En dibe

2720 Words
. . . . ________________________________ Seher Uzun bir banyodan sonra yatağın üzerine oturmuş ve usul usul ıslak saçlarını tarıyordu... Bakışlarını yerden kaldırıp karşısındaki aynada kendine baktı .. Aklından bin türlü şey geçiyor ve ö bir tanesini bile odağında tutamiyordu.... İnsan bilir miydi sahi memleketi olan insani.... Doğduğu yer değildir insanın memleketi... Kimin kalbinde atıyorsa adın orasi olur memleketin... Bir de hiç memleket nedir bilmeyen insanlar vardir bu hayatta... Hiç kimsenin kalbinde bir dirhem bile yer edinememiş olanlar... Seher değil miydi uçtan bucağa memleketsiz olan... Kaç kez ona bu hayatta sahip çıkması gereken adam gururunu yok edip, ayaklar altına almişti...! Kaç güzel söz duymuştu ki kulakları...! Şimdi onun için kolay miydi Yaman kirimliya inanmak.... İçinde bir yerler tarumar edilmişken, boğazinda geçmişin yumrusu dururken kolay miydi... Akli bağır çağır yapma derken, kolay miydi kalbini dinleyip teslim olmak ... Kendine, ailesine en çokta kalbine ihanet etmiş gibi hissediyordu ... Hayır... Bunu kendine yapmamaliydı... Kendine böyle ihanet edemezdi... Sonunu bildiği bir oyunda her şeyini kaybedemezdi... Ayağa kalkıp Aynanın karşısına geçti, dolu dolu ve kıpkırmızı olmuş gözlerinin içine baktı... Tıpkı küçük kızını azarlayan bir anne gibi, laftan anlamayan kalbini azarladi.... Seher:" yapma... Ziyan olucaksin... Onun tek derdi intikam almak... Hem onun kendi ailesi var, evi var... Duydun işte kendi söyledi.... Her şey bittikten sonra ailesine, evine geri dönücek.... Peki ya sen... Senin neyin var... Kalbinden ve ruhundan başka neyin var ... Bunları da ona verirsen geriye ne kalıcak.... Ö intikamını alıp, her şeyi yıkıp geçtiğinde nasıl dayanicaksin...." Artık gözyaşları iki ırmak gibi yanaklarında çağliyordu.... Bu acı onun için çok fazlaydı... Bile bile kendi canını yakiyordu... Ama bu gerekliydi.... Yoksa her şey için çok geç kalicakti... O yüzden dahada acımasızca saldırdı kendine ... Seher:" her kes gider..... Bunu en iyi sen biliyorsun.... Ö da gidicek... seni unutup gidicek... Bir su birikintisinin yanından geçercesine yanından geçip gidicek... Bir taşa basarcasina üstüne basıp, yoluna devam edicek... Ve sen elinden hiç bir şey gelmeden sadece arkasından öylece baka kalicaksin.... Hem sen kimsin ki ..." Dahada yaklaştı aynadaki yansımasına... Acımasızca son darbeyi indirdi kalbine.... Seher: " onu asla tanimayan biri ...." Geri çekildi, gözyaşini silip güçlü durmaya çalıştı.... Kendine söz verdi... Seher: " ona istediğini vericeksin... Ama kalbini asla... Bunu sana yasakliyorum... Haddini bileceksin..." . . . . . Daha küçüktü... Bilmiyordu... Alna bir kere bir şey yazildimi istesende silinmezmiş .... Farkında değildi belki ama .... Kader ağlarını çoktan ormuştu... Ve Bu dünyada kaderinden kurtulan varmiydi...?!!! ________________________________ Yaman Arif babanın mesajiyla yola koyuldu.... İşle ilgili bir şey konuşmaları gerektiğini yazmıştı.... Yol boyunca Elinde olmadan yüzünde aptal bir sırıtma vardı... Ve buna engel olamiyordu.... Vardığında aynaya bakarak işaret ve baş parmağıyla ağzının iki tarafini içeriye bastırdı ve her zamanki gibi duygularını belli etmemeye çalıştı.... Ama bu, gece gibi siyah gözlerinde parlayan yıldızlar yüzünden pekte mümkün görünmüyordu... Arabadan indi... Arif baba, onu görünce her zaman ki gülümsemesi belirdi yüzünde .... El sikiştilar... Arif baba:" hoş geldin evlat..." Yaman:" hoşbulduk baba ..." Arif baba onu görür görmez bir değişiklik olduğunu farketmişti... Çünkü o her zaman ki barut gibi her an alev almaya hazır olan hallerinden eser yoktu bugün... Aksine onun her hareketi ve bakışında garip bir sakinlik ve dinginlik seziyordu... Ve bunun sebebini de galiba biliyordu... Gözlerini kısıp, gülümsedi: " Eee evlat... Nasıl gidiyor... Her şey yolunda mı...?" Yaman:" şükür baba...." A:" seher kızım nasıl...? İyi mi...?" Yaman seher'in adını duyar duymaz daha fazla kendini tutamayıp dudağının kenarı kivrildi.... Arif baba ilk defa onu bu kadar mutlu ve heyecanlı görüyordu.... A:" sanırım seher kızımla her şey yolunda gidiyor .... değil mi...?" Yaman başını salladı... Yaman:" önceleri çok umudum yoktu... Ama gittikçe.... Sanırım bu iş olucak baba...." Arif baba içten sevinerek, ona destek olmak için elini Yaman'ın eli üzerine koyup sikti... A:" bu işler böyle evlat... Acele etmiceksin... Sabırla içindeki inciyi sevginle besleyip büyüteceksin..." Yaman tekrar başını salladı... A:" elbet onu karşına çıkaran Allah... Eğer nasibinde varsa onun güzel yüreğini senin yüreğine bağlar..." Yaman:" baba var ya... Gözleri gözümde bütün ömrüm boyunca öylece karşısına otururum..." Arif babanın gözleri doldu... Çok iyi biliyordu bu duyguyu... Ö da zamanında bir çift göze böyle vurgun yemişti.... Derin bir iç çekip, o güzel günlerin özlemiyle göğsü dolup taştı.... Arif baba: " Ya rab... Belayı aşk ile kıl aşina beni... Bir dem belayi aşktan kılma cuda beni... Gittikçe hüsnün eyle ziyade nigarimin... Geldikçe derdine beter et müptela beni..." İkiside bu mısraları derinden hissederek tebessüm ettiler... A:" kalbinin kapılarına öyle bir kilit vurmuştun ki, bu ateşi hiç tatmicaksin sanardim... Oysa delikanli adam, sevda nedir özlem nedir bilmeden hiç bir zaman tam olmaz... Hep yarım kalır..." Yaman başını salladı: "Ö yanimda olunca tas tamam olduğumu hissediyorum.... Ama bir gidiyor ya... Yine Her şey tatsız tuzsuz, eksik... Böyle göğsümde bir boşluk oluyor ... Onu görmedikçe de bir türlü dolmuyor...." Arif baba düşünceli bir halde aklındaki soruyu sordu... A:" peki o adam...?" Bu soruyla Yaman'ın yüzündeki huzur bozuldu... Yüz hatları istemeden gerildi... Yaman:" sabrımı zorluyor... Canina susamış gibi her an azrailini çağırıyor..." Arif baba çok endişeleniyordu onun için.... Bu intikam bu öfke, daha yeni bulduğu huzuru elinden alsin istemiyordu..... Ama sabr etmek ve kadere güvenmekten başka bir çare yoktu... Yaman'ın ne intikamindan ne de sevdiği kızdan vazgeçmeye niyeti yoktu ... Ama Arif baba bu ikisinin, aynı anda mümkün olamicağini bilecek kadar hayat tecrübesine sahipti.... A:"bak oğlum.... Nasıl ki bir tahta iki kıral geçemez .. Bir kalbe de iki duygu hüküm süremez.... Ya nefret ediceksin... Ya seveceksin evlat... İkisini birden yapmaya kalkarsan, orta yerden çatlarsin.. İkiye bolunursun..." Yaman yumruğunu sikti... Y:" hayat bana ikisini birden yapmaktan başka yol bırakmadı baba ... Bedelse bedel, savaşsa kanımın son damlasına kadar.... Ama ne o iti sağ bırakırım... Ne de canımdan öte olan sevdami kurban veririm... Her ne olursa olsun bu yolda sonuna kadar yürüyucem..." A:" bu yolda yürürken kendinle beraber o kızın canını da yakmandan korkarim evlat..." Yaman kaşlarını çatıp, düşüncelere daldı.... Onunda en çok korktuğu şey bu değil miydi zaten.... A:" belliki bu senin hayatının en buyuk sınavı evlat... Dikkat et ... Seni sinayacaklar.... Sana soracaklar...." Yaman:" ne soracaklar baba ...?" Arif baba gülümsedi: "Ne soracaklar evlat... Bir tarafta melek, bir tarafta şeytan... ne soracaklar saniyorsun....?" Yaman elini boğazina goturup daha kolay nefes almak için gömleğinin yakasini araladı ... Cevabı Çok iyi biliyordu ... Arif babaya baktı ve kısık sesle cevap verdi .... Yaman: " kim olduğumu soracaklar..." Arif baba bu haylaz ama bir o kadarda zeki olan öğrencisini başını sallayarak doğruladı ... Onlar konuşurken, bir siyah makam arabası arkasında bir sürü korumayla mekana giriş yaptı... Yaman bu ziyaretten hiç memnun olmadı... Yaman:" bunların burda ne işi var baba....?" Arif:" işle ilgili konuşmamız lazim o yüzden geldiler... Siz Hala anlaşamiyor musunuz?" Yaman:" Allah aşkına baba... Ben ne anlaşicam bunlarla..." Şoför hizla inip arabanın kapisini açtı ve adamlar hemen etrafta etten bir duvar ördüler.... Yaman elini masanın üzerinde biraz kaldırıp Arif babaya "ne oluyoruz" diye hareket yaptı, sonrada bu saçma sapan manzarayı görmemek için başını yana çevirdi... dilinin altında mirildandi: " Te Allahım ya ... Sanki savaşın ortasındayız... Akılları sıra gövde gösterisi yapıyorlar...." Arif baba da aynı şekilde dilinin altında cevap verdi: " sakin ol evlat... Yok bir şey...." Y:" bunu biz biliyoruz da... Gelde şunlara anlat...." Bütün bu teşrifatlardan sonra, arabanın içinden ticaret bakanı olan doğan Akbayrak ve oğlu selim Akbayrak başları dik ve göğüsleri kibirden şişmiş bir tavirla inip, onlara doğru geldiler.... İş ortaklığı dışında, doğan Akbayrak, Arif babanın rahmetli eşinin abisi ve kayın biraderi olurdu.... Arif baba ayağa kalkip misafirlerini ağırladı.... Yaman da Arif babaya olan saygısından mecburen ayaklandi... A:" hoş geldin doğan... Daha erken bekliyordum...." D:" hoş bulduk Arif... Biliyorsun işte, işler güçler..." Selim yüzünde yaranmaya çalişan bir gülümsemeyle elini uzattı: " selam Arif baba" A:" aleyküm selam oğlum" Sonra yaman'a baktı... Her zaman bu adamı çok kiskanmişti... Onun sahip olduğu gücu, kendinin hak ettiğini düşünüyordu.... Sonuçta ne de olsa Arif baba onun rahmetli halasının eşiydi, ve aralarında bir akrabalık vardı... Ve Arif babanın bir oğlu olmadığına göre, Eğer bu adam ortaya çıkıp onun güvenini kazanmasaydi bütün güç ona kalicakti... Ama yaman kırımlı onun hakki olan her şeyi elinden almişti ve bu yüzden ona karşı derin bir kin besliyordu içinde.... Yaman bunların gayet farkındaydı ve bunun için ikiside birbirinden pek haz etmezlerdi.... her zaman ki gibi tehditkar bir biçimde birbirine baktılar.... Ama Yaman'ın korkunç karanlık bakışları nerde ve onun o halasına çekmiş olan Firuze renkli gözleri nerde.... Bu yüzden selim çok dayanamadi ve gözlerini çekti.. yine hep olduğu gibi bu kapişmanin kazananı da yaman olmuştu... Arif baba:" oturun çocuklar.." Her kes bir tabure çekip yerine oturdu.... Ne yaman bu adamlardan hoşlanirdi ne de onlar yaman'dan.... Ama bir masaya oturdun mu her kes bir biriyle iyi geçinmek zorundaydı.... Bu kurallardan biriydi ... Arif baba her zaman ona " ticareti sadece dostunla yapmazsin, her kesle yaparsın, düşmanın bile olsa konu iş olunca her şey değişir" derdi... Belki de bu yüzden yaman ticaret konusunda bu kadar yol kat edebilmişti... Doğan:" Eee kırımlı, adamların nerde? Yine yalnız mi geziyorsun..." Y:" biz sürüye büyüğümüzn sayesinde dahil olduk... Şimdi baş olduk diye, kendimizi bir şey sanıp sürüyü arkamızda sürükleyerek büyüğümüze saygıda kusur etmeyiz...." Tabi küçük göz dağları vermek bu işin doğasinda vardı... Böylece yaptıkları saygısızlığı da yüzlerine vurmuştu.... Arif baba tek lafiyla konuyu kapatti.... A:" büyüğünü sayan, büyüğünden büyüktür...." Yaman başıyla eyvallah etti... A:" E doğan konu nedir..." D:" valla Arif bu Tatar oğullari gereğinden fazla işlere burunlarını sokmaya başladılar... Adamlarla iş yapıyoruz diye kaçıdır ses etmiyoruz ama.... Artık fazla olmaya başladı..." A:" bu son ihaleyi de kırımlı holdinge kaptırınca da iyice bilendiler tabi...." Doğan yamana baktı ... D:" öyle... Bu adam hiç rahat durmuyor ki..." Yaman:" napalim... İşimizi yapıyoruz ... Kimseden de çekindiğimiz yok..." D:" öyle diyorsun da, bu konu fazla büyüsün istemiyoruz... Ortaklar işin çözülmesini bekliyorlar...." Y:" bu işler böyle doğan bey... Azdan Az, çoktan çok gider...." Selim:" ama adamların zıvana dan çıkması an meselesi Yaman" Yaman kendine hakim olmaya çalıştı.... Bu adamın hiç bir şey elinden gelmediği halde, her defasında konuya dahil olma çabası siniri bozuyordu... Sadece babasının oğluydu... O kadar.... Ama kendini bir halt sanıyordu.... Y:" Her şeyi biz yapacaksak, Peki siz ne işe yarıyorsunuz...?" Selim kızardı ama toparlamak için gülümsedi... S:"konumuz politika değil ki, bir değiş tokuş ve pazarlık..." Yaman daha fazla dayanamadı... Y:" bence sen değiş tokuş ya da pazarlık sürecinde ağzını kapalı tutmaya çalış..." Selim içindeki hırsı belli etmemeye çalıştı... S:" niyeymiş o yaman?" Y:" belliki kafanıza sikmak isteyen çok .. Ben Senin yerinde olsam önce kellemi hedeften çıkartırım..." Sonra alayla arkadaki koruma ordusunu kast ederek darbeyi indirdi... Y:" sonuçta Kalabalık gelmek, illa yaşayacaksın demek değil...." Herkes ne demek istediğini anlamıştı.... Açıkça "çeneni kapat, yoksa korumaların bile elimden alamaz" diyordu.... Doğan mevzu büyümesin diye araya girdi.... Doğan :"Bunlara gereken cevabı gecikmeden vermek lazım Arif... Güzellikle anlattik... Takmadilar..." Arif baba:"Madem takmadilar, o zaman bizden günah gitti...." Yaman'a bakip, başıyla gerekeni yapması onayını verdi... Yaman Ayağa kalktı... Y:" baş üstüne baba... Gider, onların bildiği dilden anlatırız ...." A:" Reis sensin...." Y:" Müsadenle baba ..." A:" müsade senin evlat" Arif babadan başka hiç kimseyi takmadan yola koyuldu... Doğan arkasından bakarak konuştu... D:" bu adam işini bu kadar iyi yapmasa, vallahi kafasına bir tane siktirirdim...." Arif baba güldü:" gücün yetiyorsa büyür sık..." Doğan da güldü, ne kadar bu adamdan hoşlanmasa da hep onun gibi bir oğlu olsun istemişti... Ama işte kader... D:" adamlar devletten tirsmiyor.. Polisten tirsmiyor... Ama kirimlinin adı geçti mi herkesin ödü bokuna karışıyor..." Arif baba gürür duyarak cevap verdi:" senin bu saydıklarınin hepsinin napacağı az çok tahmin edilir, ama Yaman Kirimlinin... Asla Edilemez ..." D:" ya Arif, bu kirimliy'a bu işleri kim öğretti ...? Adamın namı bizden önce yürüyor...." Arif baba güldü: " seninde sorduğun sorumudur kardeş.... Aslana parçalamayi kim öğretti...?!" Hiç birinden bir ses çıkmadiğini görünce kendi cevapladı.... A:" şartlar doğan, şartlar... Adam ormana kral doğmuş... Ne diyiceksin...." ************************* Telefonu cebinden çıkarıp, arama yaptı ... Yaman:" Nedim adamları topla... İşimiz var..." Nedim:" her zaman ki yere mi?" Y:" evet" N:" tamam, olmuş bil" Telefonu kapattıktan sonra, son sürat mekana sürdü... Vardığında herkesin ondan once orada olacağını biliyordu ... Mekana giriş yaptı... Bu mekan babasından kalma eski bir fabrikaydi... Ama burası artık Yaman'ın gizli toplantılar ve buluşmalari için kullanıliyordu.... Tahmini gibi bütün adamları iki tarafta sıraya geçmiş ve onu bekliyordu... Arabayı park ettikten sonra hemen adamlardan biri koşup kapısını açtı... Yaman başıyla teşekkür etti... Arabadan iner inmez, herkes öne geçip elini öpmeye çalıştı.... Yaman kırımlı onlar için patron değil belki bir abi, bir can yoldaşı gibiydi... Her birinin ona en az bir can borcu vardı... Her birinin sırtından zamaninda ağır bir yük kaldırmışliği vardı... O yüzden büyük bir minnetle ve saygıyla ona çalışır ve Gerekirse onun için canlarını bile verirlerdi.... Yaman önüne eğilen sadık adamlarinin elini öpmelerine müsade etmeyip, sadece ellerini sikip selamladı.... Her taraftan " hoş geldin Reis..." " Saygılar Abi..." Sesi duyuluyordu.... Biraz sonra görevin ne olduğu ve her ekibin ne yapması gerektiği anlatılmış ve arabalar yola koyulmuştu... Gece sabaha kadar Tatar oğullarının bütün mekanlari, iş yerleri ve evleri taranmış ve adamları alaşağı edilmişti... Ve her mekanda tek bir not göze çarpıyordu.... " Arif Babanın selamı var... Rahat durun ki, Yolunuz açık Ömrünüz uzun olsun..." . . . . ___________________________________ Seher Bedeni mutfakta olsa da akli ve ruhu başka başka diyarlarda geziniyordu... Nadire annesini odasına gönderip, bütün işleri kendi yapmak ıstediğini söylemişti... Böylelikle biraz olsun aklındaki düşüncelerden kurtulmayı umuyordu... Ama nafile... tabakları temizleyip makinaya yerleştirirken, gözleri sadece bir noktaya sabitlenmiş ve tek bir şeyi düşünüyordu.... Yaman kirimliyi görünce nasıl davranıp, ne tepki vereceğini... Tıpkı uykuda olduğu gibi ruhu bedeninden uzakta bir yerlerdeydi... Ama etrafına simsiki dolanan kollar ve kulağina değen sıcak nefesle irkildi... Sanki bir anda uykudan uyandirilmiş ve ruhu hızla ait olduğu bedene geri dönmek zorunda kalmişti... Yaman sakince saçlarını omzundan toplayıp diğer omzuna birakti ve başını açıkta kalan beyaz gerdanina koyup, meftun olduğu kokusunu derin bir solukla içine çekti.... Yaman:"Oh beeee sonunda..." Seher eliyle karşısındaki tezgehi sikti ve içine kaçan nefesini parça parça dışarı vermeye çalıştı.... Yaman olduğu yerde konuştu.... Yaman:" her zaman fırtınalardan döndüğümde böyle, burda dinlensem.... Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmese.... Bu eşsiz dakikalar hep sürse.... Olur mu..?!!!" Seher hiç bir şey söylemeden sadece dinledi... Yaman:" bugün ilk defa kurşunlar başımda uçuşurken , sonunda ne olacağını düşündüm... Şimdiye kadar böyle bir şey hiç aklımdan geçmemişti biliyormusun....! Ölümden falan korktuğum dan değil, sadece seni bir kez daha görememek beni sürgün etti..." Bu kadarı çok fazlaydı.... Böyle nasıl güçlü duracakti... Nasıl kendine verdiği sözleri tutacakti... Yaman:" seher çok yorgunum... bugün bir kez daha anladım.... Ben artık sensiz yaşayamam...." kollarından tutup yüzünü görmek için kendine çevirdi... Seher onunla göz göze gelmemek için yere baktı, ama yaman çenesinden tutup başını kaldırdı.... Baş parmağıyla, sağ gözünün kenarını okşadı ve yine zümrütlere dalıp kaybolmuşken fısıldadı.... Yaman: " hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?... Hep böyle, İçinde uzak bir ışık mi yanar?.... Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var..." Seher onun hayran kalmış bakışlarına dayanamayıp gözlerini kapatmak istedi.... Nefesini kesiyordu bakışı... Ama yaman hemen engel oldu... Yaman: "Sakin yumma gözlerini... Işığım kesilmesin... Ayırma gözlerimden bu çocuksu gözlerini... Bu sakin, yalansız, masum gözlerin hep bana baksın ...." Onun her sözü ve bakişiyla, daha da dibe batıyordu... Ondan kurtulucam derken daha da ona çekiliyordu... Sanki yaman kendine verdiği sözleri biliyor ve onu alt etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor gibiydi.... Her geçen saniye bulaşıcı bir hastalık gibi biraz daha ona müptela oluyordu... Seher çaresizlikle fisildadi: " Yaman böyle bakmaz misin lütfen....?" Yaman biraz şaşkınlık ve birazda endişeyle sordu:" Niye?" Seher içinden cevap verdi: "Bakma lütfen.. Bakışlarına kanıyor gönlüm... Kalbime söz geçiremiyorum..." Yaman ondan bir neden bekliyordu.... gözlerini kapattı ve asıl nedeni değilde, ona nasıl hissettirdiğini söyledi.... Seher:"çünkü içim sızlıyor..." Yaman tebessüm etti, ama seher gözleri kapalı olduğu için bunu farkedemedi.... Bu sizinin nedenini en iyi ö bilmiyormuydu .... Aylarca bu sizi dinsin diye kendinden bile kaçmamış miydi... Kaç kez kendine yasaklar koyup yine kendi onları çiğnemişti... Sayısını bile bilmiyordu... Ama tüm gücüne rağmen bir tek bu sanciyi alt edememiş ve yenilmişti.... Bir tek bu savaşta mağlup olmuştu... Şimdi Seher de bu noktadaydi... Ama sonunda bunu anlicakti.... Burdan kaçış yoktu... Bu nokta herşeyin değiştiği yerdi... İçinden : "Sende mi en dibe daldın küçüğüm... Hiç korkma sevgilim... Ben burdayim... Tam karşinda... Seni her şeyden korurum... Sen sadece elini bana ver... Birak sana kurban olayım..." Ellerini avuçlarina aldı.... Seher gözlerini açtı... Yaman gözleriyle sevdiğine " seni anlıyorum" diye fısıldadı... Bu an sadece bir bakişmadan ibaret değildi, belki iki ruhun buluşmasiydi... Ve seher ne olduğunu bilmeden yavaş yavaş kalbine yük olan her şeyden ve üstündeki kötü duygulardan siyrildiğini hessediyordu.... Bir birinden habersiz, İkiside sonsuza kadar bu anın içinde tutsak kalmayı diledi.... . . . . ______________________________ Bölüm nasıldı...?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD