SANCAK Eve girdiğimde, koridorda yankılanan sessizlik Eylül'ün yine odasında olduğunu ilan ediyordu. Hala ev içinde gezmeye yeltenmiyor, burayı yuvası olarak kabullenmeyi reddediyordu. Merdivenleri çıkarken üzerimdeki rutubet kokusundan bir an önce kurtulmak istiyordum. Odaya girdiğimde Eylül’ü pencerenin önünde, dünyadan elini eteğini çekmiş bir azize gibi buldum. Bakışları usulca bana kaydı, yüzümü kısaca dolaştıktan sonra gömleğime inen bakışlarıyla yüzünü buruşturdu. Bakışlarımı gömleğimin yakasına indirdim. Birkaç ufak kan lekesi vardı. Neşter yüzünden sıçramış olmalıydı. “Ölmedin demek,” dedi gözlerini yeniden yüzüme kaldırırken. “Dua etmedim desem yalan olur.” Sırıtarak ona doğru yürüdüm. Ne olduğumu bildiğinden saklama ihtiyacı da duymadım doğrusu. Arkasına geçip ellerimi kolt

