kiskaniyorum

3236 Words
Bölüm şarkısı: Mustafa taş_ fikrim yok _____________________ Bir hafta sonra . . . Yaman Çıldıricakti, yeminle az kalsın çildiricakti... Nedim ve Adamları tam bir aydır Kerimoğlunun kirli işlerinin suç kanitlarini bulmak için yerle göğü birbirine katmişti.... Ama bula bildikleri tek şey onun ufak tefek pisliklerinin dellileriydi... Ve Bunlar onu sadece bir kaç yıl içerde tutabilirdi.... Oysa yaman onun en ağır cezayla yargilanmasinin peşindeydi.... Nedim:"Yaman adam belli ki evraklari çok sağlam bir yerde tutuyor, yoksa şimdiye kadar çoktan bulurduk..." telefonu kulağına daha da bastırdı ve tüm gücüyle bağırdı.... Yaman:" bana ö kanıtları bul Nedimmmmm.... Sana tam bir hafta süre veriyorum... Ya asıl delilleri bulursunuz... Ya da ben oraya gelmeden tek tek kendi kafanıza sikin...." Öfkeyle telefonu kapatıp, koltuğa fırlattı.... İki elinide beline koymuş ve git gide sınırının ateşi harlanarak, bir yukarı bir aşağı gidip kendi kendine konuşuyordu... Yaman:"Ne zaman kurtulucam acaba senden... Ne zaman kendi hayatımı yaşiyabilicem... Hayatımın içine ettin lan, ne zaman duşeceksin acaba yakamdan..." Bunca zaman sonra istediği şeyi elde edememek onu daha da hirslandiriyordu.... Planın neresinde hata olduğunu düşünürken kapı çaldı.... Önce açmicakti, çünkü seher olmadığını biliyordu... Sabahın köründe buraya gelmesi imkansızdı... Ama çalanin ne kadar ısrarcı olduğunu görünce canına tak etti ve öfkesini birinden çikarmaya karar verdi.... Hızlı adımlarla kapıya gitti ve sertçe kapıyı açarken bir yandan da bağırdı... Yaman:" Neeee Varrrrr....?" Kapıdaki adam bu karşılanmayla hiç bir şey demeden dondu kaldı... Ama Yaman'ın bir daha bağirmasiyla kendine geldi.... Yaman:" susmaya mi geldinnnn?" Hiç beklemeden konuya girdi... Koruma:" Ali Baran bey sizi bekliyor efendim... Çalişma odasina gitmenizi emr etti....." Yaman hiç bir cevap vermeden kapıyı şiddetle adamın yüzüne çarptı... Siyah Ceketini alıp giyerken, bir yandan da dilinin altında saydırdı.... Yaman:"İti an, çomaği hazırla... Lüzumsuz herif... sanki koku alıyor... Bak bak bide emr etmiş miş... Sen dur, ben bu emirlerin hepsini tek tek sana yediricem..." . . . Kapıyı çalmadan, izin bile almadan içeri girdi... Ali Baran artık onun bu atarlı hallerine alışmıştı... Sınırlı olduğunda hiç bir şey umrunda olmadığını biliyordu... Istediği dosyalari karşısında ki çantaya yerleştirirken, bir yandan da önünde duran kaşları çatık adama baktı... Canının sıkkın olduğu her halinden belliydi o yüzden lafı fazla uzatmadan konuya girdi... Ali Baran :"bir günlüğüne Adaya gidiyorum, konaktakiler de benimle gelicek... Ben gelene kadar izinlisin... Canin ne istiyorsa onu yap..." Yaman:" nasıl? Anlamadım...!? Korumalar olmadan mi?!" Ali Baran:" evet her yıl iki kez böyle küçük bir seyahat yaparım... Endişelenecek bir şey yok... Gittiğim yer gözlerden ve kalabalıktan uzakta... Hiç bir tehlike yok yani..." Yaman içinden:" benim de çok umrumda ya..." Diye geçirdi... Yaman:" izne ihtiyacım yok" Ali Baran yaklaştı ve omzuna vurarak, imali bir şekilde konuştu:" sen bilirsin... Ben gidip biraz eğlenirsin diye düşünmuştum... Sonuçta genç adamsın, bazı ihtiyaçların vardır.... Hep işte nereye kadar, di mi..?" Tam yaman ağzının ortasına bir tane yumruk çakmaya hazırlanıyordu ki kapı çalındı ve Ali baranin gel demesiyle içeriye Seher girdi... elinde bir tepsi ve kahve fincanıyla... Ali Baran yerine oturdu, seher yaklaştı ve hiç acele etmeden fincani önüne koydu... Ve tüm bu süreç içinde yaman gözünü kırpmadan, tek bir anı bile kaçırmadan bakışını seherin üzerinden çekmedi ve git gide rahatladiğini hissetti... Ali Baran işkillenerek az önce yüzünden düşen bin parça olan adamın, şu anda keyfinin gayet yerinde olmasını izledi... Bu anı değişimin içeri gelen kişiyle alakası olup olmadığına bir türlü karar veremedi.... Bu şüpheyle, bu sefer odadaki kaşları çatık ve rahatsız olan kişi oydu... hemen ayağa kalktı ve onun almasına izin vermeden tepsideki küçük su bardağını aldi ve sanki seher orda fazlaymış gibi sinirle "Nadire nerede? Ö niye getirmedi kahvemi? Çık dışarı hemen " diye azarladı... Seher bu tavira şaşırarak önce karşısında ki adama baktı ve sonra ortada hiç bir sorun yokken ona bu şekilde davranmasına dayanamayip gözleri doldu ve hıç bir şey demeden hizla arkasını dönüp koşarak odadan çıktı.... Ali Baran elinde su bardağiyla öylece ayakta durup، seher'in gitmesini izledi ve Yaman'a bakmadan " ben geri gelene kadar konağın içini kontrol etmene gerek yok , sadece bahçeyi gözetim altında tutman yeterli, sen dahil bütün adamlarin konağın etrafına yaklaşmasını dahi yasaklıyorum..."diye Emir verdi... Ama yüzüne bakmadığı için onun nasıl öfke ve nefretle kendine baktığını ve yumruklarını sıktığını göremedi... ******************** Seher Mutfağin kapısında kendini toparlamaya çalişti, Nadire annesinin onu böyle görüp üzülmesini istemiyordu... İçeri girer girmez Nadire hanım panikle yanına geldi... Nadire:" ne oldu kuzum? Söyledin mi? Ne dedi...?!" Seher umutsuz bir şekilde cevap verdi:" söyleyemedim Nadire anne, misafiri vardı..." N:" üzülme güzel kızım... Bir çaresine bakicaz..." İkiside mutfaktaki masaya oturdular... Seher bir elini çenesinin altına koydu ve canı sıkkın bir şekilde önüne bakti.... Seher:" hiç bir çaresi yok... Yüzümü bile görmek istemiyor..." N:" şimdi ben söyliyim diyicem ama..." Seher Nadire annesinin elini tuttu:" her yıl sen söyliyorsun zaten, ne zaman kabul etti ki... Bu sefer kendim söyleyim belki bir işe yarar dedim işte...." Nadire hanım biraz düşündükten sonra:" senin gelmene izin vermezse bende gitmicem desem..." S:" yok Nadire annem, benim yüzümden sana bir şey yapmasını istemiyorum, zaten bizi ayırmak için fırsat kolluyor... Hadi sen kalk hazırlan geç kalmayın, bende sana yardım ederim...." Nadire annesinin hala endişeyle ona baktiğini görünce gülümsemeye çalişti: " Zaten bir günlulüğune gidiyorsunuz... Yarın sabah burda olursunuz... Hem ben alişkinim... Biliyorsun..." N:" her seferinde seni böyle yalnız bırakıp gitmek nasıl içimi dağlıyor bilemezsin kızım..." Ve bunu söylemesiyle göz yaşlarini daha fazla tutamadi... Seher "hayır" diyerek başini salladı... Nadire annesinin yüzünde ki yaşları silip, ona sarıldı... Her ne kadar onun Kulağina "üzülme Nadire annem, ben iyim..." Dese de, aslında hiç iyi değildi... Daha önce çok yalnız kalmişti bu konakta, hatırladığın dan beri her yıl iki kez Adaya gidilirdi.... Ama ö bir kereliğine bile götürülmemişti.... Aslında asil sorun bu değildi... sorun, bu kez konakta tam anlamına yalnız olmamasıydı... Ama bunu onlara nasıl anlatabilirdi ki... . . . Her kes toparlanmişti... Seher, Ali Baran kerimoğlonun valizini her zaman ki gibi bizzat kendi hazirlamişti... Yolculuğa çikmak için hiç bir eksik yoktu... Önde ki kerimoğlu için ve arkada hizmetliler için ayarlanan siyah araçlar yola koyulmaya hazırlanırken... Ali Baran arka koltuğunda oturduğu arabanın camını açtı ve yanında duran yaman'a biraz tehditkar bir biçimde bakarak " özel uçak'la gidiyorum, yarın sabah erkenden donmuş olurum. Sen her şeye göz kulak ol... Dediğim gibi, evde hiç kimse olmadiği için kontrol etmene lüzum yok..." Kendince ayar verdi... Sonra şöfore gitmesini emr edip, iki araç da konaktan çikti... Yaman arkalarından bakarak dilinin altında sinirle mırıldandı: " sen öyle san..." Telefonunu cebinden çıkarıp arama yaptı... Yaman:" Nedim, şimdi çikti konaktan... Dediğim gibi gözünüzü üstünden ayirmicaksiniz.. Nereye gidiyor, kimlerle görüşuyor an be an bana rapor vericeksiniz... Hepsini bilmek istiyorum... Bu işin içinde kesin bir şey var... Yoksa bu şerefsiz korumaları olmadan helaya bile gitmez..." Nedim:" tamam Yaman, anlaşildi..." Telefonu kapattıktan sonra, gözünü yoldan ayırmadan alçak sesle konuştu: "hadi bakalım kerimoğlu, oyun başlasın..." Ve sonra hiç beklemeden karısına gitmek için yola koyuldu.... ******************* Seher evi toparlayarak içindeki stressi görmezden gelmeye çalişiyordu.... Hep böyle oluyordu... Onun her an geleceğini bildiği anlar, böyle karnına ağrılar sokan, boğazını kurutan, kalbini hızlı çarptıran bir stress ve heyecan oluşuyordu içinde... Ta ki onu görene kadar... Yamani gördüğü an bütün her şey aklından çikip gidiyordu.... Bazen onun yanında zamanın bile nasıl geçtiğini hissetmiyordu.... Ve bu çok garip bir durumdu onun için... Şimdiye kadar tatmadiği, bilmediği bir şeydi bu.... Git gide her şey dahada çikilmaz bir hal alıyor gibi geliyordu... Bütün olaylar onun dişinda gelişiyor ve hiçbir şeye müdahil olamıyor gibi hissediyordu artık ... Tezgahın tozunu alırken duyduğu sesle duraksadı... Artık hiç bir şey söylemesede, ayak sesinden onun geldiğini fark edebiliyordu.... Ne ara olduğunu bilmeden Ayak seslerini ezberlemişti.... Çünkü onun kendine has bir yürüyüşü vardı... Hiç kimseye benzemiyordu... Onun kendinden emin, hoyrat ve güçlü adımları, Sanki her biri "ben burdayım" diye bağiriyordu ... Yaman sakince yanına geldi ve arkasını sildiği tezgaha dayiyarak, öylece hiç bir şey söylemeden yüzüne baktı... Seher içindeki duyguları gizlemek için bir yandan işini yaparken, diğer yandan yaman'a bakarak gülümsemeye benzer bir şey yapmaya çalişti... Ama pek de başarili sayılmazdı... Çunku bilmediği bir şey vardı.... Yaman onun her halini, her mimiğini ezbere biliyordu... Her duygusunu zümrüt gözlerinden okuyordu.... Bu yüzden onu yanıltmak, seherin bu dünyada yapabileceği en son şeydi ... Yaman çok rahat bir şekilde, hiç yasak bir şey yapmiyormuş gibi, sanki kendi evinin mutfağinda durmuş ve kaç yıllık karısıyla konuşuyor gibi lafa girdi.... Yaman:" benim için kadayıf yaparmisin...?" Seher önce şaşırdı, ama sonra şu an da oyalanabileceği en basit şey bu olsa gerek diye düşündü : " tamam yaparım, sen git ben hazır olunca söylerim sana..." Yaman hemen karşı çikti:" hayır burda değil... benimle gel..... orda birlikte yaparız işte..." Tek derdi onunla birlikte vakit geçirmekti... biraz huzur bulmak istiyordu sadece.... Kaç gündür geceleri bile doğru düzgün uyuyamiyordu.... Bu olayları çözmeden, rahatlaya bileceğini de hiç sanmiyordu... Öyle yorgun ve bitkin görünüyordu ki seher hayir diyemedi.... Onun tutması için önüne uzattığı elinin içine narin parmaklarını "olur" manasında yerleştirdi... Ve yaman bu fırsatı kaçırmadan hemen parmaklarını avcunun içine kavrayıp, peşinden arka binaya kadar çekip götürdü.... . . . . Seher dolaplarda ne var ne yok diye kontrol ederken,Yaman bir koşede durmuş onu izliyordu... istediği bir kaç şeyi bulamayınca canı sikilarak dudak büktü ve yaman'a döndü.... Seher:" ama malzemeler eksik, ben gidip hemen eksikleri evden alıp geliyim..." Yaman yaslandiği duvardan bir kaç adım öne geldi... Yaman:" hayır gitmene gerek yok" Seher:" ama böyle yapamam ki" Yaman iki omzunu önemli diğil anlamında yukarı kaldırdı... Yaman:" o zaman başka bir şey yap, neyin malzemesi varsa onu yap..." Sonra biraz durup düşündü ve durgun bir sesle: "Hatta yemek yapmasan da olur... Sadece, benim için bir şey yapmana ihtiyacım var..." Dedi... Seher biraz merak ve biraz da şüpheyle sordu: " ne mesela...?!" Y:" bilmem... Her şey olur..." Seher'in boynuna gözü takıldı: "Ne bileyim, Mesela kolyeni boynundan çıkart, sehpanın üzerine bırak ve bunu senin için yaptım de..." Sonra seherin şaşkin yüz ifadesini görünce, gülümsedi: " Saçmalıyorum, dimi...!? " Seher ortamı biraz değiştirmek için şakaya vurdu.... Seher:" saçmalamak değil de... Acaba sen benim kolyemi gözüne kestirmiş olabilirmisin.....?!" Yaman yaklaştı:" olabilir... Çünkü çok kıskanıyorum seni..." Seher gülümseyerek sordu: " kıskanmak mi...? Neyden?!!!" Yaman gerdaninda ki Annesinden kalma, güneş şeklinde ki kolyesine dokundu... Y:"kolyen den kıskanıyorum seni, boynuna değiyor diye..." Sonra yüzüne düşen perçemi dikkatlice parmaklariyla kenara çekti... Y:"Saçından kıskaniyorum seni, yüzüne değiyor diye...." Baş parmağıyla sağ gözünün kenarını okşadı... Y:"Kirpiklerin den kıskanıyorum, gözlerine bu kadar yakınlar diye..." Seher bir an bile göz kırpmadan, ilk defa içinde hissettiği bu derin duyguyu anlamaya çalişti.... karşısındaki adam kalbine yumuşakça dokunup,Bir anda kelimelerinin inceliğiyle içinde binlerce gül açtiriyordu... küçük bir serçe, güllerden bir tanesinin üzerinde kanat çirpip duruyordu... Ve her çirpinişiyla, o gül boyun eğip içinde biriken sabah çiyini süzülerek yere birakiyordu... Ve kurumuş toprak kana kana o suyu içiyordu.... O kuru toprak seher'in sevgisiz, susuz kalmış yüreğiydi... Yaman:"Daha saymamı istermisin....?! benim seni kıskanmam için başka bir şeye ihtiyacım yok ki.... Ben seni, senden kıskanıyorum..." Dönüp geriye baktığında, ondan önce gerçek manada hiç bu kadar mutlu olmadiğini fark etti... Meğersem, önceleri yaşadiği şey mutluluk bile değilmiş... Bunu onunla geçirdiği her an daha da iyi kavriyordu.... Güzel olan her duyguyu fazlasıyla onunla yaşiyordu.... Yaman yanağini okşadi ve usulca yaklaşarak her zaman ki gibi alnına bir öpücük kondurduktan sonra gözlerine bakarak kısık sesle içinden geçeni dile getirdi... Y:"Ben seni her şeyden kıskanacak kadar, Yanımdayken bile özleyecek kadar, Kaybetmekten delicesine korkacak kadar, Çok seviyorum...." Seher'in tüyleri ürperdi... gözünü yaman'dan ayırmadan elini boynuna götürdü ve kolyesini onun için açmak istedi.... tam açmişken ellerinin arasından kayıp yere düştü ... İkiside ayaklarının önüne düşen kolyeye baktılar... Yaman ondan önce davranıp, eğilerek sevdiğinin en değerlisini yerden aldı.... Kalkarken, kolyeyi de inceledi ... Yaman:" kopçasi kopmuş..." Seher elini uzattı almak için: " sorun değil, daha once de böyle olmuştu, hep boynum da ya o yüzden... Nadire anneme veririm, götürüp düzeltir..." Tam almak isterken, yaman elini çekti.... Yaman:" bundan sonra ben varım, Nadire hanımı yormana gerek yok, ben hallederim..." S:" Ama...!" Yaman kolyeyi cebine koydu: " Amasi yok... Bakarım, tamir olursa tamir ederim... Olmazsa da yeni bir kopça alırım..." Seher:" ama bu kolye altından!" Yaman:" ne olmuş altınsa?" Seher:" yani, yeni bir kopça almak gerekirse pahalı tutar... En iyisi ben Nadire anneme..." Yaman devam etmesine izin vermeden,küçük çenesini iki parmağiyla tutup başini kaldırdı... Yaman:" bir daha böyle bir şey duymamış öliyim... Ben senin kocanim.... Benim neyim varsa aynı zamanda senin... Anlaşıldı mi?!" Bu konuyu bir kez, sonsuza kadar açikliğa kavuşturmak istiyordu... Ve seher başını sallayıp, "tamam" diyene kadar pes etmedi... Geri çekildi ve ellerini bir birine vurdu:" tamam o zaman... bu meseleyi de halletiğimize göre, şimdi bana ne yapacaksın?!" Seher:" kek yapabilirim, eğer seviyorsan tabi.... Pek öyle tatlı yapacak malzeme yok burda da o yüzden..." Yaman:" himmm... Senin elinden yiyeceğim ilk kek... Güzel... Sevdim bunu... Peki O zaman sen başla , ben de bir telefon görüşmesi yapıp hemen yanına gelip yardım edicem sana..." Seher kaşlarini kaldırdı... İşaret parmağiyla yamani gösterdi:" sen..." Sonra kendini gösterdi:" bana... yardım ediceksin...?! Hemde mutfak işi yaparken!" Yaman telefonunu cebinden çikarirken güldü:" tabi... Ne sandın... benim daha bimediğin bir sürü marifetim var... Merak etme... Hepsini tek tek göstericem sana... Kocanla gürür duyucaksin..." Sonrada telefona bakarak mutfaktan çikti.... Seher arkasindan baktı... Bu adamla olduğu sürece, hep böyle mutlu mu olucakti....?!! ***************** Yaman Yaman:" Nedim var mı bir haber?" Nedim:" yaman şüphelerinde hakliymişsin, burda bir şeyler dönüyor...." Y:" nasıl şeyler??!" N:" daha tam emin değilim, ama şu ana kadar anladiğim kadarıyla bu bir tatil falan değil, adam resmen buraya iş yapmaya gelmiş... Belliki birilerini bekliyor... Ne olduğunu anlar anlamaz sana bilgi vericem...." Y:"hizmetçileri de şüphe çekmemek için yanında götürmüş şerefsiz... tamam Nedim, bekliyorum.... Gelişmelerden haberdar et beni..." Telefonu kapattıktan sonra biraz durup düşündü... Ne tür bir manyakti bu adam acaba... Boynunu çevirip, içeriye bir bakiş atti.... Kızını tehlikeye atmamak için mi yanında götürmüyor muydu.... Yoksa umrunda mı değildi... Bir türlü bu bilmeceyi çözemiyordu.... . . . Mutfağa girdiğinde seher çoktan işe girişmişti bile... Yaman omuzunu kapıya yaslayıp bu güzel manzarayı seyre daldi... Tüm dikkatini kekin malzemelerini kariştirmaya vermişti.... Öyle ki Yaman'ın geldiğini fark etmedi bile... Bu işi severek yaptiği her halinden belliydi.... Daha fazla dayanamadı... Sessizce arkadan yaklaşip kollarını beline doladi... Seher irkildi:"Hiiih... Sen ne zaman geldin..." Yaman saçlarini sol omzundan toplayıp tümünü sağ omzuna bıraktı:"Oldu biraz... öyle dalmiştin ki beni farketmedin.... Ben de kendimi hatırlatayım dedim...." çenesini seher'in omzuna yerleştirdi:" Eee neli yapıyorsun...?" S:" havuçlu tarçınlı..." Y:" Himm, şimdiden çok güzel kokuyor..." Seher keki son kez kariştirirken, yaman bir türlü rahat durmuyordu.... sürekli boynunu ve saçlarini köklüyor, gözlerini kapatıp yüzünü pamuk saçlarina sürüyordu... Seher dalga geçerek sordu:"Böyle mi yardım edicektin sen...?!" Yaman bulunduğu yerden gayet memnundu :"Hi- hi... Dokunma bana, ben çok mutluyum..." Ve saçlarindan derin bir soluk içine çekti:" Oooooh" Seher keke baktı:" oldu sanki haaa...? Ne dersin....?" Yaman:" dur bir bakiyim..." Parmağini karişima batırıp yaladı... Yüzünü biraz ekşitti:" bir şey eksik sanki..." Seher panikledi:" bir şey mi eksik...? Eklemem gereken her şeyi ekledim ama ben..." Yaman:" dur bir daha bakiyim..." Parmağını bir daha karişima buladi ve tam seher Neyi unuttuğunu hatirlamak için etrafa bakinirken, belinden yakalayıp kendine çekti ve parmağini dudaklarına surup, dudaklarına yumuldu.... Seher neye uğradiğini şaşirarak gözlerini sikti... Yaman güzelce bir öptükten sonra ve iyice karişimi yaladiktan sonra geri çekildi... Yaman:" doğru... Sen eksikmişsin, şimdi tam oldu..." Seher tekrar kip kırmızı oldu... Konuyu değiştirmeye çalişarak tebessüm etmeye çalişti :" ben keki fırına koyiyim o zaman..." Yaman arkasından durumdan pek memnun, muzipce gülümsedi... . . . Bütün evi tarçinin mis kokusu sarmişti... Olduğu yeri, yuva gibi hissettiren bir kokuydu bu... burada hayat var, onun için sevgiyle emek veren biri var demekti bu yaman için... Güneşin batiş vakitleriydi... Her yer ne tam karanlık, ne de tam aydinlikti... Bu saatlerde yaşam var la yok arasında bir şeydi... Ve tam bu anda yaman mutfaktaki iki kişilik masada oturmuş, radyodan çalan şarkinin eşliğiyle sevdiği kadınla karşilikli kahve içip, kendi için yaptiği keki tadiyordu.... Yine her zaman ki gibi seher fikirlere ,yaman ona dalmişti... Şarki çalmaya devam ediyordu... "Huy benim değil mi tanrı'm? Güzel sevmeli Hem Güzel sevmeli canım... Hem dert çekmeli Derdim yetmiyor Yağmur yağar taş üstüne Bir yar sevdim baş üstüne Sensiz gün doğsa gölgem yok..." Şu anda neler olduğunu bilse yinede böyle sakin oturur muydu karşısında... Ya da o adamla ilgili kurduğu planları bilse... ne yapardı o zaman... Çok şey vardı anlaticak... Bir tek ö anlardı, ama bir tek ona anlatamazdi... Kiyamazdi ki... Nasıl yüzünde ki bu huzuru, bu mutluluğu bozabilirdi ki... Yapamazdi... yapmicakti da... Tüm Bu olayların yerine, aklına öylesine gelen bir anısını ona anlatmaya karar verdi.... Yaman:" bakele" Seher dikkatini yaman'a vererek yüzüne baktı, ama ne demek istediğini tam anlayamamişti : " Ne?!!" Yaman gülümsedi, hem onun tatlı yüz ifadesine hemde hatırladığı güzel hikayeye... Seherin hala öylece ona baktiğini görünce anlatmaya başladi: "Arif babamın.... Hep taktiği Bir yüzüğü var, üzerinde bu kelime yazili... " Bakele" Bir gün merak ettim, sordum... "Baba...?" dedim, "Bakele ne demek...?" O zaman Anlattı hikayesini bana... Eşiyle Daha yeni Evlendikleri zaman, ona ilk "canim" demek istediğinde ar etmiş Arif baba, "Hanım" dese utanmış diyememiş, "vesile" dese çok resmi, soğuk... Ama, kendinden tarafa bakmasını istiyormuş... onu görmesini, onun içini, yüreğini, sevdasını fark etmesini istiyormuş... Anlatacak, dökülecek, gerekirse ağlayacakmiş.... "Baksana" dese olmaz "Bak hele..." demiş, devamını getirebilecekmiş gibi... Bakele diyince eşi dönüp bakmiş. Arif baba bütün söyleyeceklerini unutmuş, öylece kalmiş... Beklemiş, beklemiş... sonunda eşi anlayıp gülümsemiş, elini tutmuş... bakmiş ki baba yutkunup duruyor; "Anladım Arif" demiş... "Anladım... Sen bana bakele de bundan sonra, ben anlarim senin ne demek istediğini." Sonra baba söyledi bana bu kelimenin ne anlama geldiğini; "Canım" demekmiş. "Aşkim" , "bir tanem" , "her şeyim" ,"Ömrümün vâri" , "gözümün nûru" , "kalbim" ve daha yüz binlerce güzel söz demekmiş...." Seher çok etkilendi bu hikayeden, böyle bir aşkin ne kadar güzel olduğunu düşündü : "Bir kelime ancak bu kadar değerli olabilir... Ne kadar güzel seviyorlar miş birbirlerini.... Kendilerine ait sırları, kelimeleri varmiş... " Yaman elini uzatıp, masanın üzerinde ki elini tuttu... Seherin dikkatini kendine çekerek, gözlerinin içine baktı ve sevgi dolu bir sesle : "benim de Bakelem sensin işte.... İstersen eğer bundan sonra bu bizim sırrımız olabilir..." dedi.... Seher gözlerini büyüttü: "olmaz ki ama... Bu Arif babayla eşinin sırrı... Bir gün Anlarlarsa hoşlanmaya bilirler... onlardan çalmış gibi oluruz..." Yaman:"Olur... çok güzel olur hemde... Hem Arif babanın eşi yıllar önce vefat etti... Sen merak etme bunları..." S:"Yaaa, Allah rahmet eylesin..." Y:" anlaştik o zaman?" Seher başini sallayarak gülümsedi:" anlaştik..." Yaman bir anda alnına vurdu: "hay Allah az kalsın unutuyordum..." Seher şaşırdı.... yaman ayağa kalkıp mutfaktan çıktı ve sehpanın üzerine bıraktığı küçük lacivert kutuyu alıp geri döndü.... Kutuyu seherin önüne koyup, yerine oturdu..... Y:" bu senin için..." S:" benim için mi... Ne ki bu...?" Y:" aç hadi" Seher merakla kutuyu alıp açtı... Ama gördüğü şeyle donup kaldı... S:" ama bu..." Y:" sana yaptırdım... İhtiyacın olur diye düşündüm " Seher kutunun içindeki anahtarları eline aldı... S:" nerenin ki bunlar?" Yaman anahtarları elinden alıp bir bir gösterdi.... Y:" bu konağin giriş kapısının anahtarı... Sen de olmadiğini düşünerek yaptırdım... Yoksa varmiydi...?" Seher hiç bir şey demeden sadece "hayır" anlamında başini salladı... Y:" hıh tamam... Diğeri buranın anahtarı... ne zaman istersen buraya kolayca gelebilmen için yaptırdım..." Seher geriye kalan iki anahtara baktı:" peki ya diğerleri?" Yaman gülümsedi:" bunlarda kendi evimizin kilitleri... Çok kısa bir zamanda lazım olucak ne de olsa..." S:" ama ben bunları kabul edemem... Daha diğil..." Y:"Niye....? Ben sana kalbimin kilidini vermişim... Şimdi evimizin kini vermişim çok mu..." S:" ama" Y:" amasi falan yok... Al hadi, bunlar senin artık..." Seherin gözleri doldu:" teşekkur ederim" Öz babası, yıllardır yaşadiği evin anahtarıni bile ona vermeye layık görmemişken, şimdi bu adam daha adımını bile atmadiği yerin anahtarını bir hediye gibi ona teslim etmişti.... Bunun adı neydi... Sevgi mi, güven mi, aşk mı? Bu Adam Daha kaç güzel duyguyu yaşaticakti ona... Daha bilmediği kaç şeyi öğreticekti... Bilemiyordu.... Bildiği tek şey bu huzur dolu anların hiç bitmemesi, Karşısındaki adamın ise hiç bir zaman değişmemesini istediğiydi.... __________________________ . .
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD