EYLÜL Söylediği kelimeler zihnime birer balyoz gibi indi. "Hemen şimdi alt kattaki adamlardan birini çağırabilirim," dediğinde, damarlarımdaki cayır cayır yanan kanın saniyeler içinde donduğunu hissettim. Gözlerim dehşetle açıldı, bacaklarımın arasındaki sıcak ve davetkar ıslaklık yerini keskin bir soğuğa bıraktı. “Sen... Sen ne diyorsun?” dedim dehşet içinde, sesim nefretle çağlarken. “Bunu yapmazsın. Bu kadar alçalamazsın!” Kadife kelepçelerin içinde delice çırpınmaya başladım. Bileklerimi sarsılmaz tutuşun içinden söküp çıkarmak, kaçmak, saklanmak istiyordum. Az önce arzuyla kıvranan bedenim, şimdi bir avcının karşısında donup kalmış yaralı bir hayvan gibi kasılmıştı. Sancak ise yerinden milim kıpırdamadan, karanlıkla tutuşmuş gökkuşağı hareleriyle tepkimin her anını dikkatle izliyor

