Sabah uyandığımda heyecanlıydım çünkü bana verilen ilk araştırmama başlamak üzereydim.
Yatağımı düzelttim güzelce bir banyo yaptım en sevdiğim Gönülçelen çiçeklerinden yapılmış parfümümü sıktım. Kahvaltı yaptıktan sonra küçük bir çanta hazırladım kendime içinde temel yanımda bulundurmam gereken kadınsı eşyalar vardı ped vb. şeyler.
Köye gitmek için bir taksi ve köyü kolayca araştırabilmem için köyden bir rehber buldum.
Taksi geldi ve binip gittik Allah yolumu açık etsin
köy baya uzaktaydı ve yolun bozukluğunuda hesaba katarsak 2 saat boyunca yolda kaldık ve sonunda köye içim dışıma çıkmış bir halede ulaştık ama ulaştık.
köyün yolu baya bozuktu aslında Cizre'nin tamamı böyleydi yolları engebelliydi ama işte böyle 6 yıl boyunca başka bir şehire okumak için gittiğinde kendi memleketini unutuyorsun
Her neyse araştırmaya dönelim köy normaldi aslında bir köy havası nasılsa burası da öyleydi .
köyün içine doğru gittiğimde bütün herkes bana bakmaya başladı.
Ben dikkat çekmekten nefret eden biriydim ama normal olarak ben bir yabancıydım beni tanımıyorlardı ve beni bu yüzden sürekli izliyorlardı
Ve sonunda önceden sözleştiğimiz Zeki Amca'yı buldum bana buraları gezdireçekti.
bana baya yardımcı oldu sağ olsun her yeri güzelce anlattı ve sıra tarladaydı.
Tarlada çalışanlar güneşin kavurucu sıcağının altında alnının teriyle çalışıyorlardı bazıları aralarında konuşuyorlardı.
Onlar konuşunca benimde dalgınlığıma geldi ve bir anda tezeğe bastım.
Al başına belayı bu neydi şimdi öfff
Ayağımı yere sürterek tezeği silmeye çalışıyordum ama pek işe yaramıyordu sinirlenip ağzımın içinde geveleyerek
"başlarım köyünede, tezeğinede..." derken arkamdan biri kulağıma üfler gibi tok ve güçlü bir sesle "Eee...ne yaparsın Benim Köyüme " dediğinde bir anda titredim.O güçlü ve tok ses benim bir anda bütün kanımın kasıklarıma hücum etmesini sağlamıştı. Kendimi tutmasaydım oracıkta herkesin içinde inleyecektim.Ben ne olduğunu anlamıyordum. Sanki yerimde çivilenmiştim arkamdaki adam hiç istifini bozmadan hala kulağımın dibinde nefes alıp verirken sesli bir şekilde yutkundum. Ve kimse bunu farketmiyordu ya da farkediyorlardı ama ses çıkarmıyorlardı.Bu köy Başlangıçım olacak diye sandım ama Sonum olacak gibi duruyor.
Kendime gelip arkama can havliyle dönünce az kalsın adamla dudak dudağa geliyordum.
Ve resmen adam boyuma gelebilmek için
karşımda 90° açıyla eğilmişti.Kendime gelip bir kaç adım geri gittim,ve o çok...
O çok göz alıcıydı gözleri kahvenin en koyu tonları ,saçları kuzgun-i siyahı, en az 1.90 boyuyla yanında resmen cücük kalıyordum .
Ve de baya yapılı biri bunu söylemeden geçemeyeceğim bu adam yeni taşındığım eve gelse bırakın kapıdan geçmeyi eve bile sığmazdı.Acaba onun evi nasıldır? off yine mi, aklımdan çıkın boş düşünceler
Sonunda onun gözlerinin içine bakıp
"Ben...Ben şeyden öyle dedim"
muzip bir sesle "Neyden?"dedi.
Sonra o büyülü andan çıkıp "Neyden diyicem
kör müsün? Ayağıma tezek bulaşınca sinirden öyle dedim. Sinirlendim olamaz mı? Hem nereden senin köyün oluyormuş köyün çocuklarındansın diye köy senin olmuyor "
Bütün çirkefliğimle cevap verince adamın bir anda gözleri siyaha çaldı,kasları gerildi ,iri elleri yumruk şekilini aldı .
Ben normalde çok soğuk kanlı davranan biriyim ama karşımda böyle heybetli birini görünce neye uğradığımı şaşırdım'keşke kaplumbağa gibi kabuğum olsaydı' dedim içimden o an,dilime eşşek arıları soksaydı. Adam burda beni çiğ çiğ yese kimse gıkını çıkaramaz ama ne hikmetse ya da ne aptallıksa bende sanki sabah kahvaltıda yürek yemiş gibi böyle cevap verdim .
Allah'tan benim rehberim olan Zeki Amca araya girdi ama girmesiyle yerin dibine girmem bir oldu.
"Affet Ağam bu kız buralı değildir. Bir araştırma için buraya geldi . Yoksa bilirsin Ağam kimin haddine seninle böyle konuşmak.
Eğer izin verirsen Ağam köyü bu haberci kıza tanıtmak istiyorum " dediği anda ilk önce şaşırdım sonra utandım ,ama benim kitabım da geri adım atmak yoktu.
Ben söylediklerimin sonuna kadar arkasındayım tamam yanlış bir şey söyledim ama ne o öyle hırsız gibi arkadan çıkma falan ne yapıyoruz burda tiyatro mu oynatıyoruz?
Ben yine başımı dik tutup burnumun dikine gittim
"Zeki Amca lütfen, af dilemene gerek yok ben yanlış bişey söylemedim .Ve siz bey efendi beni sorguya çekmezsiniz" bunu söylemem ve kendimi onun kollarında sıkılmış olarak bulmam bir oldu .Gözlerim korkuyla açılıp ona doğru baktı .Beni kendine çektiğinde ayaklarım yerden kesilmişti.
Ağzım o an mühürlendi ,göğüsüm orantısız bir şekilde inip kalktı ve beni kendine çektiği için üstüm biraz da sıyrılmıştı .Korkuyordum bu dağ adamı bana ne yapacak acaba.
Konuşamıyordum ama kollarından kurtulmak için kendimce boş bir çabaya girmeyi de es geçmedim ama işte bir milim bile benden ayrılmadı .Gözlerinin içi bir anda öfke ve şehvet arasında gidip geldi.
Sanki zorlanıyordu ama neden zorlanıyordu beni kolları arasında hapsetmesi onu zorlamadığı kessin o zaman neyden zorlanıyordu?.
Şehvet dolu sesiyle kulağımın arkasına doğru eğilip "Eğer biraz daha kıpırdarsan seni..." diyip durunca ben bir anda mum gibi oldum.Ve hırçınlığımdan eser kalmadı.