39

444 Words

"Işıl!" diye bağıran Tunç'u umursamadan saçlarını çekmeye devam ettim. "Işıl deme bana!" "Ne diyeyim? Mahmut mu diyeyim? Adın Işıl ya kızım!" "Sus," dedim bir elimi sarı saçlarından çekip alnına vururken. "Ben ne diyorsam o olacak! Barışacaksınız diyorsam barışacaksınız!" Oturduğu sıradan kalkmaya, ellerimden kurtulmaya çalışıyordu ama izin vermiyordum. "İyi de barışacaksınız demedin ki?" Saçlarına asılmaya bir saniyeliğine ara verdim ama ellerimi saçından çekmeden ona doğru eğildim. "Demedim mi?" "Hayır." "İyi o zaman," dedim tekrar doğrulup saçlarını çekerken. "Şimdi diyorum. Barışacaksınız! Yoksa bu sarı saçlarını tek tek yolana kadar bırakmam." Şu an sınıfta olup bize bakanlar arasında bulunan Şule zillisine döndüm. "Bundan sonra sıra sana gelecek esmer muşmula, kaçsan iyi eders

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD