[3 yıl önce, 25 Şubat]
Yurdun bahçesinden çıkıp, üzerimde ki montuma iyice sarındım.
Hava yine buz gibiydi.Kolumdan kayan, içinde kitaplarımın olduğu çantamı düzeltip elimi tekrar montumun cebine soktum.
Karların erimesi, yolları çamurlaştırmıştı.
Arabalar hızla geçip yoldaki pis su birikintilerinin etrafa sıçramasına sebep oluyordu.
Otobüsümü beklediğim durağa doğru yürüdüm.On beş dakika sonra otobüs bekleyen insanların arasına karışıp gelen araca binip en arkalara doğru,oturabileceğim bir yer bulup, kablolu kulaklığımı eski model telefonuma takıp favori parçalarımdan oluşan müzik albümünü açtım.
Aradan geçen dakikaların ardından otobüs fakültenin yakınında ki durakta durmuştu.
Aşağı inip,buz gibi havanın yüzüme çarpmasından dolayı titreyerek fakülteye doğru hızlı adımlarla ilerledim.
Dersim erken başlayacaktı bugün.
İkinci döneme girmiştik ve programda değişiklik yapılmıştı.
Koridorda ki kalabalığı aşıp dersimin olacağı sınıfa girdim.
Biraz geç kalmıştım ve içimden hocanın daha gelmemiş olmasını diliyordum.
Ama dileklerimin kabul olamadığını içeri girince bana kınayan bakışlar atan, ceza hukuku hocası olan Yunus Hoca'yı görünce anladım.
"Özür dilerim hocam girebilir miyim? "
"Geç, Deren"
Ayaklarımı hareket ettirip, sınıfa göz attım ama çoğu yer doluydu.Hocanın gözüne daha fazla batmamak için hızla duvar dibinde ki arka sıralarda gözüme kestirdiğim boş yere geçip aynı hızla oturdum.
Üzerimdeki montu çıkarıp arkamda ki sandalyenin arkasına astım.Çantamdan aldığım gerekli kitap ve not aldığım defteri de sıranın üzerine koyup çantayı da montumun üzerine astım.
Ve o an fark ettim bana bakan delici lacivert gözleri.
Evet lacivert.
Daha önce hiç böyle bir göz rengine rastlamamıştım.
Rengi hem çok güzeldi hemde içime anlamlandırmadığım bir ürperti sarmıştı.
Daha fazla bakarsam sanki beni içine çekip boğacak gözler.
Hızla gözlerimi kaçırıp önüme döndüm.
Gözümün önüne gelen saçımı kulağımın arkasına ittim.
Aradan bir kaç dakika geçti.Derse odaklanmaya çalıştım ama yanımda oturan lacivert gözlü çocuk yüzünden mümkün değildi.
Buraya oturan kafama lanet ettim.
Gözümün ucuyla baktığımda, şükürler olsun ki bana değil , tahtanın önünde ki hocayı dikkatli gözlerle dinlediğini gördüm.Önündeki sırada hiçbir şey yoktu.Not almıyordu.Ama o kadar dikkatli dinliyordu ki sanki kafasının içine not alıyormuş izlenimini veriyordu.
Yan profilden yüzü o kadar kusursuz görünüyordu ki bir erkeğin bu kadar güzel olmasına şaşırmıştım.Keskin yüz hatları, kusursuz kavisli burnu, dolgun dudakları...
Ve şaşırdığım bir şey daha
Ben onu incelemiştim.İlk defa bir erkeği bu kadar dikkatli gözlerle izlemiştim.
Ve bunu göz ucuyla yapmıştım.Umarım anlayıp rahatsız olmamıştır.
Şaşkınlık ve utanç içinde kafamı çevirdim.
Dersin sonuna kadar kafamı asla sol tarafıma çevirememiştim.Bunu yapamazdım.Bu zamana kadar hiç bir erkek dikkatimi çekmemişti çünkü.Neden şimdi bu lacivert gözlü çocuğa bu kadar dikkatli bakmıştım.
Fakültede ki kızlara göre hayatımın sonuna kadar yalnız yaşayacak bir buzdolabıydım.Erkekler ilgi alanıma girmiyordu.Çünkü hayatım yeterince yorucuydu ve bir erkeğe ayıracak vaktim yoktu.Yalnız olmaksa benim için hiç problem olmamıştı.
Haftasonları garsonluk yaptığım bir kafe vardı.Sabah sekizden akşam dokuza kadar orda çalışıyordum.Hafta içinde ise part-time olarak iki gün gittiğim bir pastanede pasta yapıyordum.Çalışmak zorundaydım çünkü hukuk fakültesinin kitapları çok pahalıydı.
Herşeyle tek başıma mücadele ediyordum ve bu yaşantıma bir erkek arkadaş istemek benim için en son şeydi.
Ama bu benimle tanışmak isteyen erkeler için bir engel değildi.Neyse ki soğuk ve umursamaz tavrım ilk andan onları hemen vazgeçirebiliyordu.
Dersin bittiğini söyleyen hocayla,derin bir nefes aldım ve oturduğum yerden kalkıp masanın üstünde ki eşyalarımı çantama koyup, montumu giymeden koluma atıp sınıftan çıkmak için arkamı döndüm.
Kantinin olduğu kata inip kantinciden bir kahve ve tost istedim.
Hazır olan kahvemi ve tostumu alıp cam kenarı olan bir köşeye geçip oturdum.Ellerimdekileri masaya bırakıp bir sandalye çektim ve oturdum.
Yan masadaki kızların konuşmaları bir an için dikkatimi çekti.
"Evet diyorum ya kızım.Yatay geçişle geçmiş.Düşünebiliyor musun Cihangir Karaaslan bizim fakültede"
dedi kız heyecanlı ve sonlara doğru hülyalı sesiyle.
Sonra diğer kızın sesi geldi kulağıma.Onlara hiç bakmıyordum ama o kadar hararetli sohbet ediyorlardı ki yükselen seslerinin farkında değillerdi.
"Boş hayallere dalma canım.O adam bize bakar mı sence.Görmedin mi i********:ında yanında ki kızları? "
"Aman,hemen katlet hayallerimizi sende Ceyda.İki hayal kuralım dedik iyiki"
dedi sesinde ki umutsuzlukla.Sanırım fakülteye bu dönem gelen bir çocuğu çok beğenmişlerdi ve onlar için ulaşılmaz bir popülaritedeydi.Daha fazla kulak misafiri olmak istemedim bu konuşmalara,ayağa kalkıp yediğim tostun kağıdını bitmiş karton çay bardağının içine sıkıştırdım ve kantinin çıkışına yöneldim.Kapının önünde ki çöp kovasına elimde ki çöpü attım. Çantamın askısını koluma atıp bir sonra ki dersime girmek için üçüncü kattaki sınıfa doğru yürüdüm.
...
Ertesi gün, fakültede Yunus Hoca'nın beni çağırması üzerine ders sonrası odasına gidiyordum.
Koridoru geçip ikinci katta ki odasının önüne geldim.Siyah kot pantolonunun üzerine giydiğim siyah kazağımın kollarını çekiştirerek kapıyı çalıp gel komutuyla birlikte içeri girdim.Çantam ve montum kolumdaydı.
Yunus hoca masasında oturuyordu ve masanın hemen karşısında olan siyah deri koltukta da oturan bir adam vardı.
Sırtı bana dönüktü ve arkadan sadece giydiği siyah montu ve siyaha yakın kahverengi saçları görünüyordu.Öğrenci olup olmadığını anlamamıştım.Odaya girdiğimden beri dönüp bakmamıştı bu tarafa.
"Hah!Gel Deren seni bekliyorduk bizde"
Yunus hocanın konuşmasıyla hala kapının önündeki bedenimi hareket ettirip bir kaç adım daha ileriye yürüdüm.
"Buyurun hocam" dedim saygılı bir tavırla. Yunus hocayı çok severdim.Katı biriydi ama beni sevdiğini ve başarılı olduğumu her seferinde dile getirirdi.
Onun derslerinden geçmek bir hayli zordu.Bu yüzden fakültedeki çoğu öğrenci sevmezdi onu.Ama benim için yeri tartışılmazdı.
"Geç bakalım otur şöyle dikilme ayakta"
dedi karşısında ki diğer boş sandalyeyi işaret ederek.Adımlarımı hareket ettirip karşı sandalyeye doğru,önümdeki adamın yanından geçerek oturdum.Sandalyeye oturup kafamı önümdeki adama çevirdiğimde yutkunmak zorunda kalmıştım.
Bu oydu.
Dün yanına oturmak zorunda kaldığım çocuktu.
Göz göze geldiğimizde yine karanlık bir okyanus gibi olan lacivertleri dikkatimi çekmişti ilk.Şaşkınlığımı belli etmemek için yüz ifademi sabit tuttum.Keskin yüz hatları oldukça ciddiydi ama onun da gözlerinde şaşkınlık yakalamıştım.
Yunus Hoca'nın konuşmasıyla ikimizde kafamızı ona çevirdik.
"Evet gençler daha tanışmadıysanız Cihangir , Deren. Deren bu da geçen hafta İstanbul'dan yatay geçişle fakültemize gelen Cihangir. Şimdi asıl konumuza gelelim sizi niye buraya çağırdım."dedi masasındaki kağıtları aradığı şeyi bulamıyormuş gibi karıştırmaya başladı.
Cihangir.
Adını bir yerde duymuştum sanki ama nerede duyduğumu hatırlamıyordum.
"Memnun oldum"
dedi sağ elini ortamızda bulunan sehpanın üzerinden bana uzatıp.Sesi o kadar farklı bir tondaydı ki, gırtlaktan gelen ama aynı zamanda yumuşak notaları da olan bir müzik aletine benziyordu.
"Bende" dedim sol elimi uzatıp bana uzattığı elini tutarken.Gözlerime o kadar dikkatli bakıyordu ki o an ne düşündüğünü merak ettim.Kaçamak cevabım üzerine dudağının kenarına hafifçe yukarı doğru kıvrılmıştı.Alaycı bir gülüş müydü yoksa samimi mi anlayamamıştım.Elinin içinde ki elim avucundan ve parmaklarından yayılan sıcaklıkla bir kaç saniye içinde bile hemen ısındı ama daha fazla uzatmadan elimi hafifçe kendime çekmiştim.
"Ah!Buldum işte"dedi Yunus Hoca sonunda aradığı kağıdı eline alarak.İkimize de birer kağıt uzatıp konuşmaya başladı.
"Elinizde ki kağıtta yazan şey dönem sonu ödeviniz.Dönemin sonunda konu üzerine bir sunum yapacaksınız.Tabi mecburi değil ama kabul edeceğinizi umuyorum.Ve elbette ki ceza hukuku dersinden yüksek notla geçeceksiniz.Fakültemiz açısından da oldukça önemli bir çalışma bu.Çalışacağınız konular kağıtta detaylıca sıralanmış.Bu derste ki not ortalamanıza bakılarak seçildiniz.Ortak bir çalışma anlayacağınız üzere, birlikte çalışacaksınız."
Yunus hoca lafını bitirdiğinde tekrar göz göze gelmiştik.
Kararsız bakışlarımla elimde ki kağıdı inceledim.Karşımda,adını yeni öğrendiğim Cihangir'de dizinin üzerinde koyduğu eliyle tuttuğu kağıdı inceliyordu.Bu sunumu kabul etmem,ceza hukuku dersini geçmem demekti.Ama ortak bir çalışmaydı. Bu da demekti ki çok sık olmasa da dönemin sonuna kadar aralıklarla yan yana gelecektik.Nasıl olacaktı bilmiyorum ama yine de her şeye rağmen red edemeyeceğim bir teklifti.Ceza hukuku dersinde en yüksek ortalamalardan birine sahip olsamda,Yunus hocanın beni seçmesi ve benim onu red etmem mümkün değildi.
"Tamam hocam, ben kabul ediyorum benim açımdan bir problem yok."
Cihangir'in konuşmasıyla,kafamı düşündüğüm kağıttan kaldırıp oma baktım.Gözlerimin içine merakla bakıp ne cevap vereceğimi bekledi.
Gözlerimi ondan çekip hocaya baktım.
"Olur hocam, bende kabul ediyorum."
Benim de cevabımla Yunus Hoca ikimize de memnun bakışlarla baktı.
"Pekâlâ, siz artık çalışma saatlerinizi kendi aranızda ayarlarsınız çocuklar.Zaten daha çok zamanımız var.Benim derse yetişmem lazım çıkarken kapıyı kapatmayı unutmayın."
Ayağa kalkıp elinde ki hukuk kitabıyla odadan çıktı.
Yunus hoca çıktıktan sonra Cihangir ayağa kalktı.Ayağa kalkınca bir an dev gibi göründü gözüme.Karşısında kendimi çok küçük hissettim.Boyu gerçekten çok uzundu.Gözlerini yüzümün her zerresinde dolaştırıp konuşmaya başladı.
Neden bu kadar dikkatli bakıyordu?
"Tamam,benim yarın dersim var, sende fakültede olacaksan konuşuruz Deren"
dedi adımın üzerine basarak.
"Tamam,görüşürüz" dedim bende ayağa kalkarak.Bu dikkatli gözlerden gözlerimi kaçırma isteğine engel olamadan.
Bana hafifçe gülümseyip odadan çıktı.