Yaman
Yine aynı uçurumun kıyısındaydi, aynı karanlık ve issizlik, ama bu defa ne bir korku ve ne de bir endişe hiss ediyordu, çünkü biliyordu ... Burası onunla buluştuğu aşk mabediydi....
Bu defa sadece sırtını çınar ağacına yaslamış, ayaklarını uzatmiş ve karşısındaki manzarayla yüzü küçük bir tebessüm ve içi büyük bir huzurla kavuşmuştu....
Karşısında sırtı dönük , gözleri kapalı, kollarını iki tarafına açmış duruyordu...
Yüzünde meftun olduğu gülüşü vardı ve sanki bir şeyi bekliyordu, saçları ve beyaz elbisesi rüzgar esintisiyle havada uçuşuyordu...
Öyle ki bu esintinin kaynağı oymuş gibi geliyordu insana...
Kendi kendine düşündü yaman "öyle ya... ne de olsa seher yeliydi adı.... Tabiki de rüzgara emr edicekti...."
Bunları duşunurken birden heryerin azar azar aydınlanmaya başladığını farketti...
İleriye baktı... Korkutucu, karanlık dağların ardından usulca güneşin doğuşunu hayranlıkla izledi....
Sonra etrafına baktı...
Aman Allahım ..... Susuz ve kurak bir çöl sandığı bu yer..... Aslında yemyeşil, güllerle, ağaçlarla dolu cennetten bir parçaymiş meğer...
Karşısındaki bu melek de bu cennete ağitmiş demek.....
Birden sanki aklını okumuşçasina ona döndü....
Gülümseyerek baktı.... Zümrütleri pırıl pırıl di....
Sanki ona gözleriyle" bak... Nasıl güneşi hayatına getirdim... Nasıl dünyanı bir cennete çevirdim" diyordu...
Sonra koşarak yanına geldi.... Oturdu .... Ve babasına nazlanan küçük bir kız çocuğu gibi hemen başını dizine koydu....
Yaman'ın bu çocuksu hallerine içi gidiyordu....
Öyle bir güven ve sevinçle bakıyordu ki Zümrüt ler ona....
Dayanamadı.... Bir eliyle küçük narin elini tuttu... Diğer eliyle de kokusuna hasret olduğu saçlarını okşadı...
Elinin altında ona nazlaniyor ve gülümsüyordu....
Sonra birden gözleri doldu.... Korkuyla ona baktı....
Elini sımsıkı tuttu....
Seher: " Beni hiç birakmicaksin değil mi?.... Hep kotulerden korucaksin değil mi?"
Yaman onun üzüntüsüne katlanamadi, hemen narin elini dudaklarına yaklaştırıp nazikçe öptü....
Yaman:" sakın.... Böyle bir şeyi aklından bile geçirme.... Sen benim mutluluğum, huzurumsun ..... Meğer Ben ömrümce seni ariyormuşum bilmeden.... Meğerse onca acıya sana kavuşmak için katlanmişim... Şimdi onca şeyden sonra bulmuşken hiç bir güç seni benden ayiramaz.... Göğsümde saklicam seni hiç bir kötülük meleğime ulaşamasin diye....."
Sonra sert bir şekilde elinden tuttuğu gibi kaldirdi ve göğsüne haps etti sevdiğini.... başıyla omzu arasındaki mesafeyi kapattı, burnunu boynuna dayadı ve ciğerlerini onun mis kokusuyla doldurdu....
Ömrünün sonuna kadar böyle kalabilmeyi diledi... Artık kime ve nereye ait olduğunu biliyordu....
Sonunda yaşama sebebini bulmuştu... Ve artık hiç kimse onu bu cennetten kovamazdi....
***************
(+18)
Yine herzaman ki gibi kan ter içinde uyandı...
Ama bu defa hayalle gerçeği ayird edemiyor, etrafına bakıp onu arıyordu....
Rüyasına öyle inanmıştı ki... hiç ayrilmicaklarina.... hep yanında olucağina.... Şimdi yanlız başına bir odada uyanmak onu sürgün ediyordu.....
Bir anda gerçeği hatırladı.... Onu bulduğunu.... Bunun bir hayalden ibaret olmadığını... İsterse eğer hemen yanina gidebileceğini... onu görebileceğini hatırladı...
Hemen yataktan fırladı... Gömleğini kaptı ve kapıya doğru gitti..... Kapının kolunu tuttu....
Ama birden durdu ... Ne yapıyordu.... Nereye gidiyordu....
Hem gitse bile ona ne dicekti....
" Pardon .. ben seni rüyalarımda görüyorum ... Ve her gece büyük bir tutkuyla seninle birleşiyorum....
Ve bunun gerçekte olmaması beni çok üzüyor... RİCA ETSEM BENİM OLURMUSUN?" Mu dicekti.
Sirtini Kapıya yasladı... Ve başını kapıya dayadı...
Hıh.... O Zaman kız kesin bir sapik olduğunu duşunecekti...
Ve bir daha da yüzüne bakmicakti.... Hayır.... Böyle olmazdı....
Bir anda canının yanmasıyla kendini farketti....
Erkekliği öyle bir şaha kalkmıştı ki....
Hemen boşalması gerekiyordu.... Yoksa canı daha fazla acicakti...
Tamamen soyundu ve banyoya girdi...
Kalınlığını eline aldı ve bir ileri bir geri hareketleriyle tatmin olmaya çalıştı...
Ama olmuyordu... Bu sefer kendi kendine yetmiyordu....
Derdinin ne olduğunu gayet iyi biliyordu... Bütün benliğiyle şu anda seherin yanında olmasını istiyordu... Hiç bir şey yapmasin... Sadece burda olsaydı .... Ve yaman gözlerinin içine bakarak kendini tatmin etseydi....
Ama bu mümkün değildi....
O yüzden gözlerini kapattı... Ve yanında oluşunu hayal etti....
Çünkü sadece bu şekilde rahatlaya bilirdi...
buradaydı... Yanındaydı ...
Küvetin içinde oturmuş ve onu izliyordu ...
Yaman'ın nasıl onun için delirdiğini... Nasıl ona bakarak kendini tatmin etmeye çalıştığı
Seyrediyordu...
Muhtemelen onu bu halde gormekten utanıp... Kip kırmızı olmuş bir halde gözlerini kaçirmaya çalışacaktı....
Ama yaman " hayirrr..... Bana bak.... Gözlerini benden ayırma" diye bağırdı....
Çok yakındı...sırtını duvara yaslamış.... Ayaklarını açmış.... sertçe erkekliğini tutmuş ve hareket ediyordu... Her an gelebilirdi....
Aman Allahım.... Onu sadece böyle hayal etmek ona bu kadar iyi geliyorsa.... Kim bilir eğer gerçekte böyle bir şey olsa ne olurdu .... Sanırım mutluluktan aklımı kaçiririm diye düşündü.....
Yaman:" sen benimsin.... Sadece benim... Sadece bana böyle bakabilirsin... Beni böyle izleyebilirsin..... İzle beni.... Lütfen... Senin için ne haldeyim.... Ah.... Seherim .... meleğim benim.... Seheeeeeeeeeeeeeer."
Ve sonunda onun adını bağırarak boşalmıştı....
Nefes nefese kalmıştı...
Küçük bir duş alıp, havluyu beline sararak banyodan çıktı....
Yatakta oturdu....
Çok tuhaftı....
Her zaman böyle bir doyum yaşadıktan sonra, çok öfkelenirdi...
Sanki böyle bir duygu ya sahip olduğu için kendine kızardı...
Ama bu sefer.... Çok sakin ve huzurluydu....
Ve bu onu çok şaşirtiyordu.....
Aynanın önündeki kutu gözüne çarptı... Kalkıp kutunun yanına gitti....
Kapağını kaldırıp, kurabiyelerden birini alıp yemek istedi....
Ama kiyamadı ... Seherin o küçük elleriyle onu düşünerek bu kurabiyeleri yaptığını düşündü... İçi gitti.... Nasıl yiyebilirdi ki, kiyamazdı...
Sonra masanın üstündeki notu aldı ve tekrar okudu... Defalarca okumuştu.... Ve her seferinde daha da hoşuna gidiyordu...
Bunun seherin elyazisi olduğunu düşünerek tekrar kağiti okşadı....
Sanki onun parmaklarina dokunuyormüş gibi okşadı o satırları....
Başını kaldırdı....aynaya baktı... bir anda gözü yüzündeki gülümsemeye takıldı....
Sonra aşağıya baktı .... Vücudundaki yüzlerce yarayı farketti gözü.....
Tekrar Gözlerinin içine baktı....
Bir anda içinde.... Yureğinin derinliklerinde bir şeyin yıkıldığını hiss etti....
Hayır... Nasil yapabilmişti bunu.... Nasil duşunebilmişti...
O kadar güzel.... saf ve temiz .... Masumluğu her halinden belli olan bir kız... Hiç ona bakarmiydi....
Onun gibi çirkin....
Her suça bulaşmış...
Nefret dolu ve öfkeli bir adama bakarmiydi hiç.....
Ne sanmıştı.....
Onun o kıza bir şeyler hiss etmesi yeterlimiydi....
Nasıl aklından geçire bilmişti.... Nasıl hayalini kurabilmişti....
Eğer o bir kez bile bu paramparça tenini gorseydi... Ona dokunmak yerine.... Korkudan bayilirdi.....
Evet .... kesinlikle... O yanında kendi gibi saf ve temiz birini isterdi....
Onun gibi vahşi bir canavarı değil ....
Bu fikir.... Kendinden başka birinin onun yanında oluşu.......
Dayanamadı.... Hemen burdan çikmaliydi.... gitmeliydi... Yoksa çok korkunç şeyler yapabilirdi....
Hemen üstünü giydi.... Arabasına atladı..... Ve her zaman yanında sakinleştiği, ona yol gösterdiği kadim dostuna gitti....
______________________________
Yine buradaydı....
Babasından sonra ona ve abilerine sahip çıkan... Kol kanat geren.... bazen baba, bazense dostu olan Arif baba sina gelmişti yine....
Eşi ve iki kızını kaybettikten sonra, bütün malvarlığını, şan şöhretini bir kenara koyup ve bir
Orman patika sında küçük bir Köftecisi vardı Arif babanın...
Eğer şu anda hayattaysa, yaşayabiliyor ve tüm düşmanlarını yene bilmişse bu Arif babanın sayesindeydi....
Bu alemde ne biliyorsa hepsini ondan öğrenmişti....
Babası Yusuf kırımlı başarılı ve zengin bir iş adamıydı.... Ama bütün bunlar o kadına yetmemiş ve babasını aldatmış ti.... O kadının gidişi ve babasının intihar etmesiyle, bütün iş ortakları akbaba gibi üç yetim çocuğun başına uçuşup , hiç birinin Reşid ya da bir akrabalarının olmamasıyla bütün mal varlıklarına el koyulmuş ve üçü de yetimhaneye sevk edilmişti.....
Daha o zamanlar ziya 15, yalçın 13 ve yaman 10 yaşındaydı ....
Tam bir yıl yetimhanede kalmıştılar.... Ama sonra bir kaç görevlinin ziya'ya tecavüz etmeye çalışması ve Yaman'ın onu koruyup bir görevliyi biçaklamasiyla oradan kaçmiş ve tam iki yıl sokak hayati yaşamişlardi ....
Sonra işte o yıllarda Arif babaya raslamişlardi....
Yaman ve yalçın onun yanında işe başlamış ve abileri ziya'ya bakmişlardi .....
Sonra ziya Reşid olup 18'e bastığında, dava açıp servetlerini geri almaya çalışmışlardı ama ziyanin aklı sorunları olduğu için yine o sırtlanlar kazanmışti....
Bu olay yamani öyle öfke ve hırs dolu biri haline getirmişti ki gece gündüz demeden çalışmış ve daha kendisi 15 ve abisi yalçın 18'e bastığında kendi şirketlerini kurmuş ve sonra da Arif babanın yardımıyla dava açmış ve bu sefer kazanmişlardi...
Artık o üç yetim çocuk değillerdi....
Artık her şeye sahiplerdi....
Ama bu yamani hiç bir zaman durduramadı....
Gün be gün daha yükseklere ilerliyor ve başarıdan başarıya koşuyordu....
Ama kendisi hep arka planda kalıp, abisini göz önünde bulundurmayi seçti...
Sonrada yalçın abisi, Arif babanın Küçük kızı kevsere sevdalanmiş ve 25 yaşında evlenmişler di .....
Ama kendisi hiç bir zaman gönül işlerine bulaşmadi...çünkü onun başka planları vardi..... onun derdi intikamdi ....
O yüzden Arif babadan bütün yer altı dünyasının karanlık işlerini öğrenip... Sonrada onlara o zor günleri yaşatan akbabalardan teker teker intikamını almıştı....
Bu nedenle iş dünyasındaki bütün isimler, sadece yalçın kirimliyi tanır ve bilirlerdi....
Ve Yaman kirimli sadece karanlık ve korkunç biri olarak bilinir ve kimse onu tanımazdı...
Bu yüzden şimdi kolaylıkla Ali Baran kerimoğlünun inine sızmış ve rahatlıkla dolaşabiliyordu... abisi vefat ettikten sonra bile ortaya çıkmamış ve bütün işleri avukatı olarak Nedim'e devretmişti ....
Çünkü bu hayatta sadece tek bir amaç için yaşiyordu...
Oda ailesini dağıtan... Babasının ölümüne sebep olan o adamdan intikam almaktı....
Ama hiç bir zaman böyle duygularla yuzleşeceğini düşünmemişti ... Hemde amacına ulaşmaya bu kadar yakınken.... Hemde Duşmanin ininde .... Hayatının aşkıyla karşılaşmayi beklemiyordu...
Oysa ki Arif baba ona hep" büyük konuşma evlat.... Bir gün öyle bir yerde bu derde düşersin ki...
Derdinin devası için kendinden bile vazgeçersin de ... Ondan vazgeçemezsin..." Derdi ....
Karşısında durdu....
Arif baba başını kitaptan kaldırıp şaşkınlıkla ona baktı...
Perişan bir halde .... derinlerin den çıkan boğuk bir sesle "SANİRİM YİNE HER ZAMAN Kİ GİBİ SEN HAKLİ ÇİKTİN BABA."
Demişti......