İdil, yaklaşık bir saat süren hastane dönüş yolunda tek kelime etmemişti. Aslına bakarsa Aras’ta ona takılmamıştı. Lüks spor arabanın içinde giderken denizi izlemiş ve sesiz kalmıştı. Daha önce bu kadar lüks bir arabaya binmediği için oldukça garip hissettiği gerçeğini atlamamıştı. Araba cidden mükemmeldi. Masmavi bir renkte markasını bile bilmediği spor arabanın ön koltuğunda oturuyordu ve sadece ön koltuklardan ibaret olan arabanın hızından korkmuyor değildi. Daha önce bu kadar lüks bir arabaya binmediği gibi bu kadar hızlı bir arabanın içinde bulunduğu zamanı da hatırlamıyordu. Hem ne diye bu kadar hızlı kullandığını ise kesinlikle anlayamıyordu. Gerçi biraz tahmin edebiliyordu. İdil ve Aras hastaneden çıkmadan hemen önce ilaçları verilmişti. İlgili olan hemşireler tarafından nasıl ku

