Yaman
Bakıyordü...karşısındaki kale gibi yapılan konağa bakıyordü.
Biliyordu...bu betondan yapılmış kaleyi,kümdan bir kale gibi yikacağini biliyordu.
Ne sanmişti o adam...bir aileyi yıkıp sonra kendisinin mutlu mesut yaşayabileceğinimi?
Bir babayı evlatlarından ayıracaksin sonrada hiçbir şey olmamiş gibi hayatına devam edeceksin.öyle mi Ali Baran Kerimoğlu?
"Yok öyle bir dünya" dedi içinden.
"Işte 20 yil sonra o evlatlardan biri gelip böyle çöker ensene"diye düşündü büyük bir öfkeyle.
"Yaman eminmisin?"
Başını çevirdi ve 20 senelik arkadaşına,can yoldaşina baktı.
Nedim di bünu söyleyen ,endişeli ama bir o kadar da emin gözlerle bakmıştı abisi gibi gordüğu patronuna.
Yaman:"sence?"
Nedim:"biliyorum...hep bü günü bekledin.ama..."
Y:"ama ... Ne?"
Nedim içindeki endişeye son vermeye çalıştı,gözlerini kapadı، "hiçbir şey ölmicak، o yaman kırımlı،bütun düşmanlarını dize getirmiş koskoca yaman kırımlı"dedi içinden.
gözlerini açtı.ve her zamanki Nedim oldu.
N:"hiç...evraklar bu dosyanın içinde.sahte kimlik,pasaport,cv,... .
Istediğin gibi her şey,hiçbir şeyden şüphe edemezler,adamlar çok sıkı çalıştılar."
Başını salladı yaman,ve sonra siyah arabasının içinden tekrar konağa baktı.
Işte herşey hazırdı,
Bu plan çok zamanını almıştı "ama ne de olsa intikam soğuk yenen bir yemekti"diye düşündü dudağının kenarında belli olmayan sinsi gülümsemeyle.
Başını çevirmeden,şoföre "konağa dön beklemene gerek yok,evin etrafındaki adamlara da söyle şüphe çekmesinler"dedi sert bir sesle.
Şoför:"emredersiniz yaman bey"
_______________________________
Seher
Yine her zamanki gibi sabah erkenden kalkmıştı , ne için kalktığını bilmeden...
Banyoya girdi elini yüzünü yıkadı , sonra aynaya baktı , parmak üclariyla yüzüne dokundu...
Bembeyaz pürüzsüz cildi , yemyeşil Zümrüt gözleri , al yanakları , küçük pembe dudakları...
Ne zaman bu yüzü görse , güzel bir genç kız yerine , bir kadın görürdü , acılar içinde hayata veda eden bir kadın , annesini...
Bu güzelliği ondan almıştı , tabi bide upuzun kahve rengi dalgalı saçlarını.
Annesinin hiç tariyamadiği , elinin değmedigi , okşayamadiği saçları...
Ne zaman önü özlese böyle bir ayna bulup kendini izlerdi , çünkü artık fotoğraflar , eşyalar yetmiyordu...sanki büyüdükçe içindeki özlem ,acı ve keder de büyüyordu.
Artık kanlı canlı bir hatıra görmek ve hiss etmek istiyordu ve o hatıra kendiydi...
Yüzüne bakardı ve annesini hayal ederdi , o kadar çok merak ediyordu ki , mesela gülerken acaba nasıl olurdu ya da konuşurken? güneşi mi severdi yoksa yıldızlarımi? denizi mi yoksa ormanları mi ? acaba beyaz mi tenine çok yakışırdı yoksa yeşil mi?
Nadire anne ye sorardi hep bu sorularını...o da önce gözleri dolar , yüzünde mahzun bir tebessümle "sana bakıyorum , ve her hareketinde , davranışında Reyhani mi görüyorum sanki"derdi , sonra kendine hakim olamayip sessiz sessiz ağlardı her defasında...
Seherde artık büyüdükçe yaşlı kadıncağızi üzmeyi bıraktı ve sadece şükretti...
Annesine benzediği için , önün gibi öldüğü için şukretti , ya o adama benzeseydi , o annesini ölüme sürükleyen adama , baba kelimesine layık ölmayan o adama....
_______________________________
Yaman
Karşısındaydı...bir ömür boyu nefret ettiği adam.
Elini uzatsa dokunabileceği mesafedeydi.
Şimdi , şu anda öldürsem diye düşündü içinden...
Ne olurdu o zaman? Hiç... Sadece değersiz yaşamına son vermiş olurdu , hayır... Önü ölümle odullendirmicekti , bü önün için kurtuluş olurdu.
Ali Baran: "mesleki geçmişin oldukça başarılı , çalıştığın bütün isimler yer altı dünyasının en iyilerinden. Sanırım seninle iyi anlaşicağiz."
Yaman sadece başını salladı , önün saçmalıklarini dinlemekten çok daha önemli bir işle meşguldü , içindeki öfkeli aslanı dizginlemeye çalışıyordu , çünkü her an şu yaşlı sırtlanin üzerine çokebilirdi....
"Sakın öl" dedi kendine "her şey planladiğin gibi , önü yaşarken öldüreceksin , herşeyini elinden alıcaksın , en beklemediği anda darbeni indireceksin , ölmek için sana yalvaricak ama sen ölmesine bile izin vermiceksin , önü bir defa değil , her gün bin kere öldüreceksin."
Ali Baran: " bu CV'ye bakılırsa ne yapman gerektiğini anlatmama gerek yok diye duşunuyorüm ,
Bütün korumalar emrine amade , sen gerektiğini yaparsın , bundan sonra bu konağın , benim ve bütün ev halkının güvenliği senden sorulacak. En ufak hata bile istemiyorum , tabi karşiliğinida fazlasıyla alıcaksın.
Anlaşılmayan bir şey?"
Yaman sadece sert bakışlarını adama dikti.
Ali Baran: " güzel , az konuşan insanları severim "
Yaman içinden "ama beni hiç sevmiceksin ihtiyar " diye geçirdi .
___________________________________
Seher
Mutfağa girdim , her kes bir işle meşguldü , Nadire anne fırından çıkmış poğaçalari tabağa koyuyordu , Leyla abla kahvaltiliklari hazırlıyordu.
Lale arkasını döndü ve beni gördü.
Lale: "ooo ...seher hanim nihayet teşrif edebildiniz , niye yordunuz
Kendinizi buraya kadar , biz her şeyi yaptık zaten."
Nadire anne işini bırakıp bana dönmüştü.
Nadire anne: "gel kuzum , yanıma gel."
Sonra laleye döndü ve sinirle " sende işine bak." dedi.
Sonra bana baktı ve " üzülme" anlamında gözlerini açıp kapadı.
Gözlerine bakıp, gülümsedim, alışmıştım artık, umrumda bile değildi, asil o üzülüyordu benim için ve ben bunu istemiyordum.
Bu dünyada sadece Nadire anne , birde Leyla abla biliyordu benim bu evin kızı olduğumu, Ali Baran kerimoğlünun çocuğu olduğumu.
Nadire anne, annemin Dadisiymis, sonra evlendikten sonra onunla birlikte buraya gelmiş , annemin ölümünden sonrada öna verdiği sözü tutup, beni bırakmamış.
Leyla ablada annem bu konağa gelin geldiğinden beri burda çalışmaya başlamış , o yüzden her şeyi biliyordu.
Annem öldükten sonra o adam ikisinide tembihledi benim gerçek kimliğimi hiç kimseye söylememeleri konusunda, hatta aileleriyle tehdit bile etti.
nedenini hiç bir zaman anlamadım, umrumdada değildi zaten. bu yüzden onlardan başka , bu evde çalışan herkes, beni Nadire annemin torunu biliyordu ve bu sebeplede benim kendileri kadar çalışmamı bekliyorlardı. Benim de buna bir itirazım yoktu çünkü mutfakta olmayi ve yemek pişirmeyi çok severdim.
Annemde benim gibi zamanını mutfakta geçirirmiş ve çok lezzetli yemekler yaparmış hatta bu yüzden Leyla abladan başka hiç bir yardımcı işe alınmamış o zamanlarda, çünkü annem bütün işleri kendi yapmak istiyormuş ve çokta becerikliymiş bu konuda.
Nadire annem benimde onun gibi yetenekli olduğumu söylerdi ama eminim annemin yaptığı yemekler, benimkiler den binkat daha lezzetlidir, keşke bir kere tada bilseydim...
___________________________________