Karanlığın içinden çıkan varlık elini bana uzattığında, parmaklarının arasında çocukluğumun yüzünü gördüm. Yedi yaşındaki hâlim, kırmızı kapının önünde duruyor, annemin arkasına saklanmaya çalışıyordu. Yüzümdeki korkuyu tanıdım. O korku yıllar boyunca rüyalarımda büyümüş, doktorların verdiği isimlerin ve ilaçların arasına saklanmıştı. Şimdi ise başka bir bedenin avucunda duruyordu. “Bana dokunma,” dedim. Varlık elini geri çekmedi. “Ben sana dokunmuyorum. Seni sana gösteriyorum.” Lucien önümde durdu. Omzundaki bandaj yeniden kanlanmıştı. “Elara’dan uzak dur.” Varlık başını ona çevirdi. Yüzü olmadığı hâlde gülümsediğini hissedebiliyordum. “Senin dur demen, kapının kapanacağı anlamına gelmez.” “Ben kapı değilim.” “Hayır. Sen kapının korkususun.” Lucien’in göğsündeki siyah çizgi hareket etti.

