Yaman
Arabayı konağın arkasına park etti...
İkiside öylece oturmuş hiç bir şey demeden arabanın ön camından dışarıyı izliyordu....
Zaten yol boyunca hiç birinden çit çıkmamıştı, ikiside yaşadıkları şokun etkisiyle ne yapıp, ne söyliceklerini bilmiyordu....
Bildikleri tek bir şey vardı.... Artık hiç bir şey eskisi gibi olmicakti....
Değişen ve darmadağın halde olan çok şey vardı ....
göz ucuyla, başını çevirmeden sehere baktı ....
Hala korkudan titriyordu...
Hıh .. oysaki onun bugün için ne hayalleri ne umutları vardı ...
Ona hislerini söyleyip, ne kadar sevildiğini hissetirecekti.....
Ama yapabildiği tek şey onu ölesiye korkutmak ve kendinden uzaklaştırmak olmuştu...
Elinin altındaki direksiyonu sert bir şekilde, sinirle sikti...
Bunların hepsinin sebebi o adamdı.... Ali Baran Kerimoğlu denen o alçak herif....
Bunu Düşündükçe öfke ve nefreti artiyor ve o pisliğe dahada bileniyordu....
Artık intikamı, eskisinden bile daha sert ve acımasız olucakti....
Ve bunu sadece kendi için değil, babası yüzünden bunları yaşamak zorunda olan, sevdiği küçük ve masum kız içinde yapicakti....
Aralarındaki sessizliği, arabada çalan şarkı Bozuyordu....
" Düştüm...
Etmiyorsun yardım da...
Sanki hep sen vardın da...
Tüm acılarım gizli...
Her tebessümümün ardinda...
Kül oldum yandım da...
Gül oldum soldum da...
İnfazın, yargin da senin olsun...
Kal kırma...
Demir attiğim tek limanimsin...
Uçuruma son bi' adimsin...
Kalmayacak dedim...
Rabbim yalvarırım yaniltsin...
Yine yangınlar, yine ben...
Yine kalsan bul bi' neden...
Yine sarsan kollarına...
Başkasini dilemem...
.
.
.
Akli şarkının tek bir cümlesine takılıp kaldı...
"Yine yangınlar...Yine ben..."
Hiç mi kolay bir şey olmicakti hayatında?
Tüm ömrü savaşmakla geçmişti...
Bazen ailesini korumak için, bazen kazanmak için, bazen de intikam almak için...
Sanmıştı ki bu sefer hayat ona bir şans taniyip, herkes gibi yaşama fırsatı sunucak...
Düşünmüştü ki güzellikle, savaşmadan, yara alıp, kimseyi yaralamadan istediğine ulaşicakti...
Seher'le mutlu, huzurlu bir yuva kurup,ömür boyu sevgiyle birbirine bağlanicaklardi...
Ne olurdu sanki şimdi sevdiği kız ellerinden tutup, gözlerinin içine baksaydi...
"Çok yorulmuşsun, çok kırmışlar seni...." deseydi...
"Yakıp, yıkmayı bırak.... Delirmeyi bırak...
Tut ellerimden gidelim...
Mutlu olalım...
Yaralarını sarayım....
acılarını İyileştireyim ..." deyip, anlasaydi onu...
Hih...Ama bunların hepsinin bir hayalden ibaret olduğunu biliyordu...
Ne Seher ondan böyle bir şey istiyecekti...
Ne de ö intikamindan vazgeçicekti...
O yüzden toparlandi ve hayatının en zorlu mücadelesine kendini hazirladi....
Yan koltuğa doğru eğilip, torpidoyu açtı...
Seher ona yaklaştığını sanıp, hemen kendini geri çekti...
Yaman bunu farkedince, öfkesi daha da büyüdü...
Kendine hakim olmak için gözlerini kapatıp, derin bir nefes aldi ve işine devam etti...
İstediği şeyi bulup , sehere uzattı...
Önce ne demek istediğini anlamayıp, şaşkınlıkla ona baktı...
Ama Yaman'ın " Al hadi" demesiyle, elini korkuyla uzatıp,elindeki ceb telefonunu aldı...
Yaman:" telefonun olmadığını biliyorum... bundan sonra her zaman sana ulaşabilmem için, bunu yanında taşicaksin... Aradığımda hemen cevap verip, sesini duyucam ..... eğer açmazsan, odana gelip bunun hesabını sorarım sana...
Anladın mı beni?..."
Seher çaresizlikle başını " evet" anlamında salladı ...
Yaman:" güzel.... Şimdi eve gidiceğiz ve sen bugün olanlardan hiç kimseye bahs etmiceksin.... İnan bana seni tekrar kaçırıp, bir daha geri getirmemek benim sadece iki dakikami alır... Tamam mı?"
Seher ağlamamak için kendini zor tutuyordu, ama gözleri dolmuştu ve o halde tek bir kelime söyleyebildi...
Seher:" tamam.."
________________________________
Seher
gittikleri yoldan, tekrar geri dönmüştüler ...
Merdivenlerden yukarı kata çıktılar...
hemen odasına gidip, biraz olsun kendini güvende hissetmek istiyordu...
Ama artık doğduğu, büyüdüğü bu ev bile onun için güvenli değildi...
Çünkü tehlike yani başındaydı...
sessiz ve sakin adımlarla,tıpkı avının hiç bir yere kaçamicağindan emin bir avcı gibi, arkasında yürüyordu...
Birden Nadire hanım onları görüp, yanlarına geldi...
Nadire hanım:" seher, kızım nerdesin?... Seni arıyorum bir saattir?"
Seher:" şey.... ben..."
Ne diyeceğini bilmiyordu.... Şimdiye kadar, hayatında hiç yalan soylememişti, hele Nadire annesine asla ....
O sırada adam yanına yaklaşip, ona sorulan soruyu yanıtladı ....
Yaman:" kiler de uyuya kalmış... görünce hemen uyandırıp, getirdim..."
Nadire hanım:" hay Allahım... Nasıl unuttum... sana soylediğim malzemeleri getirmek için gittin değil mi?...tamamen aklımdan çıkmış..... Yoksa orayı kontrol ederdim.... Odanın kapısını çaldım... Ama içeri giremediğim için, senide hiç bir yerde bulamayınca uyudun sandım..."
Nadire annesini endişelendirmemek için, hiç bir şeye itiraz etmeden , gülümsedi...
Nadire hanım, yüzünü ellerinin arasına aldi :" kuzum, gözlerin kıpkırmızı olmuş, uykusuzluktan dimi?.... Bugün işleri ben yaparım ... Sen git dinlen ..."
Sonra yaman'a baktı:" sağol oğlum.... Kızımı bulup getirdiğin için teşekkür ederim.... Sana da sürekli zahmet veriyoruz..."
Yaman,seher'e bakarak cevap verdi:
" ne demek... Her zaman.."
Nadire hanım hiç bir şey farketmeden gülümseyip,seheri alıp odasina götürdü....
Ama adamın sesindeki tehditi sadece seher farketti....
" Her zaman gözüm üstünde... Hiç bir yere kaçamazsın" demek istiyordu....
***************************
Odada yürüyor ve bugün o adam hakkinda, sözde babası olucak adamın hakkında öğrendiklerini düşünüyordu....
Nasıl yapabilmişti bunlari.... Neden?.... Ne için?.....
Demek kendi ailesinden başka bir aileyi daha dağitmişti....
Yaman'ın söyledikleri aklına geldi ... " Binlerce insanı kendi çıkarları için uyuşturucu bağımlısı yapıp, çoğunun ölümüne sebep oldu... Yüzlerce aileyi dağıttı...."
Aman Allahım.... Belki de bu kadar insanın ahını aldıkları için şimdi bu haldeydiler....
Belki bunun için annesi şu anda yanında değildi....
Onun yaptığı günahların bedelini, hepsi oduyurdu....
O adam haklıydı... Yerden göğe kadar haklıydı...
Ama bilmediği tek bir şey vardı... Seherin de tıpkı kendisi gibi bir kurban olduğunu....
Ali Baran Kerimoğlu, kendi kızını bile, zülmünden nasipsiz bırakmadiğini...
Hala annesinin gözünün önünde hayatını kaybettiği günü, çok küçük olmasına rağmen, net bir şekilde hatırlıyordu....
İki eliyle başını sertçe tutup, yere çöktü, gözlerini sımsıkı yumdu....
O anı her hatırladığın da, acı çekiyordu....
*****
Daha çok kuçuktu ... Annesi sürekli sakinleştirici ilaçlar kullandığı için, onunla ilgilenemiyor ve hastaydı...
O gün annesinin doğum günüydü ve seher bir resim çizip, ona hediye ederek, onu mutlu etmeyi düşünmüştü...
Bir kağıda, kendisini, annesini ve babasını el ele, gülümseyerek çizmişti ve annesine göstermek için sabırsızlanıyordu...
Resmini eline alıp, heyecanla odasından dışarı firlamişti...
Ama annesiyle, babasını trabzanlarin başında tartışırken görünce, olduğu yerde donup kalmıştı...
Onu farketmemişlerdi bile...
Annesi sürekli " artık yorulduğunu... Seheri de alıp gitmek istediğini" söylüyordu...
Ama babası onu kollarından tutup çekiştirerek " buna hiç bir zaman izin vermiceğini.... Ömrünün sonuna kadar bu evde kalmaya mecbur olduğunu"
soyluyordu...
Annesi kurtulmak için kendini geriye itiyor ve farketmeden git gide trabzanlara yaklaşıyordu....
Seher bu manzaraya, an be an şahitlik ediyordu...
Birden kavgaları daha da şiddetlendi ve bu itiş kakış yüzünden, bir anda annesi dengesini sağlayamayıp, trabzanlardan kayıp, aşağı kata düştü....
Hala onun ağırlığının yere ulaştığında, yarattığı ses kulaklarindaydi ....
Elindeki resim tıpkı annesi gibi yere düşmüş ve seher aynı an da hem annesini, hem de babasını kaybetmişti....
******
gözyaşlarını silip, ayağa kalktı...
gidip ondan hesap sorucakti...
Hiç kimseye bunları yapmaya hakkı yoktu ...
Şimdi hesep verme vaktiydi...
korkmuyordu artık ondan .... Ne yapabilirdi ki.... En fazla annesi gibi canını alırdı....
______________________________
Yaman
Karşısındaki alçağin ensesine çöküp, gırtlağını sikmamak için çok zor tutuyordu kendini...
Ona olan Öfkesi ve nefreti, her zamankinden daha keskin ve yakiciydi ....
Ama Arif babanın dediği gibi "öfkeyle kalkan, zararla oturur"
O yüzden sakin kalıp, sabr etmeliydi .....
artık onun en büyük sırrını biliyordu....
Onun korktuğu, her kesten sakladığı sırrını....
Ali Baran :" bir sorun mu var?"
Yaman:" sorun değil de... bir şey istemek için geldim.."
Ali Baran :" ne isteyeceksin benden?"
Yaman:" konağın arkasindaki binaya yerleşmek istiyorum..!!!"
Ali Baran :" neden? Kaldığın odada sıkıntı mı var?"
Yaman:" evet ... Hem de çok büyük bir sıkıntı..."
Ali Baran:" nedir?"
Yaman:" kalabalık sıkıntısı .... Hiç sevmem, yanlizliği tercih ederim... Şimdiye kadar, çok bile dayandim..."
Ali Baran :" peki kabul etmezsem?"
Yaman umursamaz bir tavırla:
" o zaman istifa etmek zorunda kalırım..."
Ali Baran hemen masasının yanındaki çekmeceyi açıp, bir anahtar çıkarıp, ona uzattı:
" sakin ol delikanlı... Sadece şaka yaptım.... Tabiki o binada kalabilirsin... Bundan önce evin bahçivani, ailesiyle beraber kalıyordu orada... O yüzden dayalı düşeli.... istediğin gibi de kalabalıktan uzak... Rahat edersin..."
Yaman sakince anahtarı aldı:
" evin korunması açısından da iyi olur, konağın arka kısmının güvenliğini artık ben sağlicam...
Adamlar sadece ön kısmı gözetleseler yeterli..."
Ali Baran:" güvenlik şefi sensin... Sen nasıl uygun görürsen..."
Daha fazla bu şerefsize dayanamazdi, biraz daha kalsaydı, ağzını burnunu kiracakti, o yüzden hiç bir şey söylemeden hemen odadan çıktı..
Ama çıkar çıkmaz seherin, hızlı adımlarla odaya taraf geldiğini farketti ...
Yamani umursamadan içeri girmek istedi, ama hemen kolundan tutup, oradaki boş bir odaya çekti kizi...
Kapıyı kapattı... Ona döndü...
Seher kaşları çatık bir halde:
" çıkmak istiyorum." dedi....
Yaman sinirle:" ne yaptığını sanıyorsun sen?.... Gidip babana her şeyi anlaticaksin dimi?"diye sordu....
Seher kızgınlıkla :" sürekli o adama baban diyip durma... Ö benim hiç bir şeyim değil ... Anladın mı?..."
Yaman şaşkınlıkla kıza baktı... Onu ilk defa bu halde görüyordu.... Sinirden gözleri dolmuş ve kızarmıştı... Yumruklarını sikiyor ve öfkeden yeşilleri koyulaşmişti....
Seher:" ben senin kim olduğunu söylemek için değil.... Ondan yaptıkları için hesap sormaya geldim... Tamam mı?.... O yüzden çekil yolumdan..."
Söyledikleriyle, yaman ne düşüneceğini şaşırmış haldeydi...
Ve seher hiç bir tepki vermediğini görünce, kapıyı açıp çıkmak istedi...
Ama yaman hemen kendine gelip, elini kapıya koyup, tekrar kapattı....
Seher bikkinlikla:" yine ne var?...
Seni ele vermiceğimi söyledim işte... Soz veriyorum bugün olanlardan hiç kimseye bahs etmicem... Bana güvene bilirsin...
Şimdi çıkmama izin ver...."
Yaman:" biliyorum anlatmicağini .... Sana güveniyorum..."
Seher şaşkınlıkla ona bakti:
" gerçekten mi ? ... Ama neden?.."
Yaman hiç bir şey demeden sadece zümrütlerine baktı...
nasıl ona açiklayabilirdi ki bunu..
Kalbinin ona sormadan, küçük bir kızın aşkından yanıp tutuştuğunu.... ne zaman olduğunu farketmeden, ona hayatındaki herkesten daha fazla güvendiğini... Onun temiz kalbine, masum yüreğine, kendinden bile çok güveniyordu....
Yaman:" eğer gitmene izin vermiyorsam, senden şüphe ettiğimden değil.... Onu söylediklerinle uyandırmani istemiyorum... Bırakalım rahatça, iğrenç hayatına devam etsin...."
Seher öfkeyle:" ne yani?... Benden hiç bir şey olmamış gibi mi davranmamı istiyorsun?....
Hayır efendim ... Olmaz öyle şey... Buna izin vermem... O adam sana ve herkese yaptıkları için hesap vericek... Bedel ödeyecek..."
Yaman kendini tıpkı , topunu çaldıkları için, arkadaşlarıni annesine şikayet eden küçük bir çocuk gibi hiss etti....
Ve o küçük çocuk, annesinin onu nasıl koruyup kolladiğini görünce, içi pamuk gibi oldu...
Sehere sevgiyle bakti... Onun kendine yapılanlar için nasıl öfkelendiğini ve göğsünün, sinirden aldığı nefesler yüzünden hızla inip kalktığını görünce tamamen yumuşadı...
Artık seher onun için o adamın kızı değil.... Yamani anlayan, yaşadıği acılar için üzülüp, bunlara neden olan kişiden hesap soran aşik olduğu küçük meleğiydi...
Seher'e yaklaşıp yüzünü avuçlarinin arasına aldı, onu sakinleştirmek için, sert ve kalin sesini yumuşatıp, sevgi dolu bir tonla konuştu:
" sakin ol... Ben sana hiç bir şey yapmicağiz demedim ki.... Sadece şimdi değil dedim.... Aksine biz birlik olup, ona en ağır bedeli ödeticeğiz... Sana söz veriyorum... Sadece biraz sabr et.... Şimdi odana git ve dinlen.... Bugün çok yoruldun..
Ben zamanı geldiğinde yanına gelip na yapmamız gerektiğini anlatacağım sana ... Tamam mı?"
Seher hayretle onun bu anı değişimini izliyordu....
Sanki Sabah gördüğü canavar ö değilmiş de, kendi kafasında kurduğu bir hayalmiş gibi hiss etti bir anda....
Nasıl öfke ve nefret dolu o canavar, şimdi böyle sevgi ve şefkatle ona bakabilirdi....
Hayır.... Kesinlikle sabah yaşadıklari kötü bir kabustan ibaretti.... gerçek olamazdı....
Şaşkınlıktan hiç bir şey diyemedi, sadece tamam anlamında başını salladı ve sessiz, düşünceli bir halde odasına çekildi....