlar olmuştu. En kötü oydu işte. Sabah uyandığında bir felakete kalkmak. Çirkin kadın yoktur az votka vardır. Çıksa çıksa Ruslardan çıkacak olan atasözüne sonuna kadar katılıyordum. "Güzel kızmış evet." Sorusuna cevap vermediğim için Nazik kocasını destekledi. Ben de hı hıı gibi bir ses çıkarttım. Konuyu değiştiriyordum ama dönüp dolaşıp Hülya galp galp galp Çetin'e geliyordu. Hay ağızına Çetin!!! Yemeklerimiz gelince herkes sessizleşmişti. Acaba ne yapıyordu. Önümdeki patateslerden ağzıma atarak instagramdan Hülya'ya mesaj atmaya karar verdim. "Kaydettin mi numarayı?" "Ezberlediğimi çok iyi biliyorsun Kemal." Mesaj kısmına bakarken kalp atışlarım yükselmeye başladı. ==Beni arıyormuşsun. Cevap gelmedi. Yok ya bilerek yapıyordu. Amacı bana işkence çektirmekti. Hayır madem benim için yayın evine kadar çıkıyorsun neden cevap vermezsin ki? Ani bir kararla önümdeki birayı bitirerek başımı kaldırdım. Oturduğum sandalyemi koltuk mu olduğu belli olmayan şeyde kaykılarak aşağıya kaydım. "Hülya'dan fiziksel olarak hoşlanıyorum." "Aşık oldun." "Hayır aşık olmadım. Beni bu kadar sıkıştırmasaydın az sonra söyleyeceklerimi söylemek zorunda kalmazdım ama madem merak ediyorsun söyleyeyim." Nazik ve Ergün bana doğru eğilirken, Kemal durumu bildiği için sadece sırıtıyordu. "Kitabımı bulmuş, okumuş, etkilenmiş. i********: hesabından mesaj attı. Konuşmaya başladık. Sesli bir şekilde." İmalarımı anlayan Ergün kahkahasını koyuverdi ama Nazik'im hala suratıma bakıp eee diyordu. "Telefonda seks yaptık Nazik. Bunu mu duymak istiyorsun?" "Kızım her şeye burnunu sokuyorsun. Seninle erkek sohbetleri nasıl yapalım?" kıpkırmızı olmuş kocasının kolları altına girmişti bile. "Güzel miydi?" dedi Ergün. Ben olsam ben de sorardım. "Sorunda o kardeşim. Çok güzeldi... Ta kiii tam boşalacakken," boşalacak olmamı kısık sesle hatta hiç ses çıkartmadan dudaklarımı hareket ettirerek söylemiştim. "Çevrim dışı oldu." "Ooooo. Felaket. Sende ona taktın." Başımı salladım. Konu aşk değil seksti. "Aynısını ona yap." Telefonum titredi. //Editörün numaranı vermedi. Benimki sana ulaştı mı? "Seni seviyorum Ergün." Nerede olduğumuzu unutarak uzun bir mesaj yazdım şeytana. Hem de ne mesaj!!! Mesajı yazarken tuvalete gitmem gerekmişti ve sırf ona yazmak bile boşalmamı sağlamıştı. Allah'ım sana çok şükürrrr. Biraz daha böyle devam etseydi inmeyen şeyimden dolayı hastaneye başvurmak zorunda kalabilirdim. Yüzümdeki ve bedenimdeki rahatlıktan Kemal ne boklar yediğimi anlamıştı bile. "Eee. Ne yazdın?" Ah Nazik'im yapma böyle şeyler. Sen ortayı açtıkça ben fena dağıtıyorum. "Bu mesajı defalarca okuyup boşalmazsa ben de bir şey bilmiyorum. Hatta çıktısını alıp evin her köşesine yapıştırabilir. Parça parça attığım cümlelerin sonunu kendi getirirdi artık." Kahkahalarımız barı hatta apartmanı sararken bir anda elektrikler gitti. Herkes birbirine bakarken jeneratör devreye girerek ortam tekrar aydınlandı. Çarpık gülüşümle arkama yaslandım ve apartmandan geldiğini düşündüğüm çığlıkla yine hafıza kaybı yaşadım. Ya Hülya karanlıktan korkuyordu ya da yazdıklarımda müthiş bir orgazm yaşıyordu. Allah'ım ne olur ikincisi olsun.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD