Serdar Eve girer girmez sırtımdaki montu öyle bir fırlattım ki, koltuğa değil duvara asılı tabloya isabet etti. “Hop, gene Picasso’ya kıydık,” dedim kendi kendime, aynaya bakarken. Saçım darmadağın, yüzümde yirmi saatlik mesai yorgunluğu. Ama bu suratla bile yakışıklıyım be! Kaşlarımı kaldırıp aynaya sırıttım. “Yalnız senin gibisi zor bulunur Serdar Reis,” dedim, parmağımla aynayı göstererek. "Sen piyasa değeri paha biçilemez bir esersin." Bir yandan kemerimi çözüp bir yandan da içimden söyleniyordum: “Az kalsın ağzına sıçacaktı komutan. Oğlum biraz daha dikkat et, Emir komutan vursa direkt yere serilirsin. Hadi lan, önce duş, sonra cilt bakımı. Temizlik imandan gelir.Ve yakışıklılık, düzenli bakımdan.” Banyoya girer girmez cennete düşmüş gibi hissettim. O buharın arasında sanki

